Hiç şüphe yok ki vakitler aslında birbirine eşittir. Bir vakit diğer bir vakitten kendiliğinden üstün olamaz. Öyleyse bir vaktin diğer vakitlerden daha şerefli ve faziletli olması mutlaka o vakitte meydana gelen bir yüce işten ve mübarek bir olaydan kaynaklanmaktadır. Zaman ve mekanlar kendilerinde meydana gelen büyük ve önemli olaylarla değer kazanırlar. Regaib Gecesi hayırlarla dolu olayların meydana geldiği bir gecedir. Regaib Gecesini bu derece yücelten husus: Bir rivayete göre, Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz, bu gece ana rahmine intikal etmiş ve yine Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimiz, bu gece, Cenab-ı Hakk tan has bir tecelliye ve birçok manevi ihsanlara mazhar olmuştur. Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz de, bunun şükür ifadesi olmak üzere oniki rekat nafile namaz kılmışlardır.
Bu geceye Regaib Gecesi denmesi meleklerden sadır olmuştur. Şöyle ki: Enes b. Malik (R.A.) den rivayete göre Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz: "Recep, ALLAH Teâlâ nın ayı, Şaban, benim ayım; Ramazan da ümmetimin ayıdır, buyurdu. Bunun üzerine:
- Ya Resûlellah! ALLAH Teâlâ nın ayı, sözünüzün manası nedir, diye soruldu. Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz:
- Çünkü o Receb ayı, mağfirete mahsustur. Bu ayda kan dökülmesi, adam öldürülmesi men edilir. Bu ayda ALLAH Teâlâ bir kısım Peygamberlerinin tevbesini kabul buyurmuştur. Yine ALLAH Teâlâ bu ayda veli kullarını düşmanlarından kurtarmıştır. Bir kimse Receb ayını oruçlu olarak geçirirse ALLAH Teâlâ o kimseye şu üç şeyi gerekli kılar: Geçmiş günahlarının tümünü bağışlar, kalan ömründe günah işlemekten korur, kıyamet günü susuzluğundan emin kılar. Bu esnada yaşlı zayıf bir zat, ayağa kalkarak:
- Ya Resûlellah! Ben Receb in hepsini oruç tutmaktan acizim, ne yapayım Bu ikramlardan bana nasib yok mu dedi. Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz:
- Sen de Receb in ilk, orta ve son gününü oruç tut ki; bütün ayı oruç tutmuş kimsenin sevabına nail olursun. Çünkü, bir hasene on katı ile muamele görür. Fakat, siz Receb ayının ilk cuma gecesinden gafil olmayasınız. O, öyle bir gecedir ki; melekler o geceyi, Regaib Gecesi diye isimlendirirler... Şöyle ki: O gecenin üçte biri geçtiği zaman; göklerde ve yerlerde hiçbir melek kalmaz ki hemen hepsi Kâbe ve civarında toplanırlar. ALLAH Teâlâ onların hallerine muttali olur ve şöyle buyurur:
"Ey meleklerim! Ne dileğiniz var ise, benden isteyin!.." Şöyle derler:
- Ey Rabbimiz! Senden dileğimiz odur ki; Receb ayında oruç tutanları bağışlayasın Onların bu dileği üzerine, ALLAH Teâlâ şöyle buyurur:
- Bu dileğinizi yerine getirdim." (Abdülkadir Geylani, a.g.e. 238-239)
Ebû Ümame (R.A.) den rivayete göre Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz şöyle buyurdu:
"Beş gece vardır ki onlarda yapılan dualar geri çevrilmez, muhakkak kabul olunur. Bunlar: Receb ayının ilk gecesi, Şaban ayının on beşinci gecesi, yani Berat gecesi, cuma gecesi, Ramazan bayramı gecesi ve Kurban bayramı geceleridir." (Deylemi, Firdevs, 2/196, No: 2975)
Duaların makbul olacağı geceler arasında Receb ayının ilk gecesiyle Cuma gecesi bulunması bu gecelerin ihyasına bir işaret sayılmış ve ümmet tarafından bu gecelerin daha fazla ibadetle geçirilmesi iyi karşılanmıştır.
Ömer b. Abdülaziz (R.A.) şöyle demiştir: Sene içinde, dört geceye dikkat edeceksin. Çünkü ALLAH Teâlâ, o gecelerde bol bol rahmet indirir. O geceler:
a- Receb ayının ilk gecesi.
b- Şaban ayının orta, yani Berat gecesi.
c- Ramazan ayının yirmi yedinci, yani Kadir gecesi.
d- Ramazan bayramı gecesi..
Halid b. Ma dan (R.A.) şöyle demiştir: Sene içinde beş gece vardır. Bir kimse, iman ederek ve sevabını ALLAH Teâlâ dan bekleyerek, o geceleri ibadetle geçirmeye devam eder ise, ALLAH Teâlâ, onu cennetine girdirir. O geceler:
1- Receb ayının ilk gecesi. O gece namaz kılmalı, ibadet etmeli, gündüzünde oruç tutmalı.
2- Ramazan bayramı gecesi.
3- Kurban bayramı gecesi. Bayram gecelerinde namaz kılmalı, ibadet etmeli gündüzlerini de oruçsuz geçirmelidir. Çünkü bayram günlerinde oruç tutmak caiz değildir, haramdır.
4- Şaban ayının ortası, yani Berat gecesi. O geceyi namazla, ibadetle geçirmeli; gündüzünde de oruç tutmalıdır.
5- Aşura, yani Muharrem ayının onuncu gecesi. Bu gece namaz kılmalı, ibadet etmeli, gündüz oruçlu bulunmalıdır. (Abdülkadir Geylani, a.g.e, 236)