Yirmi birinci yüzyıla müthiş bir hızla başlayan ülkemiz
giderek bambaşka bir çehreye bürünüyor. Değişmekle gelişmek arasındaki ince
çizgiyi kavramakta zorlananlar sağlıklı bir bakış açısı yakalayamıyorlar.
Yıllar öncesinde hayal olarak görülen, gerçekleşmesi akla
muhal olan pek çok hadise günümüzde bir bir gerçekleşmektedir. İnsanlar zamanın
hızlı akmasından mıdır yoksa büyülenmenin getirdiği rehavetten midir bilinmez
ama gelişmeleri sadece seyretmekte ve olan biten hadiseler karşısında ilgisiz
kalmaktalar.
Uzun zamandan beri ülkemizde kumar ve faiz gündelik
hayatımızın vazgeçilmezi olmuş durumda. Kredi ve kredi kartlarıyla faize, milli
(!) piyango, loto, toto, at yarışı vs. ile de kumara alıştırılan halkımız
elbette ki zinanın serbest bırakılmasına, domuzun kasaplık hayvan sayılmasına
beklenen tepkiyi vermez, veremezdi. Özellikle güneydoğudaki etnik kimlik sorunu
ve giderek daha sesli dile getirilen yarı-tam bağımsızlık süreci herkesi
ürkütmekte olsa da toplumda yavaş yavaş aman verelim gitsin de görsünler
günlerini düşüncesine dönüştürülmekte. Zihinler sinsice hazırlanan bıkkınlık
ve vurdumduymazlık mesajlarıyla yorulmakta ve arzu edilen sonuca hızla
gidilmekte ne yazık ki!
Geçenlerde ateistler de bir dernek kurdular malumunuzdur.
Toplumda pek itibar görmese de hatta pek çok kişinin haberi olmasa da dernek
faaliyete geçti. Gerçi neden bir dernek kurarlar anlamak da mümkün değil zira
bekleselerdi kendiliğinden oluşurdu nasıl olsa(!). Hem başkana, yönetim
kuruluna ne gerek vardı ki nasıl olsa tesadüfen gelişen olaylar onların
istediği şekli verirdi çalışmalarına (!).
Tepkisiz bir toplum olma yolunda hızla ilerliyoruz.
Tepkilerimiz çok dar kapsamlı. Nefsimize dokunulmadığı ya da sevdiklerimize
ilişilmediği sürece başkalarının sevdikleri bizi pek ilgilendirmiyor. Ya siyasi
bir kızgınlığa sahibiz ya da fanatiği olduğumuz takıma dokunulduğunda patlama
yapıyoruz. Ha bir de bir cemaate mensup isek o zaman da şeyhimiz-kanaat
önderimiz aleyhindeki sözlere müthiş tepki veriyoruz. Ama diğer taraftan dini
ve milli hasletlerimize yapılan her türlü saldırı ve sulandırmaya kayıtsız kalabiliyoruz.
Asıl üzücü olan ise İslami değerlere bağlı olduğunu iddia edenlerin
hassasiyetlerinin diğerlerine göre daha az olması. Nedense yanlışı savunma
pozisyonunda olanlar bile var günümüzde. Neticede büyüklerinin bir bildiği
bulunmakta ve bu büyükleri her şeyin en doğrusunu bilmekteler. Bu yüzden de
içlerine sinmeyen gelişmeler olsa da sessiz kalmakta ve beklenilen tepkiyi
vermemekteler. Müslümanlara ait genel tepkiler ise ya cılız kalmakta ya da arzu
edilen seviyeye bir türlü çıkmamakta. Mısır, Suriye, Filistin, Arakan, Doğu
Türkistan, Pakistan, Keşmir, Afganistan, Kırım, Libya, Afrika ve daha bir sürü
yerde yapılan zulümler yapanın yanına kâr kalmakta. Tepkiler bir iki eylem ve
sosyal medyada gündeme getirmekten öteye geçmemekte. Ne bir yaptırıma dönüşmekte
ne de caydırıcı olabilmekte. Sıra her geçen gün bize doğru ilerlemekte ama
umursamıyoruz ne yazık ki!
Minik bir tebessüm
Bana ne Amerika dan
Öğretmen minik Necmettin e sorar:
- Kıtaları say evladım.
- Asya, Avrupa, Afrika, Avusturalya, Antarktika
- Peki ya Amerika! Amerika yı unuttun Necmettin.
- Bana ne Amerika dan.
İlgilisine notlar:
Kadın var adamı deli eder kadın var deliyi adam eder,
kadın var çerden çöpten aş eder kadın var pişmiş aşı taş eder.
Okşayan elin kıymetini bilmeyenler tekmeleyen ayağı
öperler. Prof. Dr. Necmettin Erbakan
Vodafone Yarı Maratonu sebebiyle dün İstanbul da bazı
yollar trafiğe kapatıldı. Otobüslerin güzergâhları bu sebeple değiştirildi.
Bundan haberi olmayan İstanbullular duraklarda uzun süre beklemek zorunda kaldılar.
Bu tür değişikliklerin yapılacağı güzergâhtaki duraklara bir iki gün önceden
bilgilendirme yazılarının asılması çok mu zor acaba Halkın duraklarda hiçbir
şeyden haberi olmadan beklemeleri İETT yetkililerinin pek hoşuna gitmiyordur
sanırım!..