Annemle babam yirmi yıl çocuk sahibi olamamışlar. Sonra
annemin ifadesiyle, Allah dualarını kabul etmiş ve ben doğmuşum. Adımı Kerem
koymuşlar. Annem bütün hayallerini benim üzerime kurmuş ve benim gelecekte
siyasetçi olmama karar vermiş.
Liseye başlayıncaya kadar ailemin tabiriyle iyi bir
çocuktum. Fakat ne zaman ki, büyümeye ve düşüncelerimi açıkça ifade etmeye
başladım, evde kıyametler koptu. Benim adıma babam karar veriyor annem de bu
kararlara uymamı istiyordu. Bazı konularda sesimi çıkarmıyor onların istediği
şeyi yapıyordum. Ama babam hayatımın o kadar içine girmişti ki artık ben yok
olmaya doğru gidiyordum.
Lisede tarihe ilgi duymaya başladım, iyi bir tarihçi
olmayı düşünüyordum. Fakat annem karşı çıkıyor ısrarla siyaset okumamı ve
gelecekte aktif siyasete katılmamı istiyordu. Ona bunun kendi fikri olduğunu
bir türlü anlatamıyordum. Çünkü aksi takdirde babam araya giriyor ve sen annene
karşılık veriyorsun diye çıkışıyordu. Ama artık ben yoktum, benim yerime
annemle babam düşünüyor ve her şeye onlar karar veriyorlardı.
Hiç unutmam, büyükannemin verdiği harçlıkları biriktirmiş
ve kendime bir bilgisayar almıştım. Eve geldiğimde kıyametler koptu. Babam bu
paraya buzdolabını doldurur ve bir ay geçinirdik, ne yapacaksın bilgisayarı
diye çıkışmış ve annemi de arkasına alarak beni yerden yere vurmaya başlamıştı.
Kavga iyice büyüyünce annem akrabaları da eve çağırmış ve olay iyice içinden
çıkılmaz hal almıştı. Amcalarım, teyzelerim annem hepsi beni suçluyorlar ve
babamı üzdüğümü, saygısızlık yaptığımı düşünüyorlardı. Sessiz kalmış çıtımı
dahi çıkarmamıştım. Söylediğim her şey olay oluyor ve bana konuşmayı
yasaklıyorlardı. Babamla yaşadığım sorunlar artık çığırından çıkmış ve beni
evden soğutmuştu.
Nihayet hayalimdeki üniversiteyi kazanmış ve şehir dışına
çıkmak durumunda kalmıştım. Babam olmaz bu çocuğu oralarda kim kontrol edecek
diyor annem ise sessiz kalıyordu. Büyükannemin araya girmesi ile babam
sakinleşti ve ben on dokuz yaşında bütün akrabaların eleştirdiği ve
saygısızlıkla itham ettikleri bir genç olarak evimden uzaklaştım.
Üniversitede yeni arkadaşlar edindim, kendimi daha rahat
hissediyordum. Ailem telefonla arıyor tavsiyelerde bulunuyordu. Babam evden
ayrıldıktan sonra tavrını değiştirmiş artık bana daha iyi davranmaya başlamıştı.
Bu durum beni çok mutlu ediyordu. Artık derslerime çalışmalı ve onları sükutu
hayale uğratmamalıydım. Fakat insan başına neyin geleceğini bilemiyor, yarıyıl
tatiline bir ay kala babamın vefat haberi ile yıkıldım. Evet, özgürlüğümü
kısıtlıyor hayatıma çok fazla müdahale ediyordu. Ama biraz sabretseydim dişimi
sıkıp babamdır olsun deseydim vicdanım daha rahat olacaktı. Fakat onu üzdüğüm
için derin bir acı hissediyor, fotoğrafına bakıp defalarla özür diliyordum. Ama
beni duyması mümkün değildi ki!
Siz, siz olun, ne yaparlarsa yapsınlar anne babanızı
incitmemeye çalışın. Çünkü onlar hayatımızın iki önemli aktörü ve ne
yapıyorlarsa bizim için yapıyorlar. O yüzden haklı da olsanız onların çıkışları
sabırla karşılayın. Yani benim yaptığım hatayı yapmayın.
(Burak Ç)