Hem suçlu, hem yüzsüz, hem de arsızlar!

Abone Ol

Yirminci asrın başlarında ülkemizde, tarihin en korkunç

hâdiseleri yaşandı. Ülkemiz işgale maruz kaldı. İngilizler, Fransızlar,

İtalyanlar, Ruslar, Yunanlılar yurdumuzu işgal etti. Bunlar yetmezmiş gibi bir

de yerli hainler çıktı. Ermeniler ve Rumlar, işgalcilerle işbirliği yaptı.

(Vatan hainliği yapmayan azınlıklar bahsimiz haricidir. Zaten onlar yerinde

kaldı. Hiç kimse de onlara dokunmadı.)

Doğu Anadolu ve Karadeniz in bir bölgesindeki Rus işgali

esnasında Ruslar ve Rus ordusuyla birlikte gelen Ermeniler korkunç katliamlar

yaptılar. 1917 deki Bolşevik ihtilâlinden sonra Ruslarla yapılan Erzincan

Antlaşması ile Rus ordusu çekildi, ancak çekilirken bütün silahlarını, İntikam

Tugayları kurarak Ruslarla birlikte gelmiş olan Ermenilere ve yerli Ermenilere

bıraktı. Onlar da yaklaşık üç yıl boyunca, işgal bölgelerinde bir tek Müslüman

bırakmamak istercesine korkunç katliamlar yaptılar. Kadınlara, kızlara tecavüz

ettiler. Çocukları, bebekleri süngülerin ucuna taktılar, ateşe attılar.

Yaklaşık bir milyon Müslüman şehit edildi.

Yunanlılar da işgal ettikleri bölgelerde tıpkı Ermeniler

gibi tarihte emsali görülmedik vahşet tabloları sergilediler. Özel olarak yetiştirilmiş

yangın ve tahrip taburlarıyla şehirleri, kasabaları, köyleri yaktılar. Bütün

Müslüman nüfusu tümüyle öldürmek için harekete geçtiler. İğrenç bir şekilde

kadınlara, kızlara tecavüzde bulundular. Bebekleri ayakları altında çiğnediler.

Bu şekilde yüz binlerce Müslüman ı katlettiler. İzmir, Bursa, Manisa, Aydın

Eskişehir, Kütahya, Uşak, Afyonkarahisar illeri ile ilçelerini ve köylerini

neredeyse bir tek sağlam ev ve dükkân bırakmamacasına yaktılar. Yangından

kaçmak isteyenleri mitralyözlerle taradılar. 

İşgalcilerin, hele hele Ermenilerin, Yunanlıların ve

yerli hain Rumların yaptıkları Osmanlı Hükümeti nce ve TBMM Hükümeti nce

kurulan Tahkikat Komisyonlarınca tespit edildi. İtilaf Devletleri inceleme

komisyonları da bu vahşeti yerinde gördü. Bunların hepsinin belgeleri ve

fotoğrafları var. Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü nün, Başbakanlık

Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu nun, Genelkurmay Başkanlığı Askerî

Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlığı nın ve üniversitelerin bu hususta değerli

çalışmaları var. Ayrıca bu konuda yüzlerce kitap ismi ve ilmî makalelerin

yayınlandığı kaynakları sayabilirim.

Durum bu iken, bu ülkede tarihte emsali görülmedik bu

vahşet tablosunu sergileyen bu caniler sürüsü, hem suçlu, hem güçlü, hem

utanmaz, hem arlanmaz olduklarını göstericesine, Bize soykırım yapıldı!

diyebiliyor. Ermeniler 24 Nisan ı soykırım günü kabul ettirmek için bütün

dünyada propaganda yapıyor. Yunanlılar baktı ki bağıran ve yüzsüzlük yapan

kazanıyor, bu defa kendileri de Cumhurbaşkanı kararnamesi ile 14 Eylül ü

soykırım günü olarak anmayı kararlaştırdı. O gün bütün okullarda ve resmî

dairelerde Anadolu da kendilerine soykırım yaptıklarını anlatacaklarmış! Bunun

adına tek kelime ile iğrençlik, şirretlik denir. Peki, Batı dünyası bunu bilmiyor

mu Biliyor, ama sırf bizi rencide etmek için o vahşî yalancıların safında yer

alıyor. Sanki bugün Suriye de olup bitenleri bilmiyorlar mı Senden, benden iyi

biliyorlar. Ama gerçekleri görmek, gördüklerini söylemek işlerine gelmiyor.

Peki, anladık, onlar bu ülkenin düşmanı. Peki ya sözde

bizden olanlara, içimizde bulunanlara ne demeli HDP Eşbaşkanı S. Demirtaş,

geçen sene 24 Nisan da beyanat verdi, Ermeni soykırımı dedi. Bu sene de aynı

şekilde konuştu. Yahu el-insaf, hiç tarihî vesika okumamışsan, kitaplara

bakmamışsan, git, Vanlılara, Bitlislilere, Muşlulara, Karslılara,

Erzurumlulara, Erzincanlılara sor. Onlar sana Ermenilerin neler yaptıklarını

anlatır. Kürt nüfusun neredeyse kökünü kurutmak isteyen o Ermeniler değil

miydi Sen nasıl onların safında yer alırsın Sen kimin sözcüsüsün Kürt

kardeşlerimizin mi, Erivan ın mı Seneye de böyle konuşursan, Doğu daki

teyzeler ağzına biber sürer. Bizden söylemesi