Hedef başkanlık sistemi, ötesi alıştırma

Abone Ol

AK Parti iktidarı yarı başkanlık sisteminin önünü açan

Cumhurbaşkanı’nı halkın seçmesini öngören anayasa değişikliğinden pişman olmuş

görünüyor. Öyle olmasaydı iki de bir doğrudan ya da dolaylı bir şekilde uzun

bir konuşmanın arasında başkanlık sistemi isteği dile getirilir miydi

Denebilir ki, Cumhurbaşkanı’nı halkın seçmesini öngören düzenlemeden AK Parti

rahatsızdır ve yeni bir düzenleme ile bu sistemin ortadan kaldırılması

düşünülüyor. Ancak, kendi getirdikleri düzenlemeyi uygulama imkânı bulmadan

kendilerinin kaldırmak istemesi çeşitli soruları akla getiriyor. Kendi

yaptığınız düzenlemeden pişmanlık duymak anlamına gelmez mi

Hemen belirteyim ki başkanlık sistemini istemek dünyanın

sonu değildir. Hatta muhalefetin iddia ettiği gibi krallığın geri gelişi

anlamına da gelmez. Yeter ki başkanlık sistemi derken neyin düşünüldüğü açıkça

ortaya konulsun; yani başkanlık sistemi söyleminin içi doldurulsun. Bu yönde

bir adım atılmadan Başbakan, kuvvetler ayrılığının zararlarını gündeme getirir

ve bu da kuvvetlerin tek elde toplanması anlamına geliyorsa ister istemez

muhalefet de kendine göre bir takım söylemler geliştirerek toplumu karşı yönde

oluşturmaya çalışacaktır.

Daha önce de belirttim. Cumhurbaşkanını halkın seçmesi

yönetimdeki etkisini artıracaktır. Eğer, Cumhurbaşkanı ile iktidar partisi aynı

çizgide olursa sanıyorum ciddi bir problem yaşanmaz. Hatta halkın seçtiği

Cumhurbaşkanı sahip olacağı güç sebebiyle başı dönen icranın bir takım

yanlışlarının önüne geçebilir. Ancak, Anayasa’da yapılan değişikliğin

sonuçlarını daha görmedik. Görmediğimiz için de özellikle iktidar kanadının

buna yönelik eleştirilerinin fazlaca bir anlamı olmaz. Hatta kendilerine,

‘Madem bu tür sakıncaları olacağını düşünüyorsunuz, bunu niçin başta görmediniz

de gereksiz yere Anayasa’da değişiklik yaparak halka götürdünüz ’ diye sorulur

ve bu sorunun cevabının verilmesi gerekir.

Hemen belirteyim ki, şu anda iktidar partisinin gücü

başkanlık sisteminde olacaktan daha az değildir. TBMM’de çoğunluğa sahip bir

iktidar partisi vardır; Cumhurbaşkanı, Meclis Başkanı ve Başbakan’ı kendi

içinden çıkarmıştır. İstediği yasal düzenlemeyi yapma gücüne sahiptir. Bunun

ötesinde Başbakan’ın daha hangi gücün ve yetkinin peşinde olduğunu birilerinin

çıkıp izah etmesi gerekir. Özellikle Başbakan Erdoğan’ın kuvvetler ayrılığında

yaşanan uygulamalardan şikâyetinin ardından bazı AK Partililerin Başbakan’ın ne

demek istediğini izaha kalkışmalarının fazla bir anlamı yoktur. Başbakan

herhalde ne söylediğinin ve istediğinin bilincindedir. Gerçi Başbakan kuvvetler

ayrılığı ile ilgili sözlerine kendisi de açıklama getirme ihtiyacı duymuştur

ama Başbakan’ın ne demek istediğini başkalarının tercümeye kalkışması siyasette

güvenilirliği azaltır.

Başbakan’ın ne demek istediğini açıklamaya çalışanlardan

Sayın Bozdağ’ın 2014’te yarı başkanlık sisteminin hayata geçeceğini, bu

bakımdan başkanlık sistemine geçmekte bir zorluk olmayacağını söylemesi iktidar

partisi sözcülerinin başkanlık sistemine toplumu alıştırmaya çalıştığı anlamına

gelmez mi

Bu Meclis aritmetiği ile başkanlık sistemini hayata

geçirecek bir anayasa değişikliği çıkar mı Bu soruya hemen ‘evet’ karşılığı

vermek kolay değildir. Hatta diyebiliriz ki iktidar partisinin başkanlık

sisteminde ısrarcı olması yeni anayasa hazırlama çalışmalarını da çıkmaza

sokacaktır. İktidar partisinin maksadı yeni Anayasa çalışmalarını çıkmaza

sokmak değilse, biraz sabırlı olması, halkın seçeceği Cumhurbaşkanı’nın ne

getirip ne gibi sıkıntılara sebep olacağını milletçe görmemiz gerekir. Kaldı

ki, Türkiye’nin öncelikli konusu kanaatimce başkanlık sistemi değildir.

Özgürlükler önündeki engellerin kaldırılması başkanlık sisteminden çok daha

önemlidir. Daha başörtüsü yasağını kaldıramamış bir iktidar partisinin

başkanlık sistemi peşinde koşması gündem değiştirmekten öte geçmez.