Türkiye de ilk kez
Cumhurbaşkanını halk seçti.
Halk seçti derken,
liderlerin belirlediği, milletvekillerinin aday gösterdiği zorunlu adaylara
halk oy verdi!
Peki, bundan sonra neler
olacak
TBMM yerine halkın direk
seçtiği yeni Cumhurbaşkanı Çankaya Köşkü ne hangi duygularla çıkacak
28 Ağustos tan sonra bunu
göreceğiz, hep birlikte.
***
Gerçekten de Türkiye ye
yeni bir sistem mi geliyor
Parlamenter sistemin
yerine, Başkanlık Sistemi ya da yarı Başkanlık Sistemini uygulamak için
cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi yeterli mi
Bence değil
Mevcut Anayasa, mevcut
kanunlar yürürlükte olduğu sürece Türkiye de bir sistem değişikliği mümkün değil.
Değişen sadece şu oldu
benim kanaatim; Cumhurbaşkanını Meclis yerine halk seçti.
Bu da yeni cumhurbaşkanına
öyle sanıldığı gibi Başkanlık veya Yarı Başkanlık yetkilerini altın tepside
sunmaz
Kaldı ki böyle bir sistem
değişikliğini yapacak olan da başka biri değil, şu andaki parlamentodur.
Bu parlamentodan böyle bir
değişiklik geçer mi
4 parti söz verdiği halde
daha yeni bir anayasa yapamadı, belli temel ilkelerde bile anlaşamadı.
Böylesine köklü bir sistemde nasıl uzlaşacaklar, Allah aşkına!
Halk tarafından seçilen
yeni Cumhurbaşkanı yapsa yapsa mevcut Anayasanın kendisine sunduğu yetkileri
abartılı bir şekilde kullanabilir.
Açık söylemek gerekirse,
böyle bir inisiyatif yeni kurulacak Hükümeti ve üyelerini ziyadesiyle rahatsız
eder
Demedi deme İbrahim!
Benden söylemesi
MERVE HANIM IN MAİLİ
Çalışmalarını beğeniyle
andığım, projelerine buradan her dem destek verdiğim Anadolu Gençlik Derneği (AGD)
Genel Merkez Hanım Komisyonu Başkanı Merve AYDIN hanımefendiden son derece
nazik bir mail aldım.
Şöyle diyor, Merve hanım;
Selamünaleyküm Adnan Bey.
Milli Gazete Milli Görüşçülerin şuur okuludur. O sebepten bu maili gönderme
ihtiyacı hissettim. Bugünkü "Bunları biliyor muydunuz " kısmında Cumhurbaşkanını
ilk defa halk seçiyor demişsiniz. Oysa Cumhurbaşkanını halk değil 20
milletvekili seçiyor. Halk sadece önüne koyulan seçeneklere mecbur bırakılmış
durumda. Mesela 50 bin imza toplayıp adayımızla Meclis e gidebilseydik
dediğiniz doğruydu. Meclis dışı partilerin hiçbir söz hakkının olmaması da demokrasinin
ne kadar yalandan olduğunun göstergesidir. Önceden bir milletvekili kendisi
bile Cumhurbaşkanı adayı olabilirken şimdi 20 milletvekili imzası gerekli. Yani
parti liderleri kimi derse o oluyor. Bunları dikkate alacağınızı umuyorum.
Rabbim kaleminize kuvvet versin. Hayırlı çalışmalar
Anadolu Gençlik Derneği
(AGD) Genel Merkez Hanım Komisyonu Başkanı Merve AYDIN hanımefendi sonuna kadar
haklı.
Gerek yazılarımda gerek
konuşmalarımda bu hususu birçok kez dile getirdim.
Merve hanımefendiye bu hassasiyetinden
dolayı da ayrıca teşekkür ediyorum.
İŞTE FULBRİHT IN YENİ ÜYELERİ
Bu köşenin müdavimleri, bu
sütunlarda bir süredir Türk eğitim sisteminin gerçekte kimlerin elinde
bulunduğuna dair son derece ilginç satırlara şahitlik ediyor;
Fulbright Eğitim
Komisyonu
Türkiye Fulbright Eğitim
Komisyonunun faaliyetlerini denetleyen, kural ve politikalarını belirleyen bir
Yönetim Kurulu bulunmakta. Yönetim Kurulu üyeleri, dördü Türk, dördü Amerikalı
olmak üzere sekiz üyeden meydana gelmektedir ve üyeler bir takvim yılı için
seçilmekteler.
Üyelerin görevlerinin
müteakip seneler için uzatılması mümkün olabilmekte.
Biliyor musunuz, Türkiye
Fulbright Eğitim Komisyonu geçtiğimiz yıl da tazelendi, yenilendi.
2013 yılı Yönetim Kurulu
aşağıdaki Türk ve Amerikalı üyelerden oluşmaktadır:
* John Thomas McCarthy,
Yönetim Kurulu Başkanı, ING Bank Türkiye Genel Müdürü, İstanbul
* Prof. Dr. Ahmet
Ademoğlu, Rektör, İstanbul Şehir Üniversitesi, İstanbul
* Charles F. Hunter,
Başkonsolos, Amerika Birleşik Devletleri İstanbul Başkonsolosluğu, İstanbul
* Doç. Dr. Ömer Açıkgöz,
Müsteşar Yardımcısı, Milli Eğitim Bakanlığı, Ankara
* Şebnem İncesu, Genel
Müdür Yardımcısı Vekili, Kültürel Diplomasi Genel Müdürlüğü, Dışişleri
Bakanlığı, Ankara
* Mark A. Wentworth, Basın
ve Halkla İlişkiler Müsteşarı, Amerika Birleşik Devletleri Büyükelçiliği, Ankara
* Prof. Dr. Ekrem Tatoğlu,
İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası Ticaret ve İşletmecilik Bölüm
Başkanı, Bahçeşehir Üniversitesi, İstanbul
* Kaya Arıkoğlu, Mimar ve
Şehir Tasarımcısı, Arıkoğlu Arkitekt Limited Şirketi, Adana.
BAKIN KOMİSYONU MEĞER KİM ÖNERMİŞ!
Uygulandığı ülkelerde
bağımsızlığı adeta ortadan kaldıran, Fulbright Programı, Amerika Birleşik
Devletleri nin en prestijli burs programı olarak lanse ediliyor.
Komisyonu ilk öneren isim,
1946 yılında, İkinci Dünya Savaşı sonrası, Senatör J. William Fulbright.
Dikkatinizi çekmiştir,
komisyon da adını zaten buradan alıyor.
Komisyon güya, eğitim ve
kültürel değişim yoluyla, ülkeler arasında ortak bir anlayış geliştirmek
amacıyla Senatör J. William Fulbright un Amerikan Kongresi ne sunduğu bir kanun
teklifiyle başlatıldı.
Bu yasanın fikir babası
olan Senatör J. William Fulbright, Fulbright Programı nı dünyadaki silahlı
çatışma potansiyeline karşı atılan bir adım olarak görmüşmüş.
Şu türden iddialar da var;
Bu program sayesinde, Amerikalı öğrenciler ve sanatçılar dünyanın birçok
yerinde eğitim ve araştırma imkânlarından yararlanmakta, dünyanın dört bir
tarafından gelen öğrenci, öğretmen ve akademisyenler ise Amerika da araştırma
yapmakta ve eğitim alabilmektedirler. Fulbright Programı, ülkelerin giderek
birbirine daha da bağımlı hale geldiği bir dünyada kişilere kendilerini uluslararası
alanda geliştirme fırsatını sunmaktadır.
Vayyy be!
Bu arada
Fulbright Programı nın 50.
kuruluş yıldönümünü, 1996 da kutladığını da ekleyelim.
***
Peki, bu son derece dikkat
çeken Komisyonun öncüsü ABD li Senatör J. William Fulbright neden böyle bir
adım attı
Değerlendirmeyi size
bırakarak, senatörün yıllar önce söylediklerine kulak verelim mi;
Geleceğimiz yıldızlarda
değil, akıllarımızda ve kalplerimizdedir. Birbirini tamamlayan yaratıcı
liderlik ve çağdaş eğitim, insanoğlu için umut dolu bir geleceğe yönelik ilk
gerekliliklerdir. 40 yıl önce Amerikan Senatosu na önerme ayrıcalığını
yaşadığım uluslararası burs programı, liderliği, öğrenmeyi ve kültürlerarası
anlayışı geliştirmeyi hedeflemiştir ve halen hedeflemektedir. Bu mütevazı programın
paha biçilemez hedefleri vardır, çünkü uluslararası ilişkilerin geçmişteki içi
boş ve güce dayalı sistem yerine daha medeni, akılcı ve insani temeller üzerine
kurulmasını başarmıştır. Ben bu işe
başladığım zaman buna inandım ve hala inanıyorum.
Peh, peh, peh!...
***
Son bir not;
Fulbright Programı Dünya da
155 ülkede faaliyet gösteriyor.
Buyurun buradan yakın!
NOT: Bugün 11 Ağustos 2014, Pazartesi 1)
Emekliler yılda 15 20 TL zamla, hâlâ sürünmeye devam ediyor. 2) An itibariyle
asgari ücretli nasıl geçineceğim diye feryat ediyor. 3) Bu parlamento ve
mevcut AKP iktidarı, 2011 den bu yana verdiği yeni ve sivil anayasa sözünü
yerine getiremedi. 4) 28 Şubat darbesi döneminde kapatılan, yoksul-zeki Anadolu
çocuklarının barındığı Başbakanlığa bağlı Vakıf Öğrenci Yurtları hâlen kilitli.
Otur, sıfır!