Hayata açılan sayfalar

Abone Ol

Çocuklarımız teknoloji ile iç içe yaşıyor, kitap okuyor, sanatsal faaliyetlere katılıyor ve her konuda mahir olabilmek için gayret ediyorlar. Fakat okumayı sadece kitaplardan mütevekkil gördüklerinden, hayatı okumakta güçlük çekiyorlar. Oysa nasıl ki, kitaplar satır satır bilgiye açılıyorsa toplumun dinamiğini oluşturan olaylar, tabiat ve mevsimler ve hayatın akış süreci de aynı kapıya açılır. Bilgiyi sadece kitaplardan müteşekkil gören çocuklarımız bizatihi hayatla da ilişki kurmalı ve okuduklarının toplumda karşılığını bulmalıdırlar.

Hayatı okumak kitaplara ihanet değildir zira her ikisi de aynı kaynakta birleşir ve insanın kendini keşfetmesine yardımcı olur. Kitabın yeri ayrıdır ama hayatın içinde deneyimlenerek öğrendiğimiz tecrübelerin tesiri daha büyüktür. Gündelik hayatımızda pratize ederek öğrendiğimiz bir şeyi hayat boyu unutmayız ama sayfalar arasındaki bilgilerin bir kısmını tatbik ederiz fakat bir kısmı hayatımızdan ve hafızalarımızdan silinir gider.

Bugün çocuklarımız sadece kitabi bilgiler eksenine çekilirken hayatın kendisi ile tanışma fırsatı bulamıyorlar. Oysa hayat bütün zerreleri ile insanın düşünce ve tefekkür ufkunu geliştirir ve aklını kullanmasına yardımcı olur. Bir meyveyi dalından koparan çocuk ta hayatla ve kendisi ile de ilişki kurar ve yaratıcının gücünü tefekkür eder.

Elmayı dalından koparırken, o elmayı size ulaştıran yaratıcıyı düşünür ve ağacın bir vesile olduğunu bilirsiniz. Toprağa dokunur ve nice nebatatın burada hayat bulduğunu ve buradaki hayatın bizim hayatımızla da iç içe olduğunu hisseder, toprakla ünsiyet kurarsınız. Aksi takdirde elmayı manavın kasasından aldığınız gibi suyu pet şişeye, toprağı saksıya hapseder ve doğa ile bağınızı kesen dört duvar arasındaki gettolara sığınırsınız. Bunu yaptığınız takdirde gönülden gönüle giden yolun önünü tıkamış olursunuz. Bu da varlık alemindeki koordinatlarınızı kaybedip düşmeye yüz tuttuğunuzu gösterir ki, en vahim durum insanın varlık alemindeki küme düşmesidir. Çünkü burada esfele safilin gerçekleşmeye başlar.

Kitap bilginin deposudur ve elbette vazgeçemeyeceğimiz bir değerdir. Ancak hayatın da onlarca bilgi tecrübe ve yaşanmışlığı içinde taşıdığını unutmamalı ve çocuklarımızı hem kitabı hem hayatı okuyabilecek şekilde yetiştirmeliyiz.