Hayat bilgisi dersi şehadet kitabının ölüm ünitesi Konu: Çanakkale?deki Kastamonu

Abone Ol

Mart ayı aynı zamanda silkinip kendine rucu etme ayıdır.

 Kış ile İlkbahar

arasında olması Mart ayına ayrı bir sorunluluk yüklüyor.

Güneş hafif yüzünü gösteriyor, ama tam değil. İnsanlar

rehavete kapılıp mayışmasınlar diye hava bir açılıp bir kapanıyor.

 Hatta bununla da

kalmıyor kapıdan baktırır gibi yaparak kazma kürek yaktırmaya mecbur bile

kılıyor.

Herkesin kendine özgü bir mevsimi vardır elbet; fakat

dikkat ve rikkate en müsait mevsim Mart mevsimidir.

Evet, Mart aylar içerisinde kendi başına bir mevsimdir.

Millet olarak hafızamızı tazeleyen yönünden dolayı olsa

gerektir bu ayda yürek yangınlarıyla iç üşümeleri bir arada yaşarız.

12 Mart ile İstiklal Marşımızı derin anlamıyla bir kez

daha içe doğru okuruz.

Okumalarımız içersinde en çok ihmal ettiğimiz okuma

biçimi içe doğru okumadır .

Bu yüzden genç kuşaklar İstiklal i sadece bir cadde ismi

olarak algılıyorlar.

Bir de 18 Mart var içimizin direniş haritalarını önümüze

seren.

Çanakkale yi geçilmez kılan dinamikleri unutmayalım diye

bizi her sene bir kez olsun silkeleyen.

Gençlerimiz, Çanakkale cephesinde kendi yaşıtlarının

gönüllü olarak savaşıp şehit olmalarını sağlayan iç kuvvetle tanışmaları

gerekir öncelikle.

 Lise çağında bir

genç okulunu bırakıp, dahası evini ocağını, ana babasını bırakıp hangi saikle

ölüme, şahadete koşar

Genç kuşaklara Hayat Bilgisi müfredatını kavrattığımız

kadar Ölüm Bilgisi dersini de vermemiz icap ediyor.

 İlimle ölüm

arasında birbirini koruyup kollayan bir ünsiyet olduğunu biraz kalbine yakın

mesafede duranlar bilirler.

 İlim Yayma

Cemiyeti gibi kuruluşların var oluş sebepleri biraz da budur.

Yani ilmin yaygınlaştırılması yaşamın cehaletten kurtulup

ilim temeline dayandırılmasıdır. İlmi sadece bilmek için bilmek şeklinde

anlayıp bu şekilde tanımlayanlar cehalet in tanımını yaptıklarının farkında

bile değildirler. İlim ilim içindir demek en hafif tabirle cehalettir. Hâlbuki

ilim nasıl yaşayacağımızı öğrettiği kadar nasıl ve ne için ölebileceğimizi de

öğretir.

Çanakkale bütün geçilmezliği ve manevi dinamikleriyle

ölüm bilgisi dersinin en etkileyici ünitesidir.

İlim Yayma Cemiyeti Kastamonu Şubesi nin davetlisi olarak

geçtiğimiz hafta üç gün kadar Kastamonu da idim.

Bundan sekiz yıl evvel hazırladığım Kastamonu nun

Çanakkale Kahramanları bağlamında Bozkurt, Araç, Güzlük köyü ve şehir

merkezinde bir dizi konferanslar verdim.

 Çanakkale de

evlatlarını şehit veren iller arasında Kastamonu ilk sıralarda yer alıyor.

 Araç ilçesine

bağlı Güzlük köyü Çanakkale cephesinde en çok şehit veren köy olarak

kayıtlara geçmiş.

 Kalabalık bir

grupla Güzlük Köyü nü ziyaret etme imkânı da bulduk.

Şunu gördüm ki bu köyde günlük yaşamın ana teması:

Şehitler ve şehitlik! Gidip de gelmeyenlerin hikâyesi uzayıp gidiyor dillerde.

Köyden yakını Çanakkale de şehit olmayan, gidip de

dönebilen sadece üç kişi.

Erkeklerin neredeyse hepsi Çanakkale de şehit olduğu için

bir süre kurban kesmek gibi erkek gücü gerektiren işleri kadınlar yapmak

zorunda kalmışlar bu köyde.

Nerede ise hepsi yoksul insanlardan oluşuyor Güzlük köyü.

Yoksul, ama yoksulluğu dert etmeyecek kadar mütevekkil.

Köylerinin Çanakkale de en çok şehit veren köy olmasını

adeta bir başarı öyküsü gibi anlatıyorlar.

Ne yaklaşan seçimler, ne hemşerileri olan aday adayları

ne de doların tırmanması ilgilendirmiyor onları. Radyolar soğuktan bahsedince

bile üşüyen bir yürekleri var.

Bu yüzden kulakları ezana uyarlı. Ezan başlar başlamaz ne

kadar önemli bir şey konuşuluyor olsa bile yarıda kesip hep birlikte camiye

doluşuyorlar. Şehadetin ilim haline gelmesi böyle bir şey olsa gerek.

Kastamonu İlim Yayma Cemiyeti Başkanı Fatih Köse,

kentlerin içerisinde yaşayıp da o kentin mesajını kavramayanlara ya da kentin

ne demek istediğini anlamayanlara şehrimizin dilini ve birikimini kavratmaya

çalışıyoruz diyor ve ekliyor: Çanakkale Savaşı nda Gelibolu ne ise İstiklal

Savaşı nda İnebolu odur. Evet, Çanakkale geçilmez elbette, ama kültür

emperyalistlerinin başlattığı savaşta Kastamonu yu da bu ruhla geçmek mümkün

değildir.

Ayaklarını paspasa silip içeriye öyle girercesine Mart

ayında hafızamıza bulaşan kir ve pası temizleyerek Nisan a öyle adım atmaya var

mısınız