Hayat rotamızı, hayatı yaratan çizmiş

Abone Ol

Anasından doğan her insan, özgür doğar.

Hayatı Yaratan, o çocuğun rızkını da anasının göğsünden cennet şelalesi gibi akıtır.

Doğumdan bir gün önce dünyanın en ünlü doktorları bir araya gelseler bir damla süt çıkaramazlar.

Üretilen mamaların en kalitelisi bile, annenin sütüyle kıyaslama yapılamayacak haldedir.

Çaresizlikten mama kullanılmaktadır.

İlk insan hazreti Adem aleyhisselamı ve eşini yaratan Rabbimiz, onları başıboş bırakıvermemiş.

İnecekleri dünyayı yeşil halılar, rengarenk çiçekler, dereler, dağlar… ovalarla süslemiş.

Ve tekrar dönüş yapacağı cennetin rotasını da ona bildirmiş:

“Hepiniz oradan inin. Sonra Benden size bir hidayet gelir de kim Benim hidayetime uyarsa, artık onlara korku yoktur, onlar mahzun da olmazlar’ dedik” (Bakara Süresi ayet 2/38)

Bizim rotamızı, bizi yaratan çizmiş.

O rota Hazreti Adem’den Hazreti Muhammed’e kadar gelip geçen bütün peygamberler aracılığıyla hep yenilenmiş ama bu rotanın içine insan sözü karıştırılmamış.

Peygamberler, bu Kitab doğrultusunda hareket etmişler:

“Allah'ın gösterdiği doğrultuda, insanlar arasında hükmedesin diye Sana kitabı hak ile indirdik. Sakın hainler tarafında olma.” (Nisa Süresi ayet 4/105)

Son rota, son kitap, Kur’an-i Kerim’dir.

Peygamberlerin görevi, o hidayet rehberini insanlara tebliğ/ulaştırmak, tebyin/açıklama ve nasıl kullanılacağı konusunda örnek olmaktır.

Şeytanın intikamını alması için, bu dünyaya hırsla sarılan, haram, helal, tanımayanların çoğalması nedeniyle çıkarlarına engel olan Sırat-ı Müstekıymden, Rabbin gösterdiği yoldan çıkan insanlar, nefislerini tatmin için kendileri kendi kurallarını kendilerinin çıkarı doğrultusunda kanun haline getirip inkârı ve isyanı kanunileştirdiler:

“Küfre saplanan ve âyetlerimizi yalanlayanlar ise ateşin yaranıdırlar ve orada ebedi kalıcıdırlar.” (Bakara Süresi ayet 2/38)

İnsan, cennetten yeryüzüne indirilmeden önce yeryüzü onun için hazırlanmıştı.

“O çıkarcılar grubu, “Biz, Rabbin hidayetine/rotasına uymayız, biz rotamızı kendimiz çizeriz” dediler, Rabbimizin tabiat kanunlarını değiştirmeye kalktılar ama bu kalkışın zararını kendileri ve bütün dünya insanı gördü.

Fazla üretim sağlamak için zehirli ilaçlarla tabiatı zehirledikleri gibi, o zehirli ilaçlar yanında kendilerini kral ilan edebilmek için kendilerine özel kanunlar çıkardılar ve insanları zehirlediler.

Kendi zehirlerinden kendilerini korumak için bakir, el değmemiş topraklarda yetişen gıdaları toplamaya ve kendileri için korumaya başladılar.

Seçimle yönetiminizin başına gelenleri gözden geçirin:

Netanyahu mu, ABD Başkanı Trump mı, Çin Devlet Başkanı Şi mi,

Rusya Devlet Başkanı Putin mi?

Ademlikten çıkmış bunlar, adam öldürmede yarış içindeler.

Düşman gibi göründükleri halde 13-14 yaşındaki kızlarla bilmem filan Yahudi’nin çiftliğinde bir araya gelip fuhuşlarıyla, her sene öldürdükleri insan sayısıyla anılıyorlar.

Hayatımızın rotasını ister sağcı olsun, ister solcu olsun bu Batılıların batıl kriterlerine bırakırsak o şikâyet ettiğimiz, öldürme, kaçırma, taciz, tecavüz, soygun, hortum, her sokakta birkaç mafya, milletvekili takasları ve daha neler neler olur.

1950’den 2026 yılına kadar sağcı iktidarlar döneminde, solcular karşıydı iktidara.

Solcular iktidara geldiklerinde, sağcılar karşı olduklarını söylediler. Tekrar sağcılar geldiğinde yine solcular itiraza devam ediyorlar da Batı’nın batıl rotasından/kriterlerinden şikâyet eden yok.

Bu rota, bizi bu dünyada hep Batılıların kapısında bekleme zilletini tattırdı.

Öldükten sonra da cehennem azabını tattırabilir.

Tedbirimizi alalım.

Yavaş yavaş tabiatın tahribatından şikâyetler başladığı gibi sağcı ve solcularda da insanların bozulmasını sağlayan Batı’nın batıl kriterlerinden şikâyetçi olmaya başlayanların sayısı da yükselmeye başladı.

Çare, ölünce kimin yanına gideceksek, O’nun yoluna tabi olalım ve O’nun elçisi Muhammed aleyhisselamı örnek alalım.