Adam intihar etmek için sahile gitmiştir. Denize atlayarak canına
kıymak istemektedir. Kendi hayatına son verirse her şeyin düzeleceğini
sanmaktadır. Sahilde denizin kenarındaki yüksek kayalardan birinin
üzerinde dinelmektedir. Dalgın bir duruşu vardır. Gözlerini süzmüş
denize bakıyordur. Dalgaların denizin kıyısındaki kayalara şırak şırak
vuruşunu dalgın dalgın izlemektedir. Yüzünde mat ama komik bir
karamsarlık vardır.
Yumruklarını sıkar, omuzlarını düşürür. Dişlerini sıkıp uzak bir
noktaya uzun uzun bakar. Ellerini cebine sokar. Etrafına göz gezdirir.
Ellerini cebinden çıkarır. Ellerine bakıp sonra ellerini ovuşturur. Bu
sırada bir martı sesi duyulur. Gökyüzüne bakar. Bir elini havaya
kaldırıp sanki martıyla konuşuyormuş gibi hareketler yapar. Uzaklardan
bir gemi geçiyordur. Kendisini kısa bir an geminin içinde hayal eder.
Gözlerini açtığında kayanın üzerinde dineldiğinin farkına varır.
Üzerinde dineldiği kayaya bakar. Tam önüne bakarken ayağı kayar
sendeler. Hafif sağına döner. Düşüncelidir. Sonra önüne döner. Bu
bataklıktan nasıl kurtulacağım diye düşünür.
Birden, uzaktan çığlık çığlığa kendisine koşan birini kucaklayacakmış
gibi ellerini yukarı kaldırır. Arkasından hızla yanına gelmekte olan
birinin kendisine yaklaştığını görüyormuş gibi bağırarak meçhule
seslenmeye başlar: Sen var ya sen bütün bunları başıma getiren sensin.
Bütün bu belaları başıma saran sensin. Aha işte gidiyorum dünyadan, al
dünyayı tepe tepe kullan. Ben bu dünyaya fazla geldim, herkes fazla
değil sadece ben fazlayım, şu işe bak, bir beni sığdıramadın şu koskoca
dünyaya. İşte gidiyorum, az sonra şu sulara gömüleceğim bakalım o zaman
ne yapacaksın. Hey sana diyorum duymuyor musun beni. Tabi işine gelmezse
duymazsın. Duyma beni duyma, ben gidiyorum bu dünyadan. Al dünyayı
başına çal.
Kendi kendine yüksek sesle bağırdıktan sonra sanki birine kızıyormuş
gibi başını sağa sola sallar. Başını sağa sola sallarken birden gözüne
bir şey ilişir. Tam başını sağa çevirmişken gözüne ilişen şeyi görür ve
başını sola çevirecekken yarım bırakıp gözüne görünene dikkatle bakar.
Sonra dalgınlıktan yeni uyanıyormuş gibi kafasını sallar. Gözlerini
iyice ayırıp (açıp) bakar. Gözbebekleri yerinden fırlayacakmış gibi
olur.
Kayaların arasında bir piyango bileti vardır. Gördüğüne, önce
inanmaz. Tekrar denize doğru bakar. Bir yandan da göz ucuyla bilete
bakmaktadır. Bileti alıp almamakta kararsız kalır. Gerçek olduğuna bile
inanmadığı nesneyi gidip almakta tereddüt eder. Bir bilete bir denize
bakmaya başlar. İkilemde kalır. Dalgınlaşır. Denizin üzerinden bir ses
gelir, gördüğünü almasını söyler. Bir ses tarafına bakar bir bilete.
Ses, al onu al, senin derdine derman al onu diyerek adamı ikna etmeye
uğraşır. (Sesi başka kimse duymuyordur, duymaz). Bilete bir daha bakar.
Ses, bileti alması konusunda ısrar eder.
Adam kayaların arasında gördüğü piyango biletini alır. Evirir
çevirir. Bilet yenidir. Üzerindeki numaralara bakar. Cebindeki gazeteyi
çıkarır yere bağdaş kurup oturur. Biletin üzerindeki numaraları
gazetedeki hangi bilete çıktığını gösteren piyango numaraları ile
karşılaştırır. Numaralar doğrudur. Piyango bu bilete çıkmıştır.
Heyecanla elindeki gazeteyi arkasına fırlatır. Birdenbire ayağa kalkıp
sevinç çığlıkları atar. Sevinç çığlıkları atarken ayağı kayar denize
düşme tehlikesi geçirir. Dengesini sağladıktan sonra kafasını kaldırıp
ses tarafına bakar. (Ama ses kendi içinde olduğu için sesin sahibini
göremez). Kendi kendine, daha ne duruyorsun hadi koş evine deyip
kayalardan kayalara atlayarak koşmaya başlar.
Denizle sahil yolu arasındaki kayalıklardan hızla koşarak sahil
yoluna çıkar. Bu arada sahilde, sağ ve solda, ileride muhtelif
yerlerdeki insanlar bu adam niye koşuyor diye hayretle ona doğru
bakıyorlardır. Bir seyyar satıcı tam da elindeki çekirdek poşetini
çekirdekçi diyerek havaya kaldırmışken eli havada kalarak dönüp adamın
koşmasına bakar. Bir grup genç kız kendi aralarında gülüşmektedir,
gülerlerken ağızları yarım açık adamın koşmasına bakarlar. Bir ev reisi
karısının omzuna tam elini atacakken, eli havada kalarak dönüp adamın
koşmasına bakar. Bir grup genç (erkek) kayaların üzerinde birbirlerini
kovalamaktadır, kovalamacayı yarım bırakıp adamın koşmasına bakarlar.
Sahildeki muhtelif yaş ve gruptan oluşmuş kalabalık adamı seyrediyordur...
Adam hâlâ koşmakta; belki de şuan yanınızdan geçiyor...