Havanda su dövmek

Abone Ol

Can Dündar ın sunduğu Neden programında bu hafta, Milli Eğitim Şurası ndan çıkan Meslek Liseleri ne uygulanan katsayı adaletsizliği tartışması ele alındı. Genelde yüzbinlerce Meslek Liseli yi ilgilendiren tartışma, İmam Hatip Liseleri nin eksenine kaydırıldığı için yine havanda su dövüldü, sorunun halline ilişkin hiçbir çözüm önerisi getirilmedi. Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, Şûra da katsayı ile ilgili yapılan bölümün yarım saati bile bulmadığını ifade ederek, "Dört gün süren Şûra nın geneliyle ilgili haberleri İmam Hatip Liseleri ne kaydıran medya yanlış bir tutum sergilemiştir" mealinde bir cümle kurdu. Can Dündar ın, "Şimdi ne olacak YÖK Başkanı katsayı konusunda hiçbir değişme olmayacağını söyledi. Bundan sonra nasıl bir adım atılacak" gibi sorularla Çelik i sıkıştırsa da, Bakan, "Bundan sonra bekleyip göreceğiz" şeklinde yuvarlak cümlelerle bu salvo atışları geçiştirmeye çalıştı.

Öncelikle tespit ettiğimiz bir psikolojiyi aktarmak istiyoruz Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, yapılan son Şûrada gündeme gelen katsayı adaletsizliğinin giderilmesiyle ilgili olarak yaptıklarını "savunma psikolojisiyle" karşılamaya çalışıyor Sanki, yaptıkları iş çok yanlışmış, bu adaletsizliği ve haksızlığı yapanlar haklıymış gibi bir hava doğmasına neden oluyor. Bu adaletsizliğin savunulacak yönü var mı

Kemal Gürüz ün, dediğim dedik öttürdüğüm düdük tavrıyla getirdiği bu adaletsiz uygulamanın bir an önce düzeltilmesi şart. Bunun nasıl yapılacağını bulmak bizim işimiz değil! YÖK Başkanı Erdoğan Teziç ve avanesi bu adaletsiz uygulamanın devam etmesini arzulayabilirler Laiklik kavramından rantlanan, bu kavramı eğip bükerek kendilerine ait bir menfaat dünyası oluşturmak ve iktidar erkini sadece kendi tekellerine almak isteyenler elbet olacaktır. Bu menfaatperestler, güdümlü ve yalaka medya aracılığıyla bu katsayı adaletsizliğini İmam Hatip eksenine oturtup, sorunun çözümünü engellemek isteyebilirler. Bunların hepsi teferruattır İktidar makamında olan ve var olan sorunu halletmesi gerekenler, YÖK ü de, memleketi babalarının çiftliği gibi görenleri de hizaya getirecek çözümler üretme zorunluluğu vardır. Bu memlekette demokrasi varsa, insanlar eğitimde, kanun önünde, sosyal alanlarda eşitse, hiç kimsenin sinsi ayak oyunları yaparak belli şeyleri tekellerine alma özgürlüğü olmamalı. İmam Hatipliler, imam olsun Toplumsal hayatın hiçbir alanında kendilerine yer bulamasın İnsanların tercih haklarını sınırlayan, şekillendiren, yönlendiren rejimleri ve eğitim sistemlerini demokratik çerçeveye oturtamazsınız.Bunun adına güdümlü demokrasi denir

AKP iktidarında kısa bir süre Milli Eğitim Bakanlığı yapan ANAP Genel Başkanı Erkan Mumcu, programda yapılan tartışmaların tamamen boş olduğunu belirterek, "Gençlerimizin istikbalini karartan ÖSS sistemini tartışalım. Eğitim sistemindeki aksaklıkları tartışalım. Milyarlarca doların havaya savrulduğu dersane sistemini tartışalım" diyerek çok önemli bir konuya işaret etti. Konusunda uzman bir eğitimci, "Türk eğitim sistemi hiçbir şey üretmez. Bu sistemde başarılı olanlar ise imalat hatalarıdır" demişti. Aslında, rejimin sadık köleleri ve programlanabilir robotlar üretmek üzere kurgulanan bu eğitim sistemini tümden değiştirmek gerekiyor. Bu sistem insan eğitmiyor, öğütüyor Bu sistem insan yetiştirmiyor İnsan ufkunu, vizyonunu, bakış açısını geliştirecek argümanlar getirmiyor Boş tartışmalarla insanları avutuyor