Hayatın Anlamı

Abone Ol

Kim, neye göre ve ne kadar hayatının hakkını verebiliyor bilinmez. Hayatın hakkını vermek biraz da ona yüklediğimiz anlamla mümkün olsa gerek. Neye göre ve ne kadar anlam yüklersek o oranda hakkını vermiş oluruz herhalde. Hayata anlam katmak ve hayatın hakkını vermek anlamında bazı temel prensipler vardır ki, onlar anlaşılmadığı takdirde, insan hayatı anlamsız bir oyalanma sürecinden öteye geçemez.
Şüphesiz bir ülkenin asıl gücü üretimidir. Üretim denildiği zaman herkesin aklına tarım, sanayi, hayvancılık, bilim ve teknoloji gibi başlıklar gelir. Hâlbuki üretim dediğimiz şey, her alanda olduğu zaman anlam kazanır ve ülke olarak topyekûn bir kalkınma ancak bu şekilde söz konusu olur. Kim hangi sektörde çalışırsa çalışsın mutlaka üretim odaklı düşünerek mesai harcamalı. Hatta mesai sonrasında da kendi çalışma alanının üretimini düşünmeli. İster eğitimci ister çöpçü olun, ister bakkal dükkânı ister manav işletin, ister akademisyen ister avukat olun, her ne mesleği yapıyorsanız yapın üretim odaklı düşünmüyorsanız, rutinin ve maaşın elemanı olmanın ötesine geçemezsiniz. Unutmayın, her zaman mutlaka daha iyisi vardır ve üretim, hem ülkemiz hem de insanlık adına önemli bir katma değerdir. Mümkün olanın ortaya koyulması için öncelikle dert sahibi olmak, okumak, araştırmak, denemek ve gayret etmek gerekir.

Hepimiz belli bir sosyal çevre içerisindeyiz ve içinde yaşandığımız toplumda yaşamımızı sürdürüyoruz. Eğer bir toplum içerisinde yaşıyorsak, nitelikli bir yaşam sürdürmek için olmazsa olmaz şartlardan biri güçlü bir iletişime sahip olmaktır. Güçlü, anlamlı, nezaket dolu, hoşgörülü bir iletişim hepimizin ihtiyacı. Az konuşan, çok dinleyen, düşünmeden konuşmayan, sözlerini dikkatle seçen, kalp kırmamaya önem gösteren, yapıcı, çözüm odaklı, ekip ruhunun gereklerine hassasiyetle dikkat eden bir iletişim, yaşadığımız ortamın kalitesini yükseltmekle beraber, iş üretimine de ciddi katkılar sağlayacaktır. Bazen çok önemli işlerin, sorunlu bir iletişimden dolayı daha başlamadan bittiğine hepimiz şahitlik etmişizdir. Özetle, bir insan evvela, kimle, nerede, nasıl ve hangi ölçüde konuşacağını iyi bilmeli. Nasıl dinlemesi ve düşünmesi gerektiğini ise çok daha iyi bilmeli.

Diğer bir önemli madde ise, her insanın, kendi için değil, başkaları için fayda ürettiğinde gerçekten mutlu ve huzurlu olduğunu fark etmesidir. Sadece kendi istikbali için yaşayanlardan oluşan bir toplumda öfke, kaos ve stres kaçınılmazdır. İnsan ruhunu huzura kavuşturan, gerçekten mutluluğu hissettiren şey diğerkâmlıktır. Bizi değerli kılan, ne kazandığımız ya da ne bildiğimiz değil, kazandığımız ya da sahip olduğumuz bilgi ile başkaları için ne yaptığımızdır. Onun için Peygamberimiz, “İnsanların en hayırlısı, insanlığa faydalı olandır” diye buyurmuştur. İnsan için, insanların en hayırlısı olmaktan daha değerli bir hedef olamaz. İnsan hayatını anlamlı kılan en önemli değerlerden biri etrafının farkında olması ve sorumluluk bilinci ile etrafına faydalı olacak işleri kovalamasıdır.

Özetle, hayatımızı anlamlı bir hale dönüştürmek için değerli bir üretime, sağlıklı bir iletişime ve bütün insanlığa faydalı olacak bir mantaliteye sahip olmak durumundayız. Bunlar, hayatının hakkını vermek isteyen her insanın dikkat etmesi gereken temel özelliklerdir. Hayatın anlamını keşfetmek, ancak araştırmak, okumak, sorgulamak, düşünmek ve gayret etmekle mümkündür.