Hep alkışlanmak istiyorlar!

Abone Ol

İktidar sözcülerinin eleştiriye hiç tahammülleri yok!

        Hep alkışlanmak istiyorlar!

        Alkışlayanlar, onların nezdinde “makbul kişi” oluyor!

        Eleştirenler ise hemen “istenmeyen kişi” olarak ilan ediliyorlar.

        Önce “gözaltılar”, sonra ise “tutuklamalar” yaşanıyor!

        Tutuklananlar “ne yapmışlar” diye meraklanıyoruz.

        Hakaret falan yok, sadece eleştirmişler!

        Eleştirenler hemen “hain” olarak adlandırılıyor ve “düşman” olarak görülüyorlar.

        Oysa bizim “dost acı söyler” gibi güzel deyişlerimiz var.

        Dost acı söyler, yani gerekli hallerde eleştirir!

        Her yapılanı alkışlayanın dostluğu tartışılmalıdır!

        Ve niçin böyle yaptığı araştırılmalıdır!

        Eleştirdiler diye herkesi hain ilan edenler, aslında bindikleri dalı kesmeye başlamışlar demektir.

        Yapılan yanlış söylenmezse insan doğru yolu nasıl bulur?

        Sadece kendi aklına güvenen, sadece ben bilirim diyen aslında karlı bir havada yolunu kaybeden adam gibidir.

        Karlı havada yolunu kaybeden adam, bir süre sonra kendi ayak izlerini başkasının ayak izi sanarak biri buradan geçmiş ben de peşinden gideyim der ve kendi ayak izlerinin ardına düşermiş.

        Ve sonunda kendisini bekleyen akıbet soğukta donmak olurmuş!

        Eleştirilerden rahatsızlık duyanları, bunun için bindikleri dalan kesenlere benzetiyoruz.

        Hazır birileri yaptıkları işlerden dolayı kendilerini eleştirmiş ve onlara doğru yolu hatırlatmışken bunu dikkate almamalarının bedelini ağır bir şekilde ödemek zorunda kalabilirler.

        Hakaret boyutuna varmayan her eleştiri baş tacı edilmelidir.

        Ve o eleştirilerden istifade etmeye çalışılmalıdır. Eleştirenler düşman gibi değil, dostların en sağlamı olarak görülmelidir.

        Eleştirenleri gözaltına almak, dahası tutuklamak, yapılan hataları ortadan kaldırmıyor ki!

        Aksine böylesine sert ve katı davranışlar, yapılan hataları ikiye, üçe katlıyor!

        Hatasız kul olmayacağı için hatası söylenen kul kendisini ikaz edenlere en azından bir teşekkür borçlu değil midir?