Hayvan Düşmanlığı Yerine Soruna Çözüm Bulunmalı

Abone Ol

Ülkemizde özellikle belediyeler eliyle hayvan barınakları oluşturulup onlara ilginin artmasına paralel ne olduysa oldu kısa bir süre içinde sokak köpeklerinin saldırıları arttı. Bununla da kalınmadı hayvanlar sokaklarda gruplar halinde gezer oldular. Bu durum pek çok insanda hayvanlardan korkuyu geliştirdi, bunun ardından da bazı açıklamalara göre hayvanlardan korkan insanların salgıladıkları bir salgının hayvanları tahrik ettiği belirtiliyor. Aslında köpeklerin neden saldırganlaştığından çok bu soruna en kısa zamanda nasıl bir çözüm bulunabileceğinin araştırılması ve harekete geçilmesi gerekiyor. Çünkü köpek saldırı haberlerinin medyada yer almaya başlaması ile birlikte o güne kadar köpeklerden korkmayan, onlara rahatlıkla yaklaşabilen insanlar giderek bir köpeği daha uzaktan görür görmez bir korkuya kapılıyorlar. Buna bir de köpeklerin havlayarak yaklaşmaları eklenince ortaya çok ciddi bir sorun çıkıyor. Bu seneye kadar yaşamadığımız bir köpek sorunu oluştu. Bu tespiti yaptıktan sonra buna çözüm bulunması gerekiyor. Bu yapılmaz da sadece insanların korkusunu körüklemekten öte bir işe yaramayan, “Köpekleri salmışlar, taşları bağlamışlar”, “Başıboş köpeklere 11 ayda 28. can”, “Köpek terörü Ordu’da temizlik işçisini öldürdü”, “Köpeklerden kaçarken canından oldu” gibi benzer başlıklı haberlerin her gün medyada yer alıyor olması sorunun giderek büyüdüğünü gösteriyor ama buna karşılık yetkililerin soruna çözüm bulması yönünde bir adımın atılmasını sağlamıyor. Böyle olunca da düne kadar toplumda genellikle hâkim olan hayvan sevgisinin yerini giderek korku ve düşmanlık alacaktır.

PEKİ SORUNUN ÇÖZÜMÜ VAR MI?

Elbette vardır. Çocukluk yıllarım memleketimde geçti ve hayvanlarla içli dışlı büyüdüm. Çocukluğumda da hayvanları çok severdim ama ne bir saldırılarına muhatap oldum ne de sevgisizliklerine. Hemen belirteyim ki tüm hayvanlar gördükleri sevgiye fazlası ile karşılık veriyorlar. Ancak, kırsal kesimden büyük şehirlere göçler insanların hayvanlarla ilişkileri ya kesti ya da çok azalttı. Çünkü öncelikli olarak apartman hayatı insanların hayvanlara yakınlaşmasını büyük ölçüde engelliyor. Apartman dairelerinde hayvan beslenmesi de hem kolay değil, hem de hayvanlara da besleyenlere de eziyet olabiliyor. Bu bakımdan hayvanları insanların sahiplenmesi ve onlara doğrudan ilgi göstermeleri hayvanların saldırganlığını azaltabilir ama çocukluktan bu yana oluşmuş hayvan korkusunu kaldırıp atmak da kolay değildir. O korku sebebiyle hayvan daha hiçbir tepki vermeden bazı kimseler hayvanlara bağırıyor, azarlıyor, kimileri taş atıyorlar. Kısaca hayvan tahrik ediliyor. O da kendini koruma içgüdüsü doğrultusunda kendini koruma yaklaşımı sergiliyor. Böyle olunca köpek korkusunu bir anda gidermek mümkün olmayacağı gibi, hayvanların da tavırlarını değiştirmek en azından kısa sürede gidermek zor, hatta imkânsız olabilir. Bu bakımdan olaya köklü çözüm bulmak gerekiyor. Bunun yolu ise havan barınaklarının sayısını artırmak, özellikle de sahipsiz köpeklerin kısırlaştırılmasından geçiyor. Bu durumun yaratılışa aykırı olduğunu biliyorum. Ancak, sokaklardaki sahipsiz köpek sayısında bir anda patlama yaşanmış olması sebebiyle daha fazla çoğalmalarını onlara zarar vermeden önlemekten geçiyor. Ya da, şehirlerde oturanların özellikle köpek sevgilerini bastırmaları gerekiyor. Ancak, sanıyorum belediyeler başta olmak üzere hayvanların barınması, insanların da hayvan sevgilerini arada bir barınaklara giderek bastırmalarının sağlanması yapılabilecek en iyi yol gibi görünüyor.

Yoksa meseleyi hayvan severlik ve hayvan düşmanlığı şekline büründürmek yanlış olacaktır. Unutulmasın ki hayvanların da insanlar gibi sevgiye ihtiyaçları var. Diyebilirim ki hayvanlar gördükleri ilgi ve sevgiye fazlası ile karşılık veriyorlar. Bu karşılıklı etkileşimi engelleyen husus büyük şehir hayatının bu ilişkiye imkân vermemesinden kaynaklanıyor.