HAYATIN CAZİBESİ

Abone Ol

Geçen hafta Davranalım! başlıklı bir yazı kaleme

almıştık ve haftaya devam edeceğiz demiştik. Şimdi kaldığımız yerden devam

edelim.

Hayat gerçekten cazibelidir. Gençliğin istek ve arzuları

ile dünya üzerinde yapılacak tonla şey bulmak zor değildir. Zor olan yapılacak

bunca çekici şey varken gençliği rafa kaldırmaktır.

Hep eleştirirler. Gençliğini yaşa derler. Hayat geçip

gidiyor ve bir daha bu fırsatı yakalayamayacaksın. Hâlbuki bu sözün öteki yüzü

de vardır. Hayat geçip gidiyor bu günleri tekrar bulamayacaksın öyleyse Rabbine

kulluk et gününü zayi etme.

Öldükten sonra cehenneme gidenlerin söyleyeceği söz bize

Kur an da bildirilmiş. Tekrar dünyaya dönme şansı verilsin istenecekmiş.

Elbette ki bu artık mümkün olmayacak. Dünyada yapılanlar yüzümüze çarpılacak

orada. Geri dönüşümü olmaksızın.

İnsanın en cıvıltılı zamanları 15-21 yaş aralığıdır. O

dönemde her şeye istek ve coşku doruktadır. Bu aslında güzel olmaktan ziyade

tehlikeli bir durumdur. Allah ın bizi izlediğini unutan her genç günahın

cazibesine kolayca kapılır bu çağda. İnançlı veya inançsız her genç bu

imtihandan geçer ve çoğunluk ne yazık ki eleğin altına düşer.

Ne olacak ki, yaşasınlar gençliklerini doya doya

diyenler acaba sonraki dönemlerde yaşayacakları sancılar için de bir çözüm

üretmişler mi Elbette, antidepresanlar. Mutsuzluğa çare, unutmaya çare ama

antidepresan kullananlara bir bakın bakalım hakikaten mutlular mı unutmuşlar

mı Unutulmaz, insanlar yaşadıkları günahları unutamazlar. Ancak tövbeyle

devamlı yalvararak fakat bu dahi büyük günahları kolayca silemez. O çalkantılı

dönemde iş hayatı evlilik hayatı daha pek çok önemli şey düzgünce kurulamıyor.

Günah ne olursa olsun insana iç sıkıntısı olarak dönüş yapıyor ve bir örümceğin

ağına yakalanan sinek gibi kişi de kendi geçmiş günahlarının ağına düşüyor

debelendikçe batıyor kurtulmaya çalıştıkça daha çok kapılıyor yutuluyor o

sıkıntı tarafından. Kısacası eden kendine ediyor.

Düşünün bir, birisini sevdiğiniz zaman onu silmeye neyin

gücü yetiyor. Zihniniz daima onunla meşgul bu durumdan sıkılsanız da kurtulmak

isteseniz de çaresini bilmiyorsunuz bulamıyorsunuz. Onunla helal olmayan şeyler

yaşadığınızda kendinizi korkunç bir uçuruma sürüklediğinizin farkına

varamıyorsunuz. Belki bir beş yıl belki on yıl sonra hiç beklemediğiniz anda o

anlar gözünüzün önünde canlanıverecek de akıp gitmekte olan hayatınızın bağrına

hançer saplayacak. Bunun için Allah helal olmayana dokunmayı yasaklamış. Bu yol

ile bizim ruh ve zihin sağlığımızı koruyor.

Bir başka konu olarak merhamet ve kibrin zıtlığına

değinelim. Kendinden maddi durumca daha zayıf olan akrabaya hor bakmak mesela.

Onu aşağılamak ve bu aşağılamanın adına da iyilik demek. Sağlıklı bir birey

bunu diyebilir mi sizce İyilik ile aşağılamak bir birine bu kadar mı benzerdir

ki biz ayırt edemiyoruz da iyiliği aşağılamak sanıyoruz Her kim olursa olsun

kendisine hor bakıldığını anlar. Kimse ne kendini ne de başkalarını kandırmaya

çalışmasın. Bu durumda unutulan bir şey var kimse yaptığını bulmadan gitmez bu

dünyadan ve ahirette de yaptıklarının karşılığını görür.