2026 Dünya Kupası başladı…
A Millilerimiz çok iyi oynamasına rağmen ilk maçında Avustralya’ya 2-0 yenildi.
Sahada biz vardık ama maçı Avustralya aldı!
Ancak her şey bitmiş değil!
Daha önümüzde maçlar var; temennimiz o ki A Millilerimiz, bizim çocuklarımız, önümüzdeki maçlarda alacakları puanlarla gruptan inşallah çıkacaklar…
***
Henüz başladı ama…
2026 Dünya Kupası’nda saha içinde olduğu kadar saha dışında da dikkat çeken sahneler yaşanıyor.
Bu sahnelerden biri, Senegal Teknik Direktörü Pape Thiaw ile Amerikalı bir gazeteci arasında geçen diyalog.
Pape Thiaw, bölgedeki şiddetli fırtına uyarısına rağmen cuma namazına gittiği için bu ABD’li gazetecinin hedefindeydi.
Amerikalı gazeteci şu soruyu yöneltti, Senegal Teknik Direktörü’ne;
- “New Jersey eyaletinde şiddetli rüzgârlar vardı ve güvenlik heyeti, güvenliğiniz için dışarı çıkmamanızı istedi ama siz Cuma namazına gittiniz! Neden?”
Senegal Teknik Direktörü Pape Thiaw, bu Amerikalı gazeteciye öyle bir cevap verdi ki;
- “Namazdan daha önemli bir şey var mı? Bence bu, senin bana soracağın bir soru değil! Buna hakkın yok! Sen rüzgârdan korkuyorsun, biz rüzgârı yaratan Allah'tan korkuyoruz! Biz buraya eğlence amaçlı bir oyun için geldik ama Allah'a ibadet için yaratıldığımızı unutamayız. Eğer bugün Dünya Kupası finali olsaydı ve biz finalde olsaydık… Cuma namazı için gidersek şampiyonluğu kaybedecek olsak da Cuma namazını tercih ederiz. Onun vakti belli çünkü. Bizim dinimizin ritüelleri hakkında bizimle böyle konuşamazsınız…”
***
Senegal Teknik Direktörü Pape Thiaw’ın, bu Amerikalı gazeteciye verdiği şamar gibi okkalı cevabı okuyunca ister istemez şu cümleleri ettim;
- “Helal olsun sana Pape Thiaw, bravo!”
- “Amerikalı gazeteciye ağzının payını verdin ya, tebrikler…”
PEKİ, AMA NEREDE İSLAM ÜLKELERİ?
Gelen son haberlere göre…
Ofer Cezaevi’ndeki uygulamalar…
Uluslararası müdahale gerektiren tehlikeli bir gelişmeye evrildi…
Soykırımcı, Siyonist işgal rejiminin Ofer Cezaevi’nde tutulan Filistinli esirler için başlattığı yeni insanlık dışı uygulamalar zulümlere, mağduriyetlere yenilerini ekledi…
Ofer Cezaevi’ndeki Filistinli esirleri hedef alan ihlaller…
Terör organizasyonu yapının baskı politikasının yeni bir aşaması…
***
Peki, işgalciler neler yapıyor, nasıl muamele ediyor, Filistinli esirlere?
* Filistinli esirler, koğuşlar arasında yüzleri kapalı gardiyanlar tarafından elleri arkadan bağlı bir şekilde dolaştırılıyor.
* Avukatların esirlerle görüştüğü odalara kamera yerleştirildi…
* Avukatların yasal ziyaret süreleri kısaltıldı…
* Cezaevindeki kötü şartlar ve tıbbi ihmal sebebiyle Filistinli esirlerin sağlık durumu gittikçe kötüye gidiyor…
* Dikkat! Ofer Cezaevi’nde uyuz hastalığı yayılıyor…
***
- Nerede insan hakları savunucuları?
- Nerede anlı şanlı insan hakları dernekleri?
- Nerede Birleşmiş Milletler, nerede uluslararası kuruluşlar?
- Peki, ama nerede İslam ülkeleri?
***
Soykırımcı, Siyonist işgal rejimi şunu aklından bir saniye bile çıkarmamalı;
- Zulüm ebedi olmaz!
- Alma mazlumun ahını, çıkar aheste aheste!
BASKIN SEÇİMİN 5 ALAMETİ…
* "İktidarın ajandasında bir baskın seçim var.”
* “Nerden mi biliyoruz; çünkü alametler birer birer belirmeye başladı.”
* “Birinci alamet anayasa tartışmaları…”
* “İkinci alamet muhalefete yapılan operasyonlar…”
* “Üçüncü alamet YSK'daki hareketlilik…”
* “Dördüncü alamet Varlık Barışı…”
* “Beşinci alamet ABD swap hattı…”
* Geriye iki şey kaldı; bir Gabar'da petrol, iki Karadeniz'de doğal gaz müjdesi...”
* “İktidarın ajandası ne olursa olsun biz; baskın seçime de, erken seçime de, yerel seçime de, genel seçime de hazırız…" (Mahmut Arıkan, Saadet Partisi Genel Başkanı)
SIFIR NUMARALI HÜCRE!
Gazeteci-yazar Halil İbrahim Özdemir’in son romanı; Sıfır Numaralı Hücre.
Sıfır Numaralı Hücre, Suriye'deki zindanlarda casuslukla suçlanarak suçsuz yere tutuklanan iş insanı Vakkas’ın gerçek yaşam mücadelesini konu alıyor.
Adalet, vicdan ve muhakemeyi sorgulatan sarsıcı bir roman...
***
Doğu Yayınları’ndan çıktı, Sıfır Numaralı Hücre…
Bazı hikâyeler vardır... Okumazsan eksik kalırsın. Bu, onlardan biri.
Hiç tanımadığın bir ülkede, hiç işlemediğin bir suçla tutuklandığını düşün…
Adını bile bilmediğin bir hücrede, sesin duyulmadan günlerce, aylarca kapalı kaldığını…
Ne mahkeme var ne savcı ne de avukat… Sadece belirsizlik, suskunluk ve çığlık gibi geçen sessiz geceler…
Bir iş seyahatiyle başlayan yolculuk, Vakkas’ı sınırların ötesinde bir mahkûma, ardından sabrın, inancın ve insan kalabilmenin sembolüne dönüştürüyor.
Bu roman, sadece bir adamın değil; adaletin, vicdanın insan ruhunun sınandığı bir dünyanın hikâyesi.
Sıfır Numaralı Hücre, gerçek olaylardan ilham alan, soluksuz okunacak, unutulmayacak bir roman.
Sayfaları çevirdikçe kendinizi bir cezaevinin soğukluğunda, bir hücrenin karanlığında ve bir sükûnetin içinde bulacaksınız.
Bazen tek bir kitap, sizi uzun süre aradığınız gerçeklerle yüzleştirir.
İşte bu, o kitap…
***
Yazar, “Romanda adı geçen kişilerin hiçbirisi gerçek kişi olmayabilir” notunu düşmüş…
Ancak çok sayıda karakter rollerini ustaca oynuyor, romanda.
Okumaya başladığınızda elinizden bırakamıyorsunuz; romandaki özellikle teşbihler, tasvirler çok dikkat çekici, sürükleyici…
Mesela bunlardan birisi, Suriye'de bir hapishaneyi anlatırken yapılan şu tasvir, şu benzetme;
- "Ölülerin bile yolunu şaşırdığı yer!"
***
Halil İbrahim Özdemir’in imzalayarak hediye ettiği bu romanı bir solukta okudum…
Oldukça başarılı bir roman…
Hazır Suriye’de konjonktür de müsaitken keşke beyaz perdeye de aktarılsa, Sıfır Numaralı Hücre.
Tebrik ve tavsiyemi birlikte iletmek isterim… Hayırlara vesile olsun…
(İsteme adresi: Vali Recep Yazıcıoğlu Caddesi No: 57 Erzincan Tlf: 0 446 224 24 25)