Hayatın cilveleri ya da sınanma

Abone Ol

Hızır yol arkadaşı Musa ile gemiye bindi. Yolculuk devam

ederken bir süre sonra gemiyi delmeye başladı. Gemi zarar görmüştü ancak yoluna

devam ediyordu. Musa bu tuhaf duruma şaşırmıştı. Çok geçmeden durum anlaşıldı;

sağlam gemilere el koyan gaspçıların elinden kurtarmak için bu hasar verilmişti.

İnsan hayatında gemi misali gedikler açılır ama yolculuk

devam eder. Hadiste geçtiği gibi; mü minin başı başak gibi dimdiktir, bir

rüzgârla yere kadar eğilir, rüzgâr geçtikten sonra yeniden doğrulur. İnsan

sınanan bir varlıktır. Kudret eli, insanı kurtarmak için gemi misali belalar

verir. Celal sıfatıyla tecelli ettiğinde, yenilgi hissi kaplar insanı ve gemi

batacak sanılır. Oysa gemi yoluna devam edecektir. Hem büyük belalardan

kurtulacak hem rotası dosdoğru olacaktır.

Musa gibi itiraz etsek de baltayı tutan el şefkat elidir.

İmtihanın hikmeti çoğunlukla zıtlık iktiza eder; imha onarmaktır, ayrılık

vuslattır, gurbet sıladır, dert dermandır. Fakat sınanma tecrübe edildiğinde,

onun sözünü etmek gibi değildir. Darbeleri yakıcıdır, dağılır insan ve

toparlanmak zaman alır. Öyle demler yaşanır ki rüya ile gerçek birbirine

karışır. Baş gözüyle ne yaman düşler görülür.

Çaresiz kalınca yaramıza dokunacak kurtarıcı bir el

ararız. Hüzünlenir ve gamla dolar insan, ancak sınanma devam eder. Belirlenmiş

müddet sonuna kadar ayıplar, yanılgılar ve hatalar bir bir yüze vurulur; insan

yolda kalmasın ve uzun menzillere yelken açsın diye. Gemi metaforu hayattır,

onda meydana gelen arızalar kişiyi kendine uyandırmak ve biricik manasıyla

buluşturmaya yöneliktir.

Kendimizi sorunlara kaptırdığımızda iç görümüzü

yitiririz. İç kritiğe sıra gelmez, zira kötü hislerle örülmüş kuruntular

besleriz. Kuruntular, yaşadığımız sıkıntıları etiketleyerek gözümüzün önünde

tutar. Ne zaman doğru çıkarım yapmak istesek, kuruntu yakamıza yapışır. Gemiyi

kimin ve hangi niyetle deldiğine değil, sadece açılan gediğe işaret eder. Bu

örtülme hali en az sınanmak kadar kişiye bela olarak  yeter. Çünkü perdelenmek, savaş korkusundan

ormana sığınmış ve bittiği halde oradan çıkmayan kişinin hali gibidir. Olay

karşısında bilincinin uyanıklığı kaybolmuştur. Benlik zedelenmiş, zaman ve

mekândan koparak kaygılara yerini bırakmıştır. Bu tablo karşında insan ne

yapmalı ve nasıl okumalı tüm olup bitenleri

Beklenmedik bir olay karşısında bazen hayatın cilvesi

deyimini kullanırız. Farkında olmadan imtihan yerine bu kelimeyi tercih

sebebi, olayın görünen yüzü ile arkasındaki sırrın farklı olmasındandır. Bir

olayın birden çok yönünün olması cilve yaşandığını gösterir. Bir bakıma

cilvesi olmayan şey yoktur. Çünkü Peygamberimiz (s.) Rabbim bana eşyanın

hakikatini göster demiştir. Yani her şeyin arkasında okumamız gereken bir

mesaj vardır. Yaşanılan deneyimlerin gerçekleşme biçimi sırlar taşır, bir

deneyimin ardında başka bir anlam varsa o cilvedir. Kelime manasındaki yüz

görümlüğü gibi; bir manzaraya göz açıp kapamak kadar kısadır ancak görülen bir

dünya şey vardır. Cilveler rüya gibi yoruma muhtaç gerçek hikâyelerimizdir.

Buna basit bir dikkat testiyle örnek verelim. Dikkat

özelliğini ölçmek için, kişi birkaç saniye bir manzaraya baktırılır, sonra

arkasına döner ve gördüklerini sıralaması istenir. Her insan, donanım

özelliklerine göre farklı sayıda ayrıntı sayar. En görünür olandan en ince

ayrıntıya kadar sıralanan özelliklere göre kişinin dikkat yeteneği ölçülür.

Dağların, vadilerin büyüklüğü, ağaçların, evlerin niteliği  ve insanların, kuşların varlığı bir bir

sayılırken, ayrıntıya inildikçe kişiden kişiye fark belirginleşir. Bu testte

olduğu gibi hayatın cilveleri geldiğinde olayın içinde boğulmadan kuşbakışı

analiz etmemiz istenir. Her kişi aynı okumayı yapamaz. İnsanlar arasındaki

dereceler tecellileri anlama düzeyi ile belirlenir. Bu mesajları okumak ise;

ilim, basiret, tecrübe ve ilham gibi özelliklerle gerçekleşir.

İÇ GÖRÜ GELİŞTİRME ZORLUĞU

Soru şudur: Yaşadığımız olaylara iç görü geliştirebiliyor

muyuz Önümüzde destansı iç görü örneklerden dersler çıkarabiliriz. Kimi zaman

Yakup un evladından ayrılığı gibi, ayrılıklar yaşarız. Bazen Yusuf un yaşadığı

imtihanlar yaşanır; örneğin köle pazarında satıldığı gibi halk içinde haraç

mezat harcanır insan. Hepsinin birer cilve olduğu sonradan anlaşılır. Yakup

büyük bir benlik taşımaktadır, Yusuf ta öyle. Cilvelenmelere yani yaşadıkları

imtihanlara bakılırsa sıradan insanların kaldıracağı cinsten değildir.

Peygamberler sınanmalar konusunda imtiyazlı değillerdir, aksine bela onlara

yağar. Bununla birlikte imtihan geldiğinde onlarda bizim gibi hislere

sahiptirler, acılar içinde kalır, yürekleri yanar. Fakat büyük benliğe sahip

oldukları için bizim gibi olayın sarmalına girip ümitsizliğe düşmezler. Onlar

kadar olmasa da her birimiz büyük benlik potansiyeli taşırız. Büyük benlik

bağışlanmış olabileceği gibi çalışma sonucu elde edilebilir.

Birçok insan, yaşadığı travma ve deneyimlerle ayartıcı

şeytanın kuruntularıyla hareket eder. O nun duygularda beslediği kötü

senaryolar vardır, olmadık işlerin başa geleceğini fısıldar. Halbuki gemide

açılan gedik, batmak için değil büyük tehlikeden kurtarmak için açılmıştır. Gam

yerine umut besleyerek sabredince her iş asan olacaktır. Şair Hafız ın dediği

gibi Yusuf Kenan a gelir yeniden; üzülme.

 ÜZÜLME

Kaybolan Yusuf döner gelir Kenan a; üzülme.

Bir gün döner hüzünler kulübesi gül bahçesine; üzülme.

Ey gamlı gönül; iyileşirsin nasıl olsa.

Getirme aklına kötü şeyler.

Bu perişan başın da gelir hale yola, üzülme.

Ey güzel sesli bülbül; devam edersen çimen tahtında

kalmaya,

yine başına çiçekten güneşlik takarsın; üzülme.

Şu kısa ömrümüzde felek dönmezse bir iki gün muradımızca,

gerçekleşmezse arzularımız,

devam etmez ya bu hep böyle; üzülme.

Umutsuzluğa kapılırım deme!

Gayb âleminin sırlarını bilmiyorsun çünkü.

Perde arkasında, nice gizli oyunlar var.

Üzülme.

Hey gönül; söküp götürse de yokluk seli varlığımızı,

Üzülme.

Nuh gibi kaptanın var; üzülme.

Batarsa deve dikenleri her yanına

Giderken Kâbe yolunda üzülme.

Olsa da konak yerleri tehlikeli,

Olsa da menzilin uzak,

bitmeyen yol yok, üzülme.

Bir yanda dosttan ayrılığın acısı,

Bir yanda rakibin rahatsız edişleri.

Biliyor bunların tümünü halleri değiştiren Tanrı.

Üzülme.

Ey Hâfız, düşmüyorsa dilinden dua, Kur ân,

Çekilmişken fakr köşesine, halvete,

gerçekleşecek arzuların; üzülme.

HAFIZ-I ŞİRAZİ