Batı kaynaklı kişisel gelişim çalışmaları, ferdin
kazancını ve bundan elde edeceği hazzı dikkate almaktadır. Ne olursa olsun
kazanmalısın, yaşam standartlarını yükseltmelisin, mutluluğu elde etmen zor
değil anlayışı pompalayarak insana gerçekle örtüşmeyecek vaatlerde bulunuyor.
Dünya hayatı türlü meşakkatlerle dolu bir yolculuktur.
Burada mutluluk, mutsuzluk, başarı yenilgi sağlık hastalık hepsi iç içedir.
Yürüdüğümüz yolun inişli çıkışlı girizgâhları vardır ve bizler payımıza neyin
düştüğünü bilemeyiz. O yüzden koşulsuz bir mutluluk ve başarıdan söz edemeyiz.
Son yıllarda batılı bilim adamları, neden niçin demeden
duruma razı olmanın, pozitif etkileri üzerinde duruyorlar. Hz. Peygamber ve
onun takipçileri, yaşadığımız imtihanlara rıza gösterip sabretmeyi asırlar önce
tavsiye etmişlerdir. Fakat nedense bizim insanlarımız, bir şeyi Batılı bir
bilim adamının ağzından duymadıkları sürece ikna olamıyorlar.
Müslüman bir yandan yaşanan sıkıntılara çare aramaya
devam ederken diğer yandan sabrı kuşanır ve haline rıza gösterir. Bu davranışı
onu acılara karı daha da dirençli kılar.
Batı toplumu, kişisel gelişim çalışmaları ile insanlara
mutluluğun ancak bir şeye ulaşmakla mümkün olabileceğini vurguluyor. Yani
onlara göre mutluluğun yegâne şartı başarı. Peki, başarının olmadığı durumlarda
ne olacak Bütün yaşamını başarmaya adayan ve ancak bu yolla mutlu
olabileceğine inanan bir kişi başaramadığında ne yapacak Böyle durumlarda
depresyon, kaygı, korku ve güvensizlik kaçınılmaz olacaktır. Kişi
başaramıyorsam yaşamanın bir anlamı yok diye düşünecek ve hayattan kopacaktır.