Milletin iktidar ve muhalefetten beklentileri olması gayet doğaldır. Eğer partilerden toplumun bir beklentisi olmayacaksa, seçimlerin fazla bir anlamı olmaz. Bu bakımdan partilerin toplumun beklentilerini dikkate alması gerekmektedir. Bazı parti yöneticilerinin aklına toplum deyince sadece zenginler geliyor, onların daha rahat hareket etmesi, daha çok kazanması için bir takım paketler açıklanıyor, dar ve sabit gelirliler söz konusu olduğunda sadece sus payı diyebileceğimiz bazı düzenlemeler gündeme geliyorsa yanlış giden bir şeylerin olduğu kesindir. Hemen birilerinin aklına sakın zengin düşmanlığı yaptığım gelmesin. Bizim zenginden kastımız özellikle doğrudan ya da dolaylı olarak küresel sermaye sahipleridir ve bu kesimi desteklemek anlamına gelen bir takım kararlara dikkat çekmeye çalışıyorum. Bu noktada iktidar ile muhalefetin konumlarının farlı olduğunu söylemeye bile gerek yok. İktidar uygulama makamı, muhalefet ise çözüm üretme ve ürettiği projeleri topluma sunarak iktidar olmak için çaba sarf etmek durumundadır. Ancak, uygulama mevkiinde olanların sorumluluğu muhalefete göre daha fazladır. Bu arada muhalefet oy alabilmek adına içi doldurulmamış bir takım vaatler yağdırmak durumunda olmamalıdır. Vaatler ile birlikte vaatlerini nasıl yerine getireceğini de ortaya koymalıdır. Bilinen ifadesiyle kaynağı nereden bulacağını söylemek durumundadır. Kısacası, toplumu kandırmaya yönelik vaatler siyaseti çirkinleştireceği gibi muhalefetin her vaadine iktidar sahiplerinin, ”Hazineyi biz doldurduk onlar boşaltmak istiyor” şeklinde karşı çıkması da kolaycılığı seçmek anlamına gelir. Gerçekten AK Parti iktidarı döneminde hazine doldurulmuş ise bu niçin yapılmıştır Doldurulmuş hazineden toplumun dar ve sabit gelirlileri payını almayacaksa doldurmanın ne anlamı olabilir
Daha pek çok soru sıralamak mümkün. Ancak, hazine boşalacak endişesi ile emekli ve çalışanlar sıkıntı çekiyorsa hazinin dolu olmasının fazla bir anlamı kalmaz. Çünkü devlet vatandaşının huzur, refah ve güvenliği için vardır. Vatandaşının sıkıntı ve yoksulluğu üzerinde hazine doldurmak için değil. Elbette devletin bir takım yedek akçeleri olmalıdır, muhtemel operasyonlar karşısında dayanıklı olabilmesi için hazinesinin boş olmaması gerekir. Ancak, iktidar sözcülerinin belirttiği gibi gerçekten hazine dolu ise emeklilerin çok düşük olan maaşlarına 100 lira zam yapmak, bin 100 lira aylık alan emekliyi ise yüksek gelir seviyesinde görmek sağlıklı bir yaklaşım olmaz. Yılda iç ve dış borç faizi için 50 milyar lira ayrılırken emekli ve çalışanların gelir seviyesinin biraz olsun yükseltilmesini hazineyi boşaltmak olarak nitelendirmek ülkenin yanlış yönetildiğini göstermez mi
Derdim iktidara yönelik bir eleştiriden ziyade seçimlerde milletten oy istemek durumunda olan partilerin ülke sorunlarına köklü çözümler getirecek programlar ile ortaya çıkmaları ve millete bunu anlatmaya çalışmalar gerektiğini hatırlatmaktır. Bu yapılmadığı takdirde karşılıklı laf yarışı ile geçirilecek bir seçim kampanyası sonunda kim kazanırsa kazansın ülke kaybedecektir. Bu bakımdan mevcut küresel sermaye ve yerli işbirlikçilerini memnun etmeyi esas alan bozuk düzenin yerine hakkı ve adaleti esas alan düzenin topluma sunulması esas olursa verilen sözlerin toplumun oyunu almanın ötesinde bir anlamı olur.
Çünkü tüm iyimser laflara rağmen ülkenin ciddi ekonomik sorunları vardır. Bu sorunlar sebebiyle özellikle dış politikada bağımsız hareket etmek mümkün olmuyor. Arada bir sergilenen gürlemeler kısa süre sonra yerini sessizliğe bırakıyor.