Hayat ve Ölüm

Abone Ol

Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hocamıza başsağlığı ve sabır dileğimle.

Hayatın başlangıcı bir trajedidir. Sevinçle hüznün birlikte yaşandığı an. Ve hayat, bir ömür boyunca bu iki kavramın odağındadır. Doğan çocuğun ilk ağlayışı bir haber niteliğindedir. Bunu, onun dışında bilebilen biri yoktur belki de. Bilinç ile duygunun, duygu ile özlemin içiçeleştiği bir hayat süreği. Kimi zaman sevinçlerimizde bile hüzün akar.

Hüzün, bilinçle yaşayanların ikizi, bilinçle düşünenlerin.

Hayatın ritmi ve dinamiği bir gerilimledir. Gerilim ve duyarlılık ve titizlik ve incelik.

Hayat yolculuğunun kaderi, beklenmedik şeyleri buluşturur. Ve kader ruhları, sevgileri, bağlılıkları, sadakati buluşturur. Kimi zaman da tersi olur. Hayatın hüzün yüklü trajedisi hayatı anlamlı kılar ve hayatı özgünleştirir.

Doğum bir diriliştir, bir yeni bakış. Hayatın yeni bir başlangıcı.

Bir Müslümanın 24 saati tam bir dikkat ve titizlik gerektirir. Bir Müslümanın hayatı da böyledir. Duyarlılık ve titizlik üzerine olursa anlamlı olur.

Büyük insanlar büyük cehd içinde olanlardan doğar. Büyük insanlar hayatlarını bir titizlik üzre sürdürürlerse büyük insan oluyorlar. Titizliğin ve duyarlığın hayatın bütün alanlarına yansıması o kişiyi değerli kılar.

Değerler değerlerle buluşunca, ya da değerler buluştukları kimseleri değerli bir çizgiye taşırlar. Kimi deyimlerimiz anlam bakımından hayatın bir özdeşi olurlar. Tencere kapak deyimi biraz kaba gibi görünse de birbirinin özdeşi olanların birbirini tamamlaması ve buluşması anlamındadır.

Hayatın incelikleri ve güzellikleri insanı daha zarif kılar.

Ölüm hayatın yeni bir başlangıcı, hayatın diğer yüzüdür. En zor olanı dünya hayatının geçiciliğinden asıl hayata geçişteki trajedidir. Kimi zaman bu geçişte hüznün en büyüğü yaşanır.

Ölüm asıl olanla buluşma anıdır. Asıl olanla buluşma asıl yurda geçiş.

Hayat trajedimizin inceliği burada yatmaktadır. Bu geçici ayrılığın getirdiği ve yaşattığı hüzün insanın yüreğinde derin bir iz bırakır. Kimi zaman buna tahammül edilemez. Kimi zaman bu büyük yük taşınamaz olur.

Hayal gücümüzün ötesinde bir öte vardır.

Hayal gücümüzün ötesinde bir hayat vardır.

Sevginin ötesinde bir sevgi vardır, bir bağlılık, bir sadakat ve bir aşk vardır.

Aşklar insanın öteyle ve aşkınlıkla buluştuğu olgudur, duygudur, andır.

Aşklarımızın ötesinde bir aşk vardır.

Yoğun duyguları besleyen duygular vardır.

İçimizin ateşini harlandıran ateş, bize öteden gelmiştir. O ateş bizi ötelere taşır.

Zor zamanlarda yüreklerimiz dağlanır, hüznümüz artar. Hüznümüze hüzün katılır. Bizi taşıyan kanatlar birgün bizi yere indirir. Kendi gerçeğimizle buluşturur. Ah o zaman anlarız hayatın ne olduğunu.

Ölümle hüzün, hüzünle öte birbirinin özdeşi. Bir ayrılık yurdu ve anı.

Gideriz yollar bizi götürür, gideriz zaman bizi uçurur.

Gideriz ardımızda bir sürü hasret ve yalnızlık seli akıtırız. Ama giden biziz, biz yanlız başımıza gideriz. Tutunacak el, sığınlacak yurt oradadır.

Sevgilinin yurduna gidilince de hüzünle gidilir. Bu nice bir gidiştir.

Efendimiz sevdiklerinden ayrılırken de bu hüznü yaşattı ve yaşadı. Giderken onun ayrılığı yürekleri dağladı.

Hayat, trajedisini ruhunda saklıyor.

Gidenler gidiyor, kalanların gözyaşları olur.

Gidenlerin arkalarında bıraktıkları da bir hüzündür, bin hüzündür.

Gidenlere selam olsun

Kalanlara selam olsun.

Birgün sevenlerin buluşacağı yere selam olsun.

Efendimize, onunla buluşacaklara ve onun sancağı altında buluşanlara selam olsun, dua olsun, rahmet ve mağfiret olsun.

Ondan geldik ona gidiyoruz. Bundan öte söz yoktur.