Hayaller ve telefonumuz

Abone Ol

Bu ülkenin Cumhurbaşkanı nın adının Cevdet Sunay olduğu ve bizim Tercüman gazetesi okuduğumuz o yıllardan bir hayal haber hatırlıyorum. Daha doğrusu hiç unutmadığım bu hayal haberi başka hayal haberlerle kıyaslamanıza yardımcı olmak için size de hatırlatıyorum.

Hayal haberimiz gazetenin ressamı tarafından çizme resimlerle desteklenmişti o gün. Elinde bond çantası taşıyan delikanlı resminin altında önce böyle olacak, yazıyordu; dializ tedavisi görmek zorunda olan kişinin gelecekte dializ aletini bir çanta içinde yanında taşıyacağını anlatırken gazetemiz. Daha sonrası mı Hayal olur da, sonrası olmaz mı Sonrası resminde ise, dializ aleti hastanın kemerine monte edilmişti. Bugün belinde cep telefonu taşıyan her insan o hayal haberin resmine götürür beni.

O yıllardan sonra gördük ki, yaşadık ki, biliyoruz ki, çok hayal haber gerçekleşti. Her kış gelmesi beklenen komünizm dahi çöktü, bitti, yok oldu. Lâkin o dializ makinalarını küçülten hayaller gerçek olmadı. Neden, acaba Bilgisayar hızını geçen akıllar, neden o hayallere erişemedi Ben bilmiyorum.

Cumhurbaşkanımız Cevdet Sunay dı dedim. Onun bizzat ağırlık koyduğu bir olayı da hatırlatırsam, Amerikalı çocuğun babasına yönelttiği "Sizler bilgisayar alamayacak kadar fakir mi idiniz " sorusundaki espriye de bir kat güçlü gülümsersiniz.

PTT miz büyük ve bilimsel toplantılarının birini İsparta ya da Burdur ilimizde yapmıştı. (Hangi il olduğunu hatırlamıyorum.)Kapanış günü, davet edilen Cumhurbaşkanı Sunay a bir brifing verilmişti, bu ülkenin telefon meselesinin bugünü ve yarını hakkında.

Gazete haberinden aklımda kaldığı şekliyle verilen bilgiler şöyle bir tema üzerineydi: Ülkemizin 67 vilayeti var. Her vilayette telefon var. Gelecek on yılda bu vilayettekilerin telefon kullanma oranı yüzde bilmem kaç artacak. Şu kadar bin köyümüz var. O köylerin şimdi yüzde birinde, gelecek on yılda yüzde onunda, elli yıl sonra yüzde ellisinde telefon olacak. Attığımız rakamları boşverirseniz, PTT cilerimizin gelecek öngörülerine karşı çıkan rahmetli Cumhurbaşkanımız Sunay ın haklılığına bugün şapka çıkarırsınız.

Kapanış konuşması için kürsüye çıkan rahmetli Sunay der ki: İyi, güzel.. Yaptığınız çalışmalar ve yapacaklarınız..Rakamların desteğinde gayet güzel anlattınız. Peki, ama neden bu telefon âletinin gelişeceğini düşünmediniz ve hesaplarınıza katmadınız

Telefon denilen ve o günlerde direkten direğe metrelerce kablolarla birbirlerine bağlanan, uzakları birleştirmek için santral memurluğu adı altında bir meslek oluşturulan bu âletin gelişeceğini bu ülkede bir Sunay mı düşünmüştü Geldiğimiz ve bu ülke çocuklarının hiç katkılarının olmadığı noktaya bakarsak, evet!

Ha, bir de 1930 yılında "Yaprak Dökümü" romanını yayınlayan Reşat Nuri Güntekin de bilmiyordu telefonun o kadar çok gelişip, roman kahramanlarının olmazsa olmaz bir parçaları olacağını...

Kartelciler bu konuda "pes" dedirtmemiş mi idi yoksa