Son günlerde Türkiye gündemine oturan üç konu, basında çok farklı yanlarıyla yer aldığı için asıl gerçeği, daha da önemlisi hayatımızı ve yaşadığımız dünyanın gerçeklerini bizden uzak tutuyor. Ben bugün bunlardan üçüne dikkati çekmek istiyorum.
Birincisi İsrail in Filistin ve Lübnan saldırılarıyla eş zamanlı olarak PKK saldırılarının bir merkezden yönetildiğini sanki fark etmemiz istenmiyor. Sınır ötesi harekata hazırlanan Türk devleti, İsrail in saldırılarını maskeleyecek bir konuma sürüklenmek isteniyor. Bütün bunlar, BOP adı verilen ve Ortadoğu daki petrol ve öteki yeraltı zenginliklerinin ABD ile bir ve beraber hareket etmek isteyen İngiltere nin kontrolünde olmasını sağlamak amacındaki her türlü programı desteklemek çabasındadır. Kartel basını bu güdüme girmiş, kimisi İsrail i de mazur gören yayınlara başlamıştır. Bu tuzağa sadece Mahir Kaynak dikkati çekiyor, ama sesini kimselere duyuramıyor. Her meselede komplo teorileri ortaya atarak dikkati çekmek isteyen eski istihbaratçı, bu kez gerçeğin ta kendisini söylediği halde kimse kulak vermiyor.
Tabii, her fırsatta komplo teorisi ortaya atarsanız, en büyük komplo umursanmaz olur...
HİDROJEN ENERJİSİNİN GELECEĞİ
İkinci önemli mesele, bu türden savaş haberleriyle ÖSS sonuçları arasında güme giden Hidrojen Enerjisi nin geliştirilip kullanima sokulmasıyla ilgili olarak. Prof. Dr. Nejat Veziroğlu başkanlığında yapılan toplantı. Birleşmiş Milletler için çalışan dünyaca ünlü bu ilim adamımız 1974 ten beri bu konuda çalışıyor ve sonuçlarının 2008 de alınabileceğini söylüyor. Otomobillerde bile kullanılabilecek olan bu temiz enerjinin Türkiye yi "geleceğin ülkesi yapacağını" ve böylece "enerji savaşlarının ortadan kalkacağını söyleyen bu ilim adamımızın hayati bir şey söylediğini, ama ortadan kaldıracağını söylediği enerji savaşlarının başta kendi hayatı olmak üzere kimlerin hayatını tehlikeye soktuğunu bilmemesi imkansız.
ABD de yaşayan bu ilim adamının, Enerji Bakanlığı nın projenin sponsoru olduğu ve Çevre ve Orman Bakanlığı nın da ev sahipliğini yaptığı yolundaki söyledikleri gazetelerde yer aldıktan sonra, doğrusu ben ciddi olarak endişe duymaya başladım, fakat kimse buna dikkat bile etmedi. Hatta haberler dışında televizyon yorumcularına da konu olduğu görülmedi.
ASIL TAHSİL LİSE TAHSİLİ
Üçüncü önemli mesele, öğrenci harcama mekanizmasına dönüşen ÖSS sonuçları...
Lisede okuyup öğrendiğim şeylerden ötürü, dünya görüşümün orada teşekkül ettiğine inanıyorum. Bence asıl tahsil lise tahsilidir; insanın fizikî ve ruhî benliği o yaşlarda teşekkül eder. O yüzden, üniversiteye odaklanmış bakışları liseye çekmek istiyorum. Çünkü lise sadece üniversiteye değil, hayata da hazırlık anlamına gelir ve gençler hayat tasavvurunu burada alır.
15 yıl süren öğrencilik ve 25 yıl süren eğiticilik hayatım boyunca edindiğim tecrübeler sonucunda şu kanaate vardım: Benim temel düşüncem insanların çoğu temel olarak ne öğrenirse lise çağlarında öğrenir, sonraki yıllar sadece çevre ve diploma kazandırır.
ÖSS deki uygulama sebebiyle katsayı mağduru olarak hak ettikleri bölümlere giremeyen İmam Hatip Lisesi mezunlarının, Vakit gazetesinin manşetindeki ifadeyle, "Beyin soykırımı"na tabi tutulduğu elbette çok acı bir sonuç. Bunun en kısa zamanda düzeltilmesi gerek, öte yandan üniversiteye kilitlenen orta öğretim gençliğinin de her yıl biraz daha çoğalan mağdur yetiştirdiği bir gerçek. Ben bununla birlikte, yalnız üniversiteye girme hakkını değil, aynı zamanda hayatın kendisini de kaybetme yoluna girildiğini görüyorum.
Asıl yanlış olan bu... İmam Hatip Liseleri ile başörtüsü düşmanları böyle başarılı olur.
Benim küçük oğlum da ÖSS mağduru oldu, istediği bölümü kazanacak puanı aldığı halde İmam Hatip Lisesi mezunu olduğu için Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü ne giremedi.
Ama edebiyatla ilgisini kesmedi. Açık öğretim okumasına rağmen, bir edebiyat meraklısı olarak kendini yetiştirmeye ve temel eserleri okumaya devam ediyor. Esasen merakın çapı ve çalışmanın ciddiyeti bir insanı istediği vere getirir; kışlaya döndürülen üniversitelerin vereceği diploma belki memuriyet için gerekli tek referanstır, ama başarıya götürecek olan çalışmadır...
Kisacası, savaşta, tabii enerji ile hayati kararlarda hayatın asıl gündemini kaçırmayalım.