Haydi, tut elimi!

Abone Ol

“Haydi, Tut Elimi.” bir yazı başlığı gibi gözükse de; aslında bir çığlığın, bir haykırışın adıdır. Karanlık dehlizlerden yardım için uzanan elin adıdır. Gözlerimizi ve kulaklarımızı kapattığımız, kanayan ve derinleşen yaranın adıdır.  Senin, benim, onun probleminin adıdır. Türkiye’deki çocuk istismarını ve ihmalini durdurmak, cinsel istismara ve şiddete maruz kalmış çocukları korumak, toplumu bu konuda bilinçlendirmek, mağdur çocukları hayata yeniden hazırlamak ve topluma yararlı bireyler haline getirmek için mücadele eden sivil toplum kuruluşunun adıdır. Kısaca; “Haydi Tut Elimi Derneği” karanlığa yakılan bir ışığın adıdır.  

Hepimiz çocuk olduk ve birçoğumuz çocuk sahibiyiz. Peki, ne kadarımız çevremizde istismar ve ihmal edilen çocuklarla ilgiliyiz Türkiye’deki her üç çocuktan biri fiziksel istismara, beş çocuktan biri ise cinsel istismara uğrarken; bizler ne kadar daha üç maymunu oynayacağız Ülkemiz çocuk istismarı konusunda maalesef yeterli bilince sahip değildir. Adeta bu konuda hafızasını yitirmiş durumdadır. Özellikle bu konuda yüksek bilince sahip olmaya ihtiyacı vardır. Çocuklar sadece cinsel anlamda istismar edilmemektedir. Bazı aileler tarafından dilendirilmek suretiyle de istismar edilmektedir. Hatta anneler bebelerini kucaklarına alarak dilenmektedirler. Böylece çocuğun ailede istismarı doğduğu an itibariyle başlamaktadır.

Çocuk istismarı; karmaşık nedenleri ve trajik sonuçları olan, tıbbi, hukuki ve psiko-sosyal kapsamlı ciddi bir sorundur. Anne baba ya da bakıcı gibi bir erişkin tarafından çocuğa yöneltilen, toplumsal kurallar ve profesyonel kişilerce uygunsuz ya da hasar verici olarak nitelendirilen, çocuğun gelişimini engelleyen ya da kısıtlayan eylem ve eylemsizliklerin tümüdür. Toplumumuzda cinsel istismara uğrama, cinsiyet arasında farklılık göstermektedir. Bu durum kızlarda üç kat daha fazladır. Özellikle anneler buluğ çağındaki çocuklarıyla daha yakından ilgilenmek zorundadırlar. Bütün istismarlar kötüdür ve insan ruhuna derin iyileşmez izler bırakır. Bunların en üzücü olanı; aile içi cinsel istismardır. Bunun bugün sayısının ne kadar olduğu bilinmemektedir. Aile içi istismara uğrayan çocuklar, korktukları için bunu ailelerinden gizlemekte, ailenin haberi olması durumunda da, utanma adına ve toplumdan dışlanmamak için saklamaktadırlar. Bu durum çocuğun ruhsal dünyasında tamiri imkânsız yaralar açmakta, çocuğun gelişimini tamamlamasına ve kişisel potansiyelini gerçekleştirmesine de engel olmaktadır. Çocuğun çok değişik bedensel yakınmalarla sıkça hekime başvurmayı istemesi, okula uyum sorunları göstermesi, fiziki zarar belirtilerinin gözlenmesi ile ensestten şüphelenmek gerekir. Ayrıntılı fiziki muayenesi ve ruhsal muayenesi önemlidir. Bunun gibi travmaya bağlı ruhsal bozuklukların seyrinde ailenin eğitimi, tutumu ve her şeyden önce istismarcı ile süregelen ilişki önemlidir. Aileye kızlarının o ortamda yaşamayı sürdürmesinin uygun olmadığı, bu koşullarda tedavinin sağlanamayacağı, adli sürecin başlatılması halinde çocuğun ortama güveni sağlanarak tedavinin de destekleneceği anlatılmalıdır. Sonuç olarak aile ve çocuk ile ilgili gerekli sosyal incelemelerin yapılarak, çocuğun en kısa sürede ortamdan ve istismarcılardan uzaklaştırılması gerekmektedir. Aile bu konuda gerekli önlemleri almazsa, küçüğün koruma altına alınması uygundur. Olay ortaya çıksa bile aynı yerde yaşamaya zorlanan, çocuklarımız ağır travmaya maruz kalmaktadır. Bir kısmı ağır baskılar altında evden kaçmaktadır. Bu sefer de başka istismarcıların eline düşmektedir. Her ne kadar devlet bu konuda yardım elini de uzatsa bunun yeterli olmadığı görülmektedir.

Bu konuda birçok sivil toplum kuruluşları çalışmalar yapmaktadır. Haydi, Tut Elimi Derneği (

www.hayditutelimi.org

) bunlardan sadece birisi. Dernek 2010 yılında İstanbul Valisi Hüseyin.Avni Mutlu’nun eşi Gül Mutlu’nun fahri başkanlığında, birkaç özveri sahibi insanın desteğiyle kurulmuş bir gönül organizasyonudur.  Bu olaylara maruz kalan kızlarımızın rehabilitesi ve tedavileri konusunda birçok çalışmalar yapan derneğin Genel Başkanlığını Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Başkan yardımcılığını Dr. Nebiye Yaşar yapmaktadır. Dernek; bir disiplin içersinde iş bölümü yaparak daha kısa sürede daha çok başarıya imza atmak için çalışmaktadır. 0-18 yaş arası çocukların rehabilitesi ve tedavisi için Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’yla yapmış oldukları protokol ile ortak projeler yürütmektedirler. Çocuklarımızın rehabiliteleri ve tedavileri en az altı ay sürmektedir. Bunlar aile içi ihmal, istismar ve şiddete maruz kaldıkları içinde iyileşmeleri çok zor olmaktadır. Devlet bu tedavilerin parasını veremiyor. Haydi, tut elimi derneği özel bir hastaneyle yapmış olduğu protokolle %50 tedavi ücretini ödeyerek kızlarımıza yardımcı olmaya çalışmaktadır. İstanbul’da bu konuda yardımcı olan iki tane hastane bulunmaktadır. Ama şartlar yeterli olmadığından kızlarımız hastaneden kaçmaktadır. Psikologlar ve sosyologlar eşliğinde çalışmalar yapılmaktadır. Çocuklarımızın imani noktadaki eksiklikleri de, bu konuda eğitimli uzmanlar sayesinde karşılanmaktadır. Bu hizmetler tamamen gönüllülük esasına dayanmaktadır. Hiç kimse “bu durum benim çocuklarımı başına gelmez “ dememeli. Bu gibi kuruluşların desteklenmesi gerekmektedir. İster maddi yardım yapın, ister beden gücünüzle çalışarak bir mesai verin, ama mutlaka yardım elini uzatınız! Devletin yurtlarından kaçan kızlarımız ya fuhuş çetesinin ya da uyuşturucu çetesinin eline düşmektedir. Hassas olan bu konuya herkesin de aynı hassasiyet içerisinde yaklaşması gerekmektedir. Onlar bizim çocuklarımız..! Ve sahip çıkılmazlarsa, kendilerine zarar verdikleri gibi bize de zarar vereceklerdir.

Ülkemizde çocuk istismarıyla ilgili yasaların yetersiz oluşu istismara uğrayan çocukların büyüdüğü zaman istismarcı olmaları ihtimalini de doğurabilmektedir. Bunun yanında yeterli tedavi almayan ya da alamayan bir çocuk, istismara maruz kalır ve bunun normal bir davranış olduğunu kabul edip travmanın etkilerini yenerse; büyüdüğü zaman da istismarcı oluyor. Ayrıca istismarcılığın yanı sıra birde kişilik bozuklukları gözlenmektedir. Devlete ve STK’larına düşen en önemli görevlerden biri de; çocuğun bu travmayı normalize etmesinin önüne geçmek, psikiyatrik ya da psikososyal destek zeminini sağlamaktır. Türkiye, dünyada çocuk istismarı (özellikle cinsel istismar) sıralamasında üçüncü sırada bulunuyor.  Öğretim üyelerinden oluşan Ankara Çocuk Koruma Birimi’nin araştırmasına göre, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne 2005 yılında gelen vaka sayısı 17. 2010’da ise bu sayı 34’yükseldi. Cinsel istismarı sorgulayan lokal çalışmalara göre üniversiteye giden öğrencilerin yüzde 10 ile 44’ünün çocukken cinsel istismara maruz kaldığı ortaya çıktı. Gelen vakalara göre bunların yüzde 60’ı kız, yüzde 40’ı erkek.  Adalet Bakanlığı verilerine göre, çocuğa karşı işlenen cinsel taciz, saldırı ve istismar suçları ile ilgili davaların sayısı, 2009’da 13 bin 812 iken, 2011’de 18 bin 334’e çıktı. Türkiye’de çocuk istismarı çoğunlukla “rıza” gerekçesiyle cezasız kalıyor. Aile ve sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin, çocuk istismarıyla ilgili cezalar konusunda bir çalışma yaptığını belirtti. Çıkacak olan yasanın bu sosyal yaraya ilaç olur mu Bilinmez! Bildiğim bir gerçek var ki, şayet ailelere bu istismarlara göz yummaya devam ederse, toplumumuzda bu yaranın kangrene döneceği kesindir.