Hayatın anlamı ve değeri kendi içinde saklıdır. Saklıdır,
çünkü insan bir hazinedir. Yaşadığı ve belli bir düzeni olduğu için ne nasıl
olduğu fark edilemiyor. Bu, insanın bir görünümü. Düzen işlerliğinde olduğunda
çok şeyin farkına varılamıyor. İnsan kendi gücü ve iradesi ile ayakta olduğunu
bilir. Yürüyüş yapıyor, ayakta kalıyor, yiyor, içiyor, konuşuyor. Bu düzenin
harikuladeliği olağanüstü hâllerde fark ediliyor. Yaşamak ve hayat Allah ın
insanlığa bir bağışı. Bu mükemmel oluş, işleyiş. Düzen kusursuz. İnsan bu
oluşun nedenleri ve nasıllarının farkında değil. Sadece yaşıyor. İnsan, hayat
yolculuğunda bu mükemmel oluşun farkında olsa hayata daha çok anlam katar. Bir
anı bile boş geçirmez. İnsanlık, bu gibi
durumların farkında olsa sorunların üstesinden gelir. Bu kargaşa ve kaos olmaz.
İnsanlığın bunalımı kendi değerinin farkında olamayışına
bağlı. İnsan deneyimlerle yaşıyor. Deneyimler kimi zaman sevinçlerle, kimi
zaman acılarla olur.
Eskilerin geçmişte kalıp öğütleri olurdu. Bu insan hayatı
için belli kuraldı.
Gençlikte yaşlılığı hesaba katma, ve hayatın kıymetini
bilme. Belli bir yaşa erince insan giderek bir takım şeylerin farkına varıyor.
Ama yeterli değil. İnsan hayat ile sınanmadıkça, eğrileri, doğruları,
yanlışları, iyilikleri ve kötülükleri yeterince kavrayamaz. Elbette insanın
hayatında bunlar doğal akışta yer alıyor. Ancak büyük bir şok yaşanmadıkça
istenene vakıf olunamıyor.
Sağlıkta canın kıymetini bilme. Sağlığı tasarruflu
kullanma. İnsanın, varlık oluş bilinci daha çok sağlık ve bilinç odaklıdır.
Sağlıklı oluş, sağlıklı düşünüş birbiriyle bağlantılı. İnsan bedenin acıları
ile boğuşunca kendi telâşına düşüyor. Etrafına bakamıyor. Ne olup bittiğinin
farkında olmuyor. O anda sadece kendisini düşünüyor. Abdülkadir Geylani
Hazretleri, Sırrul Esrar ında âlimler ve bilgeler hakkında bir muştu veriyor.
Nebilerin ve resullerin varisleri âlimlerdir. Yani bilgi sahibi, amel sahibi,
düşünen insanlar. Onlar çileye mahkûmdurlar. Nefislerine âdeta zulmederler. Ama
bütün çabaları insanlığın iyiliği, hayrı ve güzelliği içindir. Ama onlar hesap
gününde hiçbir sorguya tutulmadan bir buyrukla ayrılır ve cennete
gönderilirler. Ebedî hayatta karşılığını bulurlar.
Toklukta açlığın farkında oluş. Ramazandayız oruçluyuz.
Müslümanlar bu duyguyu yoğun yaşıyorlar bir ay boyunca. Üstelik yaz ayında. Her
an ve durum denetimden geçiyor. İnsan kendi kendini yokluyor denetliyor.
Varlıkta yokluğu düşünmek. Çünkü varlık bir var bir
yoktur. Varlık insanın gözünü âdeta kör eder. Etrafını görmez olur. Çünkü
varlık da denetim altındadır. Onun da bir hesabı vardır. İnsan her şeyi
kendinden bilir ama büyük bir sınanma ile karşı karşıya kalınınca o büyük
servetin ve varlığın hiçbir gücü kalmaz. Bir anda yok olur gider silinir.
Makamlar, titrler, dünyevi varlıklar büyük güç karşısında bir hiçtir. Güç
kaybedenler varlıklarını yitirince asıl büyük oluşun farkına varırlar ama iş
işten geçmiş olur. İnsan hayatı boyu sınanmalar ile yaşıyor. Bir biçimde oluyor
ve yaşanıyor. Bunların sonuçlarını hayata uyarlayanlar sağlıklı sonuçlara varıyorlar
ve hayatı anlamlandırıyorlar, değer katıyorlar.
Not: Bu yazıyı hastanede yazıyorum. Bir sınanma ve
sınavımız daha varmış. Buna şükür. Dilimiz tutuldu ama kalemimiz ve
parmaklarımız konuşuyor. Çok şükür düne göre daha iyiyiz. Biraz biraz dilimiz
çözüldü. Dostlarımın, sevenlerimin dualarına muhtacım. Aziz dostum Osman
Bayraktar ın defterime düştüğü not çok anlamlı: Hazreti Zekeriya ya üç gün
konuşmama engeli getirilmişti, mucize olarak. İnşallah sen de bu deneyimi
yaşayıp daha sağlıklı hâle kavuşursun.
Hayat böyle bir şeydir işte. Buna şükür