Helali hoş olsun (!)

Abone Ol

Rabbimiz! Biz yöneticilerimize ve büyüklerimize itaat

etmiştik, fakat onlar bizi yoldan saptırdılar... Bu itiraflar, bu pişmanlık

dolu yakarışlar, tarih boyunca önder olarak kendilerine belirledikleri insanlar

yüzünden uçuruma sürüklenenlerin sözüdür. İtaat ettikleri yöneticilerinin

kendilerini yoldan saptırdığını söyleyerek affedilme veya cezalarında

hafifletilme talep ederler. Fakat sonsuz adalet sahibi olan Allah (c.c.),

herkesi kendi günahından hesaba çekecektir ve bu acı gerçeği kabul ettikten

sonra büyük bir pişmanlık ve öfke içinde şöyle devam ederler şikâyetlerine:

Rabbimiz! Onlara iki kat azap ver, onları büyük bir lanete uğrat (33/67-68)

İnsan olmamızın bir gereği olarak hepimiz bir lidere

bağlanmaya ihtiyaç duyar ve yaşadığımız çağın bir dayatması olarak da bir

davaya gönül vermeye, bir mensubiyet kazanmaya, bir ideoloji için çalışmaya, en

azından bir yerde taraf olmaya mecbur bırakılırız. Ve mensubu olduğumuz tarafın

fanatiği olur, yanlışını da doğru doğrusunu da doğru görürüz.

Fakat Kutsal Kitab ın birçok yerinde bize bu fanatikliğin

olası tehlikeli sonuçları anlatılmıştır. Evet, lider doğru kişiyse, dava doğru

davaysa sıkıntı yoktur. Doğru insanın ardındaysak yarılan Nil Nehri nden sağ

salim geçen biz oluruz. Doğru lidere gönül vermişsek kurtuluş gemisine binip

kurtulan biz oluruz. Ve kıyamette aynı doğru önderle haşr olunuruz.

Fakat ya değilse !

Burada çok önemli iki husus vardır. Birincisi demek ki

bir diyarda önderlik yapan insanların Bir kötülükte çığır açan ve o kötülük

işlendikçe de günahı kendisine yazılacak olan insanlardan olmamak için attığı

her adıma, söylediği her söze binlerce kez daha fazla dikkat etmek zorundadır.

İkincisi bir kişiyi kendine lider tayin eden insanların,

o kişinin her hareketini çok hassas bir şekilde süzgeçten geçirip doğruysa

onunla amel etmeli, değilse ondan uzak durmalıdır.

Fakat maalesef son günlerde yaşadığımız gelişmeler

gösteriyor ki biz Türk insanı olarak sevgimizi de nefretimizi de çok fazla

abartıyor ve sevdiğimiz insanın her sözünü, her hareketini doğru kabul

ediyoruz. Hatta bazen aşkımızdan gözümüz bir şey görmüyor da Basiret

bağlanması böyle olur denilebilecek şeylere alkış tutabiliyoruz...

Evet, bize bu ayetleri, bu ayeti kerimelere konu olan

olayları hatırlatacak bir şey yaşadık günler önce. Duyduğumuz zaman inanamadık,

fakat doğruydu. Bir ülkenin dinine bağlı, dindarlık iddiasında bulunan

vatandaşlarının çoğunun oyunu alan, yalnızca oyunu değil sevgi ve teveccühünü

kazanan bir lider, bir seçim konuşması esnasında kendi devirlerinde kredi

çekenlerin sayıca artmasına Helâli hoş olsun dedi. Bununla da yetinmedi Allah

bereket versin dedi.

Kanımız dondu, kulaklarımız inanamadı da tekrar tekrar

dönüp dinledik. Ama yanlış duymamıştık. Büyük bir gururla harama Helâl diyen

bir insanın yönettiği bir ülkedeydik!

Sık sık hayretimizi gizleyemediğimiz için kendimize sorduğumuz

o soruyu, tekrar ve daha yüksek bir sesle sorduk; Biz ne zaman bu hale geldik

Biz daha çektiğimiz kredilerle faize bulaştığımızı kabul

edemezken, yaptığımız hatalara binlerce kılıf uydururken, ne zaman kılıf

aramayı bırakıp onu hepten helâl gördük kendimize

Bizim ellerimiz ne zamandır harama alkış tutar oldu

Bizim yüzümüzde ne zamandır haram çoğaldı diye

tebessümler de çoğalır oldu

Ya da biz vatandaşlar olarak ne zamandan beridir

sorgulamaktan vazgeçtik liderlerimizi Ne zaman kabullendik onların her

söylediğini Hadi söyleyenin gözünün önüne gelmedi Allah Rasulü, biz de mi

duymadık Veda Hutbesinde Faiz ayaklarımın altındadır deyişini Düşünmedik mi

hiç bu söyleneni O duymuş olsaydı ne tepki verirdi diye Peki, bunu sol

zihniyetli birisi söylemiş olsaydı biz yine mi tepkisiz kalırdık ..

Evet, günah olduğunu bile bile çeşitli sebeplerden dolayı

bir harama bulaşmak ayrıdır, o haramı göz göre göre mübah saymak ve teşvik

etmek ayrıdır. Teşvik edenlere alkış tutmak ya da en iyi ihtimalle hiç ses çıkarmamak,

itiraz etmemek ise apayrıdır.

Allah muhafaza bir gün cehennem ateşi içinde var gücüyle

Allah a yalvaranlardan olmamak için, Mahkeme-i Kübra da şikâyet eden veya

edilen olmamak için, yönetici koltuğunda da olsak, yönetilen pozisyonunda olsak

çok dikkatli adımlar atmalı, helâl haram sınırlarında dolaşırken ağzımızdan

çıkan her cümleyi Allah ve Rasulü nün belirlediği kurallara göre süzgeçten

geçirerek konuşmalıyız!..