Hayat devam ediyor

Abone Ol

Akşam geç vakte kadar seçim sonuçlarını merakla izlediniz ve yatsı namazını kılıp yattınız.

Ben ve bir kaç tane arkadaşım hepimiz önce yatsı namazına camiye gittik, namazdan sonra sonuçları izledik.

Sabah namazına kalktık, kahvaltımızı yaptık ve günlük işimize yeniden başladık. “Ben dün sabah namazını kılmıştım” diyerek bugünkü namazı kılmazlık etmedik. “Ben dün kahvaltı yapmıştım” diyerek kahvaltıyı ihmal etmedik.

Her günün, her saatin, her saniyenin hesabını vereceğimizi hatırdan çıkarmayacağız.

Zamandan, sıhhatten, servetten, makamdan, şöhretten, özetle sahip olduğumuz her şeyden hesaba çekileceğiz.

Her gün yatsı namazının ardından okuduğumuz Bakara süresinin son iki ayetinde Rabbimiz, bize lütfettiği güç oranında teklifte bulunduğunu haber veriyor.

Sahip olduğumuz gücün her çeşidinin şükrünü edaya son nefesimize kadar devam edeceğiz

Bunları nerede nasıl kullandığımız sorulacak.

Onun için dedikoduyla vakit geçirmeden kahvaltı yaptığınız gibi, nefes aldığımız gibi, su içtiğimiz gibi Rabbin bize verdiği nimetlerin şükrünü onun tarif ettiği şekilde yerine getirmeye çalışacağız.

O konuda da örnek ve önderimiz Sevgili Peygamberimizdir.

Mekke’den hicret etme zorunda kaldığında da Rabbine olan kulluğunu yerine getiriyor, Mekke’yi fethettiğinde de kulluk görevini yerine getiriyordu.

Hatta fethin getirdiği güçle Rabbe olan kulluk görevinin arttığını bildiğinde İslam’ı tebliğ faaliyeti daha fazla artmıştı.

Çevremizdeki insanlar, bizim için en sağlam istatistiktir.

1960-70 arası Maocu komünistlerin birçoğunu siz İslami hizmetlerde çalışırken tanıdınız.

1970-80 arası Leninci Komünistlerin de birçoğunu otuz senedir Kur’an kursu, imam-hatip derneklerine destek verirken tanıdınız.

Şu anda yani bu sene ve son on senedir İmam-Hatip okulları arasında en iyi hizmeti veren, eski komünistlerden biridir.

Şunu için söylerim, bizim insanlarımız arasında bilinçli hain çıkmaz.

Yaptığı işin doğruluğuna inandığı için onu yapıyordu.

Eski Maoculardan biri, Türkiye’den kaçıp Çin’e sığındığında Pekin Üniversitesi’ni ziyaret ettiğinde üniversite profesörlerinin başkanının bir Çinli köylü olduğunu gördüm ve çok beğenmiştim. Ama şimdi o beğenmemin yanlış olduğunu bilimin başına yine bilim adamının gelmesi gerektiğini söylüyorum anlamında bir röportajı olmuştu.

Yani yanılmışlardı. Hain değillerdi.

Yedi milyar insana bakarken renk ve ırkı, dil ve dini ne olursa olsun hepsi Allah’ın kulu olduklarını hatırımızdan çıkarmayacağız.

Biz, bu günden itibaren kendi fikrimizi, görüşümüzü değil, muhatabımızı yaratan, yaşatan, kalbini ve kalıbını yöneten rabbimizin ayetlerini ve onun elçisi Hazreti Muhammed aleyhisselamın sahih hadislerini anlatmaya devam edeceğiz.

Mesela her gün bir ayeti en az iki tefsirden okuduktan sonra evimizden çıksak ve işyerinde en az beş insana anlatarak sohbetimizin merkezini “Bana Göre” kitabından değil bizi yaratanın kelamı yapsak hiç bir insanımızın şahsiyeti ezilmez.

Her an nefesini ciğerlerine çektiği Rabbinin kelamını da kulaklarından gönlüne çekme ikramında bulunalım.