Hayat Boyu Birinci Kitabımız

Abone Ol

Halkımızın bazısı günde üç öğün yemek yerken bazısı iki öğün yer.

İkisi de teninin ihtiyacı olan gıda ve lezzeti karşılamak için yer.

Biz, ten ve cana sahibiz.

Tenin gıdasını verir de canın gıdasını vermezsek yarı ölü gibi oluruz.

Canın gıdasını verip de teni ihmal edersek ayakta duramayız.

Ten topraktan geldiği için Rabbimiz tenin gıdasını topraktan veriyor.

Can kendi tarafından verildiği için canın gıdasını da kendi kelamından gönderiyor.

Günde üç veya iki öğün tenin gıdasını verirken, günde beş vakit namazımızla canımızın gıdası olan Allah kelamını namazda okuyarak canımızı canlandırırız...

Gözümüzden, kulağımızdan, elimizden, burnumuzdan, dilimizden içimize giren ve bizi bozmaya çalışan her türlü bozguncu fikirlere karşı bir takviye gıda almak zorundayız.

Ten ve canımızı, farz, vacip sünnet ve nafile ibadetlerimizle takviye ederken, haramlardan, mekruhlardan da kendimizi korumuş oluruz.

Her an uyanık olmak için de ben, her ayın birinci günü, Kur’an-ı Kerim’in birinci cüzünü okurum.

Yani baştan yirmi sayfa okurum.

İkinci günü ikinci cüzü okurum.

Mushaf’ımın içine bellik koymam.

İstanbul dışına çıktığımda herhangi bir yerde günlük okumamı yapacağımda ayın kaçı ise mesela ayın yirmi dokuzu ise Kur’an-ı Kerim’den yirmi dokuzuncu cüzü okurum.

Kur’an-ı Kerim, otuz cüz olduğuna göre, ayda bir hatim ederim, yani baştan sona okur, ayın birinde tekrar başlarım.

Bir ömür böyle sürer inşallah demeyeyim.

Çünkü 92 yaşında bir dostum var; o, üç günde bir hatim etmeye devam ediyor.

Bir cüzü yarım saatte okuyorum.

Manasıyla ilgilendiğim saatler buna dâhil değil.

Bunları şunun için anlatıyorum: Siz de günde en az yarım saat Kur’an okuyunuz.

Yarım saatte kaç sayfa okuyabilirseniz okuyun ve oraya bir bellik koyun.

İkinci gün oradan başlayarak yarım saat daha okuyun.

Birkaç yıl sonra siz de yarım saatte bir cüz/20 sayfa okuyabileceksiniz.

Tabii ki sözüm, okuması zayıf olanlaradır.

Ve her gün bir sayfanın manasını okuyunuz ve iş yerinizdeki, okulunuzdaki, dairenizdeki arkadaşlarınıza her gün manasını okuduğunuz bölümden hatırınızda kalanları çay sohbeti yaparken anlatıveriniz.

Kur’an’ın manasını okurken bilgimizi artırmak için değil, o bilgi ile hayatımızı düzene sokmak için okuyalım.

 Nisa Sûresi’nin 23’üncü ayetinden okumaya başladınız; nikâhı haram olan yakınlarınızı öğrendiniz.

Arkasından şehevi arzularımızı nikâh yoluyla gidermemiz gerektiğini “sifah”/zina yoluyla, gizli dost edinerek harama girmememiz gerektiğini  öğreniyoruz.

“Eee zaten biz bunu biliyorduk” demeyin.

Bildiğimiz birçok şeyi tatbik etmiyoruz.

Hırsızlar, yankesiciler, rüşvetçiler, hortumcular yaptıklarının kötü olduğunu bilmiyorlar mı sanki?..

Sabahleyin Kur’an’ını açıp Nisa Sûresi’nin 29’uncu ayetini, “Ey iman edenler, mallarınızı aranızda batıl yollarla yemeyin. Ancak aranızda rızanızla yaptığınız ticaret müstesna. Nefislerinizi öldürmeyin. Muhakkak Allah, sizi çok esirgeyendir.” Okuyup işine giden bir insan rüşvet alamadığı gibi, veremez de.

O gün okuduğu, onu etki altında tutar.

Hanımına tam kızacağı sırada “Onlara hoşça davranın” 19’uncu ayeti kişiyi tutar.

Çünkü emir, çok yücelerden gelmektedir.

Dünya bilgi yarışlarında, güreşte, yüzmede, koşuda, sanat dallarında birinciliği olmadığına üzülen adama,

Yürüyemediğine üzülen topala,

Göremediğine üzülen köre, “Niçin ben erkek olmadım?” diye üzülen kadına, “keşke kadın olsaydım” diyen erkeğe Rabbimiz, “Allah’ın, sizi kendisiyle birbirinize üstün kıldığı şeyleri istemeyiniz. Erkeklere kazandıklarından pay vardır. Kadınlara da kazandıklarından pay vardır. Allah’tan fazlını (lütfunu) isteyin. Muhakkak Allah, her şeyi bilendir.” (Nisa 32) buyurarak teselli verir ve bizi, kendimizde olan madenleri keşfetmeye yönlendirir.

Hepimizde, başkalarında olmayan özellikler vardır.

Biz, başkalarında olanı değil, kendimizde olanı işletmeye çalışalım.

Kur’an’ı okumaya devam Nisa Sûresi’nden devam ediyoruz.

Eşler arasındaki uyuşmazlıkları aile içinden hakemlerin halletmesi gerektiğini bildirirken Rabbimiz,

Bizim yirminci asrın sonlarına doğru bulduğumuz “hakem” usulünü 1400 sene önce bize gösterivermiş.

Her gün Kur’an’ı okumaya devam edersek, kula kul olmamayı, yalnız Allah’a kul olmayı, anne-babaya, akrabalara, yetimlere, fakirlere, yakın komşuya, uzak komşuya, yakın arkadaşa, yolda kalmışa, yanınızda çalışanlara iyilik yapmayı emreden ayetleri okuduktan sonra çıkarsak insan içine, o ayetler bizi yönlendirir. (Bak, Nisa 36)

“Peki de ayetlerin manasını hangi kitaptan okuyalım?” derseniz, ben size evinizde olan herhangi bir tefsiri okumanızı tavsiye ederim. Eğer evde bir tefsir yoksa işte o zaman, benim yazdığım sekiz ciltlik “Şifa Tefsiri”ni tavsiye ederim.

İsteme telefonu: CANTAŞ YAYINEVİ (0530 258 60 58)