Hayatta ve Siyasette Gelecek

Abone Ol

Hayat uzun soluklu bir süreç. Ama bir yanıyla da kısa. Zaman öylesine hızlı geçiyor ki nasıl geçtiğinin farkına varılamıyor.

Anlık duygular, heyecanlar insanın gerçeği. Ama bunlar insanın yol ve yönünü tayin edecek durumlar oluşturmuyor. Hatta insanı aşırılıklara sürüklediğinden zararlı olabiliyor. Sükûnet, sağlıklı düşünüş ancak salim bir kafayla olabilir.

15 Temmuz sonrası duyguların en doruğu yaşandı. İnsanlar önlerini göremeyecek kadar kendilerini kaptırdılar.

Darbe sonrası yaşanan kimi durumlar yeni fırsatlar verebilir vermelidir de. Batı’ya kendilerini bağımlı hâle getirmiş olanların durumların farkına varmaları gerekiyor. Ne yazık ki bu ruh ortamından da yoksunuz. Duygu ve hamaset genel anlamda hayata egemen olduğundan yeni bir dalga bekler gibi kendilerini donduruyorlar. Yeni bir çıkış yapma, yol bulma gibi bir çaba pek de görünmüyor.

Türkiye’nin önüne yeni fırsat çıktı. Yeni Kapı Mitingi, eksiklerine rağmen olumlu bir hamledir. Siyasal partilerin bir kısmının orada olması, farklı düşünüşler olsa bile önemli. Bunu Türkiye’nin geneline yaymak gerekir. Günlük siyasal hırslar, çıkarlar, kişisel veya kurumsal hesaplar bir yana bırakılmalı. Türkiye’nin konumu önemli. Bölge için de iyi bir örnek olmaya aday.

Kendilerini Batı’ya ve düşüncelerine kaptırmış olanların bu darbe ile gerçekleri anlamaları gerekiyor. Ne Amerika’nın, ne İsrail’in, ne AB’nın, ne NATO’nun bize bir hayrı yok olamaz. Onlar kendi kuklalarıyla olmayı tercih ederler.

Türkiye şu aşamada yeni atılımlar yapmak zorunda. Nasıl ki ülkede bir birlik havası oluştuysa bundan yararlanarak yeni atılımlara yönelmek gerekir. Küçük adımlar bile önemli.

Tez elden D-8 kurumu ele alınmalı ve işlev kazandırılmalı. Oluşumun içinde olup çıkmak isteyen olursa yerine yenileri alınabilir.

İdam konusu gündeme getiriliyor, olabilir. Bundan daha önemli olan hamleler var. Türkiye’nin güç kazanması gerekiyor. Batı’nın güdümünde olunmadığını ve bir güç olduğunu göstermek gerekiyor. Güçsüz göründükçe karşı tarafa cesaret verilmiş olur.

Ordunun güçlenmesi gerekiyor ama buna zaman gerekir. Allah korusun, eğer bir saldırı olursa, bir dış hamle gerçekleşirse ordunun gücü tartışılır. Bir zamanlar, ordunun zayıflatılması arzulanıyordu. AB’ye güçlü bir ordu ile girilemeyeceği hesaba katılıyordu. Böyle bir durumda onlara yutulmak da söz konusu olacaktı. Zaten geçmişten bugüne yaşananlara baktığımızda nasıl bir sürece girildiği anlaşılıyor.

İktidardakiler kibirlerini, büyüklenmeleri artık bir yana bırakmalı. Bir darbe olayı neler olabileceğini gösterdi. Eğer toplu bir birliktelik ve karşı koyuş olmasaydı ne iktidar kalırdı, ne güç, nede böbürlenme.

Oyunlar büyük oynanıyor. İslâm milletine karşı yüzyıllardır süregelen savaşlar var. Bunlar son hamleleriydi denebilir. İslâm milleti bilinci içeriden dışarıya doğru genişletmeli. Artık kavim, parti, dernek, cemaat olgusunu bir yana bırakmalı. İslâm milleti dairesinde herkesi kucaklamalı. Eksiği ve fazlasıyla. Güç gösterisine manevi bir ruh üflemeli.

Bugün bugündür, yarına bakmalıyız. Geçmişte olduğu gibi küçük hesaplarla rakiplerimizi küçümseme, alay etme, aşağılamadan kaçınmalıyız. Kendimize ayak bağı oluşturacak hiç birine kendimizi kaptırmamalıyız. Yarın ihtiyacımızı olacak olan arkadaşlarımız, dostlarımız, akrabalarımız, hemşerilerimiz olsun. İnsanların yüzüne bakacak bir yüzümüz olsun.

Anlık durumlar gelip geçici. Ama anı iyi değerlendirir ve hakkını verirsek geleceğe hazırlık yapmış oluruz. An önemlidir ama gelecek daha önemlidir. İslâm milletinin geleceği için önemlidir. Pişmanlık duyacağımız hiçbir eylemde bulunmamalıyız.

Geçmişte kimi durumlarda duygularına alabildiğine yenik düşenlerin bugün ne halde olduklarını görüyoruz. Şu Ergenekon, Balyoz, Arap Baharı ve Suriye olaylarında ve benzeri süreçte sosyal medyada olmadık şeyler yazanlar, konuşanlar yaptıklarından acaba pişmanlık duyuyorlar mı? İşte bu duruma düşmemek için salim bir kafayla düşünmek ve var olmak zorundayız.