Gündem

Hayatımızın dinamikleri

Hayatımızın dinamikleri

Abone Ol

Kültür, kişinin hayatını etkileyen ve kişiliğini şekillendiren maddi ve manevi değerlerden oluşan bir bütündür. Toplumda olup biten her şey bu bütünün bir parçasıdır. Kültür, topluma has bir olgudur ve o toplumun mensuplarının çoğunda müşterek olan ve onu diğer toplumlardan ayıran hususi bir hayat tarzını temin eder. Değerler ise, bir toplumun kültürünü şekillendiren ve ona güç veren unsurlardır. Kişinin yaşam tarzına baktığınızda hangi topluma hangi değerlere mensup olduğunu anlayabilirsiniz. Mesela Batı‘da doğup büyümüş bir insan için faydacılık önde gelmektedir. Buna göre başarı kazanmak, tanınmak mevki sahibi olmak birincil hedeftir. Oysa Müslüman toplumlarda, başkalarına iyilik yapmak, fedakarlık, diğerkamlık daha değerli bir şeydir. Doğan Cüceloğlu kültürlerin bireyi nasıl etkilediğini şu örneğiyle açıklar: "Batı toplumunda büyüyen on sekiz yaşındaki bir gencin ailesinden ayrılıp kendi yaşamını kurması doğaldır. Çünkü kadına ve erkeğe verilen roller şu şekilde işler: Kadın ve erkeğin rolleri ve toplum içinde nasıl davranmaları gerektiği o toplumun kültüründe vardır. Yani her toplumun kültürel dinamikleri içinde kadına ve erkeğe bazı değerler yüklenmektedir. Mesela evinde çocuklarının bakımıyla ilgilenen anne bizim toplumumuzda övülür oysa Batı toplumunda bu anne çalışmalı para kazanmalıdır.

Değerler toplumun bir parçasıdır

Yaşa göre biçilen değerler: Toplumda, bazı şeyler gençler için doğal karşılanırken yaşlıların daha olgun ve daha düzgün yaşamaları beklenir. Bu nedenle yaşlılar ya da orta yaştaki kimseler tutum ve davranışlarını akıl süzgecinden geçirmeye ihtiyaç duyarlar.

Kuşak çatışması: Eski nesiller geleneklerine daha bağlı yaşarken, gençler uç noktalarda yer almayı tercih edebilirler. Bu da iki nesil arasında bir çatışmaya, uyumsuzluğa yol açar. Burada karşılıklı saygı ve sevgi sorunu çözebilecek tek anahtardır.

Bireylere biçilen tutum ve davranışlar vardır: Kültürümüzün geleneğimizin belirlediği normlar vardır, gençler saygılı olmalı, yaşlılar anlayışlı olmalıdırlar. Bu örgü içinde genç nesiller, nerede ve nasıl davranacaklarını öğrenirler ve ebeveynlerinden bu kültürel mirası devralırlar..

Eskiden komşu vardı

Küçüklüğümüzde canımız sıkıldığında komşuya gider, evde bir şey bittiyse hemen komşudan alırdık. Komşu can yoldaşımız, arkadaşımız, sırdaşımızdı. Komşu pişirdiğinden getirir, iki gün sesimiz çıkmasa kapımızı çalar hal hatır sorardı.

- Evin anahtarını komşuya verirdik.

Çocuk okuldan geldiğinde anne evde yoksa komşuda beklemesini söylerdik

Sırlarımızı komşuya verirdik

Başımız darda kaldığında komşuya koşardık

Sıkıntılarımızı komşuyla paylaşırdık

Günümüz insanı ise, bırakın komşuya en yakınına dahi güvenemiyor, korkuyor ve kendini yalnızlığa veriyor.

Yalnızlık çevremizde kimsenin olmaması mıdır?

Carl Ustav Jung‘a göre, yalnızlık, etrafımızda insanın olmaması değil aksine kişinin önemsediği şeyleri başkalarına ulaştıramamasıdır. Yani kişinin ait olmama duygusuna kapılması, sosyal desteğinin azalması, paylaşımın olmaması durumudur. Ne yazık ki, yaşadığımız çağın en önemli sorunlarından biridir yalnızlık. Artık insanlar, bu sorunlarının üstesinden gelebilmek için çeşitli çarelere başvuruyorlar. Yalnızlık duygusu iyileştirilemediğinde ise, fiziksel ve ruhsal sorunlara neden olabilmektedir. Yapılan araştırmalar, yalnızlığın, kişinin içsel süreçlerini etkilediği ortaya çıkmıştır. Mesela, uzun süre yalnızlık yaşayan kimselerin bağışıklık sisteminin zayıfladığı ve bu insanların enfeksiyonlara yatkınlığın arttığı görülmüştür... Aynı zamanda yalnızlık duygusunu yoğun yaşayan kimselerde, anksiyete ve özgüven yetersizliği oluşuyor ve öfke patlaması yaşanabiliyor. Bu kimselere yapılabilecek en büyük yardım ise sosyal destek ihtiyaçlarını karşılamak ve yanındayız duygusunu vermektir.

Vaktin çoğunu internet başında geçiriyorlar

Araştırmalar aşırı internet kullanan kişilerde yalnızlık hissi, depresyon ve yetersizlik duygusunun yoğun olduğunu gösteriyor. Kişi internetin başına geçtiğinde yalnızlığını bir süreliğine unutuyor ancak yazışma sonrası yalnızlık hissi artıyor ve bu kimseler yüzyüze görüşme sonrası da yalnızlaşıyorlar. Bu nedenle bu kimselerle yüzyüze iletişim kurmak ve internete olan bağımlılıklarının iyileşmesi noktasında destek sağlamak gerekir.

Bir kaç tavsiye

Allah yanımızda ve yakınımızda: Her birimiz bir başkasına ihtiyaç duyarız. Ancak, elimizde olmayan nedenlere bağlı olarak, yalnız kalmışsak, unutmayalım ki, Allah yanımızda ve yakınımızda. Bu nedenle yalnız olmadığımızı bilmemiz ve onun rahmetine sığınmamız gerekir.

Yalnızlığı tanımlamak: Öncelikle niçin yalnız kaldığımızı sormalıyız. Kendimizi yetersiz bulduğumuz için insanlardan kaçıyor muyuz? İnsanları çok eleştirdiğimiz için ya da eleştirilmekten korktuğumuz için uzak mı kalıyoruz? Kendimizi insanlardan üstün gördüğümüz için mi yalnız kalıyoruz? Yoksa, yakınlarımızdan uzakta olduğumuzdan kendimizi çaresiz mi hissediyoruz? Unutmayalım sorunun nereden kaynaklandığını bilirsek çözüme daha rahat ulaşabiliriz...

Değerli hedefler belirlemek: Kendimize değerli hedefler belirlemeli ve bu hedeflere ulaşabilmek için gayret göstermeliyiz.

İnsanları değiştirmeye kalkmamalıyız: İnsanlara hatalarını uygun bir dille ifade edebiliriz ancak onları değiştirmeye ve eleştirmeye kalkmamalayız. Aksi taktirde söylediğimiz söz fayda yerine zarar getirebilir.