Hayatımız sınav(!)

Abone Ol

NE için söz vermiştik biz Rabbimize Elest Meclisi nde

Yeryüzünde Allah ın halifeleri olma görevini devralırken ne istenmişti bizden

Dağların, taşların, denizlerin kabul etmediği emanet yüklenirken omuzlarımıza,

neydi beklenen bizden

Yeryüzünde her yol bir tek yere çıkıyorken, gördüğümüz

her mucize bir tek Yâri gösteriyorken, her eser müessirini işaret ediyorken...

Biz ne için var olmuştuk Ne için yaşamımızı sürdürüyorduk

Şüphesiz kayıtsız şartsız hepimizin buna vereceği cevap

Allah için olacaktır. Elbette biz Allah için var olduk, Allah için

varlığımızı sürdürüyoruz ve ölümümüz de inşallah O nun için olacak! Teoride

hiçbir sıkıntı yok; buna gönülden iman etmişiz zaten. Fakat pratiğe gelince maalesef

durumlar biraz değişiyor.

Kazanacağımız bir üniversite, uğruna herkesi karşımıza

alacağımız bir aşk, en fazla maaşa sahip olunabilen bir iş, komşumuzun

eşyalarından daha konforlu ve lüks mobilyalar, çeşit çeşit lezzette ve renkte

yiyecekler, birbirinden farklı içecekler, gözlerimizden bir türlü

aralayamadığımız uyku... Annemiz, babamız, eşimiz, çocuğumuz, rahatımız,

zevklerimiz, El ne der takıntımız, konu komşu için ve onlara göre

düzenlediğimiz hayatımız, ismimizin önüne eklenecek herhangi bir sıfat;

doktorluk, profesörlük, hâkimlik... En küçük şeyden hayatımızı etkileyecek en

büyük amaca kadar her ne varsa, maalesef bazen bize Ne için varım sorusunu

unutturuyor ve hayatın koşuşturması çoğu zaman var oluş amacımızdan sapmamıza

neden oluyor.

Evet, sık sık kendimize hatırlatıp beynimize ve kalbimize

çakmamız gereken bir çivi var ki biz bu dünyaya Allah için gönderildik. Biz

Elest Meclisi nde, O nun adını yüceltmek ve tüm dünyaya yaymak için söz verdik.

Yeryüzünde Allah ın halifeleri olacağız derken de omuzlarımıza yüklendiğimiz

emanetin ağırlığıyla olgunlaştık, büyüdük.

Bu yüzdendir ki biz bu dünyanın her sokağında, her

caddesinde sonu O na gidiyor diye yürürüz. Başlayacağımız iş her ne olursa

olsun sonucu O nu gösteriyorsa Bismillah der ve başlarız. Kurduğumuz

cümlelerin her hecesi O ndan geliyor ve noktalarını yine O oluşturuyorsa

destanlar yazarız.

Bu, ev hanımı oluşumuzda da böyledir, aile reisi

oluşumuzda da böyledir, evlat oluşumuzda da Bu kural, yükseleceğimiz bir

kariyer, edineceğimiz bir meslek için de gireceğimiz bir sınav için de

geçerlidir! Tam da bu noktada oldukça sıkıntılı bir durumun farkına

varılmalıdır ki yeni nesil bu gerçeklerden uzak yetişmektedir. Çocuklarımız

yarış atı gibi bir sınavdan diğerine, bir okuldan diğer okula koşarken asıl

amacı unutup araçların kölesi haline gelmekte ve getirilmektedir. Hırsa

dönüşmüş bir rekabet duygusuyla okumakta ve yalnızca statü kazanmak, iyi bir iş

sahibi olmak, maddi olarak yeterli olmak gibi tamamen dünyalık sebeplere dayalı

olarak meslek seçmektedir.

Her yıl değişen ve yapboz tahtasına dönen eğitim

sistemimizin bozukluğu ve bu sisteme kendisini fazlasıyla kaptırmış

ebeveynlerin üstün gayretleriyle, evlatlarımız sistemin kölesi olarak

yetişmektedir.

Evet, bugün anne babalar olarak, büyükler olarak bu

gerçekleri yeniden hatırlayıp genç kardeşlerimize de aktarma vaktidir. Yoğun

bir tempoyla hazırlandıkları ve girecekleri Hayatlarının sınavı(!) hakkında

onlara asıl bilmeleri gerekenleri söylemek vaktidir.

Onlara bir Müslüman ın asıl imtihanının ne olduğunu

anlatmak zorundayız. Elbette her koşulda muhakkak telafisi olan bu dünya

sınavlarına da (ölçülü bir şekilde) hazırlanması gerektiğini, bunu yaptığı

takdirde tevekkül edip iyi de olsa kötü de olsa sonucu O ndan beklemesi

gerektiğini ama hepsinden daha önemlisi de telafisi olmayan ahiret sınavına çok

ciddi hazırlanması gerektiğini hatırlatmak zorundayız.

Onları daha ilkokuldan itibaren bu yarış parkuruna

sokarken ve sistemin belirlediği her önemli sınavın aylar öncesinde hayatlarını

test kitaplarına, kalem defterlerine, dört duvar arasına sıkıştırırken, eve

misafir kabul etmeyip akraba ziyaretlerini bu uğurda tamamen keserken, hatta

vaktin kıymetinden dolayı namazlarını bile esnetebileceklerinin sinyallerini

onlara verirken, zaman kaybı olmasın diye lokmalarını ağızlarına verip sosyal

yaşantılarını tamamen baltalarken, bir sınav uğruna o tertemiz yaşlarının

dopdolu yıllarını el birliğiyle heba ederken... yorgun, bitkin, asık suratlı,

mutsuz, amaçsız, yapayalnız bir neslin yetişmesine zemin hazırlarken durup

düşünmemiz gerekirdi bunları.

Hâlâ vakit varken alalım onları karşımıza ve şefkatle

kucaklayalım. TEOG, YGS, LYS, KPSS... Adı her ne olursa bu sınavın, hepsine

İlâyı Kelimetullah için girilmesi gerektiği ve bu yüzden önemli olduğunu

anlatalım. Görelim o zaman işler nasıl değişecek ve güzelleşecek...