Hem vuruyor hem de gürültü kopartıyorlar

Abone Ol

Toplumda bir gerilimin tırmanmakta oluşunu herkes görüyor ve bundan rahatsız olmayan yok. Ne var ki, gerilime sebep olanlar ve tırmandıranlar, belki de gerilimden yarar umanlar  "Gerilim tırmanıyor" diye en çok bağıranlar oluyor.

Aslında bu ülkede bir taraf, sürekli olarak olay çıkarmanın peşinde koşar  ama ben sizlere  bugünkü noktaya nasıl gelindiğini hatırlatmak istiyorum.

AKP 2002 seçimlerinde milletten başörtüsü sorununu çözeceğini söyleyerek oy istedi. Ve millet bu partiyi tek başına iktidar yaptı. Ne var ki AKP bir seçim döneminde başörtüsü konusunda bir adım bile atmadı. Bunu da ortamı germemek olarak izah etti. Yani AKP sırf ortamı germemek için millete verdiği sözü bir seçim dönemi yerine getirmekten uzak durdu. Bunun dışında bizim bilmediğimiz AKP nin başka düşünceleri var mıydı elbette bilemiyoruz. Ama millete açıkladıkları gerekçe, toplumu germemekti.

Bir seçim dönemi geride kalıp ikinci defa AKP ilk seçimlere göre daha fazla oy alıp yine tek başına iktidar olunca başörtüsü sorununun çözümü konusunda adım attı demek istiyorum ama adım atmadı sadece parmağını oynattı. Çünkü, getirdiği anayasa değişikliği sadece yüksek öğretim kurumlarında başörtüsü yasağını kaldırmaktı. Bir bakıma kamudan hizmet almakta baörtüsü serbestti de hizmet verme noktasında olanlara yasak devam ediyordu. Aslında çözüm diye getirilen çözüm değil çözümsüzlüğün Anayasa maddesi haline getirilmesinden ibaretti. Ne var ki bu adım bile bazı çevrelerin ayağa kalkmasına, laikliğin tehlikeye düştüğü, dolayısıyle de rejim için tehlike çanlarının çaldığı söylemlerinim gündem edilmesine yetti.

Aslında AKP nin yaptığı  milletin isteğine kıyısından uymaya çalışmaktan ibaretken bazı çevreler milletin isteğine uygun davranmayı rejim için tehlike olarak ilan etmekten çekinmediler. Diyebiliriz ki millet iradesine uyulmaya çalışanlara karşı bu iradeyi hiçe sayanların karşı karışya gelmesinden ibaretti.

Bu zıtlaşmalar devam ederken bir de AKP nin kapatılma davası gündeme gelince toplumda ister istemez gerilim biraz daha arttı. Çünkü, kapatma davasını bu partiye oy verenler ve hatta oy vermedikleri halde millet iradesinin egemen kılınması, son sözü milletin söylemesi gerektiğine inananlar ister istemez öfkelendiler. Ne var ki, bu kesimin öfkelenmeye bile hakları yoktu. Onlar kendilerine bırakılan alan içinde kalmayı içlerine sindirmek durumundaydılar. Buna rağmen bu noktada bile toplumun gerilmesinden, iki kutba ayrılmasından, en çok gürültüyü kopartanlar bizzat bu gerilimi tırmandıranlar, millet iradesinin hiçe sayılmasını ideolojilerinin temel taşı haline getirmiş olanlar oluyor.

Tam bu noktada bir de Ergenekon soruşturması gündeme geldi. Elbette bir soruşturma aynı zamanda bir operasyon demekti. İlgili görülenlerin göz altına alınması ve soruşturmaya tabi tutulması gibi. Bu soruşturma ile birlikte tartışmaların boyutu biraz değişti. Tartışmalara bazı çevreler biraz da tehdit unsurunu katmaya başladılar. Elbette bir takım bilinen isimler de soruşturma kapsamına alınınca meseleyi normal bir hukuki olay olmaktan çıkartıp, adeta kapatma davasının  intikamı gibi takdim etmeye çalışanlar ortaya çıktı. Hem de AKP ye kapatma davası açılmasına alkış tutanlar bu defa bir başka hukuki süreci yerden yere vurmaya başladılar. Böylece bir kez daha görüldü ki, bu ülkede bazı çevreler kendilerini eşitler arasında biraz daha eşit olarak görüyor, hukuk onların isteğine hizmet ediyorsa gerekli etmiyor, onlara zarar verecek gibi görülüyorsa gereksizdir.

İşte bu noktada birilerinin Başbakan a ortamın yumuşatılması için ilk adımı atma mesajı göndermesi gerçekten komik kaçıyor. Ortamı gerenlerin bundan şikayetçi olma hakları olabilir mi Bu tutum, çocukların bazen aralarında kavga ederlerken karşısındakine en çok vuranın en fazla bağırmasına ve ortalığı birbirine katmasına benziyor...