Bilenler vardır ama bilmeyenler için başlıkta ne demek istediğimizi açalım.
Anadolu’da özellikle Kayseri bölgesinde kullanılan bu söz, yeni gelinlere atfedilir.
Yeni evlenen genç kızlar, bir taraftan doğup büyüdüğü babaevinden ayrılmanın hüznü ile ağlarken diğer taraftan da kuracağı yeni yuvanın heyecanıyla yola koyulur.
Ama nihayetinde de babaevinden gider.
Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu ekibinin durumu bu tarife uyuyor.
Dün yaşanan gelişmeler, bu konu hakkında bir kez daha yazmak ihtiyacı doğurdu.
Olanları iki cümlede özetlemek gerekirse;
Özgür Özel’e yakın 28 Parti Meclisi üyesi görevinden istifa ederek CHP’yi kongreye zorlama yoluna girdi.
Kemal Kılıçdaroğlu tarafı ise “Mahkemenin tedbir kararı varken kongreye gitmek mümkün değil” diyerek, bu yolu kapatmaya devam ediyor.
Aslında Kemal Kılıçdaroğlu kanadı “Bir an önce gitsinler ama giderken de bizim elimizi güçlendirsinler” hesabını yapıyor.
Gidenlerin ardından da muhtemelen “Söz verdiğimiz arınma gerçekleşti” diyerek de ellerini daha da güçlendirecekler.
Özel ve İmamoğlu tarafı ise, “Artık bize buralarda siyaset yapma imkânı tanınmayacak, bir an önce yolumuza bakalım ama giderken de hem mağdur olalım hem de babaevinden elimiz dolu çıkalım. Ayrılışımız için de sağlam gerekçeler oluşsun” hesabında.
İki taraf da kendi zaviyesinden haklı.
“İki taraf” diyoruz zira bu saatten sonra gün geçtikçe aralardaki mesafe iyice açılıyor.
Bir önceki yazımızda da belirttiğimiz gibi özellikle Özel-İmamoğlu açısından ayrılığın getireceği ciddi sıkıntılar var.
Çünkü daha büyük iddialar ve hedefler bu ikilide.
Daha açık söylemek gerekirse Ekrem İmamoğlu ve tutuklu diğer arkadaşlarının cezaevinden çıkmasının tek yolu Cumhurbaşkanlığı seçimini kazanmaktan geçiyor.
Evet, “hukuk ve adalet” gibi kavramlar hâlâ yürürlükte olsa da maalesef realitede durum bu.
Kemal Kılıçdaroğlu ekibinin böyle bir zorunluluğu bulunmuyor.
Yani seçim kazanmak ya da kendi aralarından bir cumhurbaşkanı çıkarmak gibi acil bir dertleri yok.
Daha rahatlar!
Ayrıca kurulu bir düzenin sahibi olmuş durumdalar.
Telaş eden ve etmesi gereken ekip diğerleri.
Zaman daralıyor.
Bir karar vermeleri lazım.
CHP’de artık barınmaları mümkün değil.
Yeni bir yol yapmaları gerekiyor.
Bir kez aha tekrarlayalım; Cumhurbaşkanlığı seçimini kazanmak zorundalar.
Hem de mutlaka kazanmak zorundalar. En azından kazanan tarafta olmak zorundalar.
Aksi durumda bütün organizasyonları adeta çöpe gider.
Hazır bir parti bulmak zorundalar, zira kurmak daha meşakkatli ve başka sorunlar barındırıyor.
Tam da burada bambaşka bir konuya değinmek gerek!
Bütüne ulaşmak için parçaları birleştirmek gerekir.
Aslında Özel ve İmamoğlu kanadı sağlam bir özeleştiri yapmalı.
Yine bu satırlarda CHP’nin kendisini yalnızlığa hapsetmesinden bahsetmiştik.
Evet, “kendi kendisini yalnızlığa hapseden” bir tercihte bulundular.
Kimisine göre özgüven, kimisine göre siyasi kibir!
Ne derseniz artık!
Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde alınan “yüzde 48”lik oyu adeta çöpe atıp yeni bir inşa sürecine girdiler.
“Yüzde 48”in üzerini tamamlamak gibi kolay bir yol varken, onlar büyük fedakârlık gösteren paydaş partilere sırtını döndüler; kırdılar, döktüler.
Hatta ilk yaptıkları icraat da bu oldu.
Kerameti kendilerinden bildiler.
Oysa 25 yıldır iktidarda bulunan Recep Tayyip Erdoğan; MHP, BBP, HÜDA PAR, DSP, VATAN Partisi ve bir dönem Yeniden Refah Partisi gibi siyasi partilerle yol yürümeye devam etti. Hâlâ da ediyor.
Yani artık “yüzde 50”nin “yüzde 1” olmadan bir şey ifade etmediği bir dönemden geçiyoruz.
Bakınız, son yerel seçimlerden birinci çıkan CHP, şu anda ne durumda?
Toparlamak gerekirse bu saatten sonra bir şeylere karar vermek zorunda olan ekip Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu ekibi.
Kendileri açısından zaman daralıyor ve yapılacak hatanın telafisi için zaman da kalmıyor.
Sakin kalıp ya doğru kabloyu kesecekler ya da tuzaklanmış bombayı patlatacaklar.