Hiçbir hayali gerçekleşmemiş biri olarak yine de hayal kurmanın güzelliğine inanıyorum. Çünkü her şey önce hayalle başlar sonra gerçeğe dönüşür. Her ne kadar gerçekleşmemiş hayaller çoğunlukta olsa da insan hayalsiz yaşayamaz. Özellikle bir ideali olanların mutlaka hayalleri de vardır. Dünyayı kendince anlamlandırma, yaşamı insani gerçeklik bağlamında düşünme hayalsiz olmaz. İdealist insanlar hayallerinin arkasından giden insanlardır. Fakat kurulan hayal hiçbir zaman istenilen sonuca ulaşmamıştır. Zaten insan hayal ettiğine kavuştuğunda o hayal sona erer. Neden sona erer Çünkü hayal gerçeğe dönüşmüştür. Kavuşulan yeni gerçeklikle birlikte yeni hayaller de devreye girmeye başlar. Böylece hayal deveranı sonsuz oluşlar içinde süreğen bir şekilde devam eder. Hayalin devam etmesi umutla ilgilidir. İnsan ne kadar umut ederse o kadar hayal kurar. Fakat umut iki şekildedir. Nasıl mı
Umut inançtan doğar. İnancın verdiği güçlü dayanaktan kaynaklanan umut güzeldir. Burada inanç, inandığımız dinimizdir. İnancın bir başka veçhesi ise; umut edilenin olurluğuna inanmaktır. Hangi ideallere inanıyorsak o ideallerin olurluğunu güçlü bir şekilde umut ederiz. İdealler gerçeğe yaklaştıkça umut daha bir güçlenir. Burada hayata dair özgün tasarımlarımız vardır. Hayata dair kendi düşüncesi olmayanların idealleri de yoktur. Hayata dair derken bir genellemeden söz etmiyorum. Hayatın en ince ayrıntısından en genel gerçekliğine kadar bütününde ayrıntılı bir şekilde kendi idealini görmektir sözünü ettiğim. Bu ideal, dünya görüşümüzdür. Bireysel ve sosyal hayatın kendi idealimizdeki gibi olması umudu bizi hayal kurmaya götürür. Hayal ettiği bir dünyası olmayanların hem özgünlüğü yok ve hem de kişiliği yoktur. Sıradanlaşmış kalıpların insanıdır hayal ettiği bir dünyası olmayanlar. Çünkü genel gidişatı değiştirmek dahası dünyayı değiştirmek özgün düşünce yapısı gerektirir. Özgün düşüncesi olmayanlar dünyayı değiştiremez. Umut da edemez. Etse de o umut inançtan doğmaz.
İnançtan doğmayan umut, genel geçer umuttur. Günceldir. Üçlü koltuğu yenisiyle değiştirmektir. Daha yağlı bir makama gelmektir. Bu da umuttur ama geniş hayali olmayan umuttur. İdealistlerde böyle umut olmaz. İdealistlerde umut inançtan doğar. İnanç hem din hem de umut edilenin olurluğu bağlamıdır. Hayalleri olan idealistin, ideal anlamda nelerin olmasını istiyorsa o olmasını istediğine güçlü bir inancı vardır. Bu bağlamda genel geçer güncellik umurunda değildir. Bir de inancını kaybetmişlerin umudu vardır. Umutsuzluğun umudu. Hayalleri tükenmişlerin umududur. Kendine özgü ideal dünyası, ideal dünya tasavvuru olmayanların umudu… Bu hayalsiz umut sahih değil. Sahih olan, hayal kurulan umuttur.
Dünyada bütün devrimler bir düşünceyle başlamıştır. Hayalle umut edilmiştir. Yaşanması arzulanan gerçekleştirilecek hayat, hayal edilerek tartışılmış, daha sonra gerçeğe dönüştürülmüştür. Gerçeğe adım atarken hayal edilenin çoğunluğu gerçekleşmemiş olsa da süreklilik bağlamında hayaller devam etmiştir. Çünkü her ideal dünya tasavvuru bir hayalle başlar. Hayalsiz ideal olmaz. Hayalsiz umut da olmaz.
Umut hakikatin ilk ışığıdır. Hayalse o ışığın gösterdiği geniş ufuktur. Gerçek mi, insan gerçekliği kadar büyüktür. İnsanın büyük gerçekliği…
Hayalsiz yaşamın kupkuru olacağını düşünüyorum.