Günümüzde toplumların hastalıklı olduğu, insanların maddî-mânevî nice hastalıkların pençesinde kıvrandıkları hepimizin malumudur. Bundan dolayı cehennemi bir azab ve ızdırap daha dünyada herkesi inim inim inletmektedir.
Kur ân-ı Kerîm, hem maddî hem de mânevî hastalıklardan bahsetmekedir. Bedensel hastalıklardan bahseden ayetlerden ikisinin mealini arz edeyim. Buyuruluyor ki:
*"...Hastalara ve infak etmek için birşey bulamayanlara bir sorumluluk/günah yoktur..." (Tevbe sûresi, âyet: 91)
*"Hâlâ Yusuf u anıp durmaktasın. Sonunda (ya kahrından) hastalanacaksın ya da helâke uğrayanlardan olacaksın." (Yusuf sûresi, âyet: 85)
Maddî hastalıklarımıza çareler bulmak için nice kurumlar oluşturuyor, bunun için milyarlar harcıyoruz. Çünkü maddî hastalıklarımıza çare bulmadığımız zaman, yaşantımız alt-üst olmakta, ağzımızın tadı kaçmaktadır. Tedavi olmak için önümüze konan, çare diye sunulan ilaçlar tedavi ederken daha da onulmaz hastalıkları, hastalık listelerimizdeki adeti arttırmakta olduğu artık bilinir hale gelmiştir. Bu, bize asıl tedaviye yönlenmemiz gerektiğini telkin ediyor.
Kur ân-ı Kerîm de mânevî hastalıklara ve tedavi yollarına da dikkatimiz çekilmektedir. Bunların başında da kalb hastalıkları gelir. Bunun sebebi, kalb hastalıklarının bütün hastalıkların asıl sebebi olmasındandır. Bu hususu münafıklıkla da izah etmek mümkündür. Müddesir sûresinin 31 inci ayeti bu husus ile ilgilidir. Mezkur ayetteki kalb hastalığından maksat, şüphedir. Şüphe, insanı küfür hastalığına düçar eder. (Tevbe: 125)
Kolu ağrıyan kişi hasta mıdır Düşünürseniz ağrı Allah ın insanlara en büyük lütuflarından biridir. Çünkü ağrı uzvun rahatsızlığını haber verip uzvun tedavisine yönlendirir. Şifayı veren Allah (CC) dır.
Kur ân-ı Kerîm mânevî hastalıklardan da bahsedip tedavi yollarını da beyan eder. Peki Kur ân-ı Kerîm e göre asıl hasta olanlar kimlerdir, hastalıkları nelerdir, Allah (CC) bu hastalıkları nasıl beyan etmiştir. Buyurun bunları ele alalım. Kur ân-ı Kerîm e göre hasta olanlar:
*Zandan kaçınmayanlar.
*İnsanların gizli yönlerini araştıranlar.
*Gıybet edenler (Hucurat: 12)
*Azgınlık yapanlar.
*Kıskançlık içinde olanlar. (Bakaka: 213)
*İnsanların arkasından dedi-kodu edenler.
*Kaş, göz ve diğer bazı uzuvlarıyla insanları alaya alanlar. (Hümeze sûresi, âyet: 1)
*İnsanlara lakap takanlar.
*Fasıklık yapanlar.
*İnsanlara zulmedenler. (Hucurat: 11)
*Ellerindeki imkânlardan dolayı şımaranlar.
*Büyüklük taslayıp böbürlenenler (Hadid sûresi, âyet: 23)
*Yürürken kibir ve gurur taslayanlar. (Lokman sûresi, âyet: 18)
*Müstekbirler. (Nahl: 23)
*Cimriler (Nisa: 37)
*Kendilerini beğenenler (Nisa: 36)
*İftira edenler (Ahzab: 58)
*Nefislerinin arzularını putlaştıranlar, (Casiye: 23)
*Kendilerini ve ailelerini muhafaza etmeyenler (Tahrim: 6)
*Yalan söyleyenler (Bakara: 10)
*Allah ve Rasulü nü dikkate almayanlar (Ahzab: 12)
Kur ân-ı Kerîm bu özellikleri veya bunlardan birini taşıyan kimselerin manen hasta olduğunu beyan eder. Bu hastalıklar toplumları çökertir. Çöken toplumların yok oluş hikâyeleri incelenmiş ve görülmüş olsaydı, bugün içinde bulunduğumuz sıkıntılardan arınmış, huzur dolu olacaktık.
Allah (CC) maddî hastalıkların tedavisi için temizliği emretmiştir.Müddessir sûresi, âyet: 4 de tüm maddî hastalıkların tedavi yolunun temizlik olduğu bildirilmiştir.
Fatır sûresi, âyet: 18 de Allah (CC)bizi günahlardan kaçınmaya çağırıyor. Çünkü günahlardan kaçınmak insanı mânevî hastalıklardan korur. Naziât sûresi, âyet: 40-41 de, münasebetlerini Allah ın koyduğu ölçüler içinde sürdürenlerin hidayet üzere sağlıklı bir hayat yaşayacakları beyan edilir.
Her mü min mânevî hastalıkların tedavisi için de bütün tedbirlerini almakla mükelleftir. Nedir bu tedbirler
Hayatımızın her alanının reçetesi Kur ân-ı Kerîm dir. Bunun prensiplerini hayatımıza egemen kılmamız gerekiyor. Bunu başardığımız anda maddî-mânevî bütün hastalıklarımız tedavi olmuş olacaktır. Çünkü her hastalığın devası Allah (CC) dandır. Şifayı O verir. (Şuara: 80)
Allah (CC)muinimiz olsun...