Hayata Dokunmak (2)

Abone Ol

Evrende verme üzerine kurulmuş büyük bir şantiyenin yer aldığını görmekteyiz. Bu şantiye de birçok memur, birçok iş makinesi ve milyarlarca malzeme VERMEK üzerine kurulan ameliyesini yerine getirmektedir. Devasa bir şantiye… Ve zerreden küreye devam eden bir alışveriş… Bitkiden toprağa, topraktan havaya, havadan insana akan bu alışveriş işleyişinden hiçbir şey kaybetmiyor ve bu düzen sarsılmaz bir nizam ekseninde devam ediyor.

Güneş tüm ışık ve ısısıyla kapsıyor canlılar âlemini ve enerjisini cömertçe sunuyor...
Gökyüzü başımızın üzerinde canlı bir atlas gibi duruyor ve bulutlardan boşalan yağmur damlaları damarlarımıza ulaşıp burada enerjiye dönüşüyor. Mevsimler devir daim yapıyor… Muhteşem bir döngü hâkim… Ve her şey insanın hizmetine sunulmuş, her şey hizmet sahasında yer alabilmek için yarışıyor. Mevsimler hayatı, ölümü, ömrü hatırlatıyor ve rüzgârın önünde savrulan yaprakların sesi kulaklarımıza çarpıyor. Gece ve gündüz hiçbir gürültüye yer vermeden sessizce yer değiştiriyor ve her sabah aynı saatte güneşin ışığını başımızın üzerinde hissediyoruz.

Yerküre ve okyanuslar sürekli bir hareket ve kaynaşma halindeler, bereket ve rahmet verebilmek için dayanışıyorlar.

Ve... Beşeriyetten insanlık makamına yükselenler alarak değil vererek katılıyorlar hayatın akışına. Zira aldığı gibi verdiğinin de farkında olan tek varlıktır insan. Diğer varlıklar ancak memur olabilirler ve verilen görevi icra ederler. Fakat insan bu âlemdeki yerini aktör olarak almıştır ve bu etkin konumunu sürdürmeye çalışmaktadır.

İnsan yüce vericinin farkında olan ve O’na teslimiyet gösteren yegâne varlık.
Ve insanlaşmanın olmazsa olmaz şartlarındandır paylaşmak… Sevgiyi, ekmeği, emeği, bilgiyi paylaşmak evrende sadece insana bahşedilmiştir.

YARDIMLAŞMAK ZENGİNLEŞTİRİR

Unutmayın vermek elden çıkarmak, yoksullaşmak değildir aksine manevi bir birikim ve kazançtır. O nedenle gözden çıkardığınız şeyleri değil değer verdiğiniz şeyleri verin ve verdiklerinizi dile getirmeyin.
Verebilecek hiçbir şeyim yok demeyin elinizde bir şey yoksa gönlünüze uzanın ve yetim bir çocuğun başını okşayın, kıyıya itilmiş bir yaşlıya selam verin, hâl hatır sorun. Merdivenin son basamağını tırmanırken gücü tükenen bir yaşlının kolundan tutun ve yardımcı olun. Yalnızlığa terk edilmiş ve aylardır kapıları çalınmamış kişileri ziyaret edin, hâl hatır sorun ve onların yalnızlığına kardeş olun.

Evinizin bahçesinde susuz kalmış bir sokak hayvanına su verin, doyurun onu ve başını okşayın. Kurumuş ağaçları su ile buluşturun, yollara serpilmiş taşları ayıklayın, komşunuzla hasbıhalleşin, çocuğunuza sarılın ve hayatınıza kattıkları için ona teşekkür edin. Gözlerinizi dünyanın göz alıcı renklerine çevirip, yoksullaştığınızı düşünmeyin elleriniz boşaldığında gönlünüze yönelin burada hiç bitmeyen bir sevgi hazinesi mevcut, bunun farkına varın.