Havada umutsuzluk kokusu var

Abone Ol

Yarınlara bakarken, insanın içine güneş doğması hoştur.

İstikbali düşünürken, iyiliklerin size doğru gelmesi umut vericidir. Olumlu işlerin hatıra gelmesi, karanlık resimlerin sizden uzak durması, müspeti işaret eder.

Bugünlerde, yarınlara ait iklimde karanlık hususlar, noktalar, kara delikleri oldukça çok görünüyor. İnsanlarda bir bezginlik, bıkmışlık, usanç söz konusu.

Farklı çevrelerle konuşmayı, görüşmeyi, dışardan bakışı pek önemserim.

Aynı gözlüğü takarak, çevreye bakarken, aynı resimleri görenler, isimleri tekrarlayanlar, yeni şeyleri sizlere söylemezler.

Tekrar, her daim, iz bıraksa da, yeniliklerin kapısını açmaz.

Son günlerde, ülkenin üzerinde dolaşan bulutların çokluğu dikkat çekici. Ne yazık ki, bulutların bize söyledikleri yeisi çoğaltıcı cinsten.

Bir tarafta ülke referanduma giderken, öte yandan günlük geçim kaygısı, gelecek korkusu, evlerin bacasını sarmış durumda.

Eskiden, iktidar günlük iktisadi gelgitleri, fakir fukaranın pazarını, alışverişini dert ederdi.

Şimdilerde, global ekonomiyle pek meşgul olduğu için, milletin sofrasının ne halde olduğunu umursamaz vaziyettedir.

Lakin toplumda bir korku, bir mutsuzluk hâkim… Havada yeis tanecikleri dolaşıyor.

Ülkeyi yönetenlerin bunu görmeleri, sebeblerini araştırmaları, çare aramaları gerekir.

Bir yanda, azalan ihracat, küçülen turizm gelirleri… Öbür yanda büyüyen gider çukurları. Üretime dayalı ekonomiyi teşvik yerine, biraz daha harcama biraz daha harcama

yaklaşımı, bizi uçurumun kenarına götürebilir…

Devletler batar mı adamım, diyen insanlar çok görülmüştür. Yunanistan hani battı mı? Borçlanır, borçla yaşar, sıkıntı çeker, ama batmaz ülkeler, denir.

Birey olarak borçlu insanlar da yaşar, lakin nasıl yaşar? Yerin dibinde, sıkıntının içinde, sefil ve rezil yaşarlar.

Adam gibi yaşamanın yolu, birçok adamın aklına, irfanına başvurmaktır.

Adam gibi yaşamanın yolu, ortak akıl, istişareyi öne çıkarmaktır. Dostların aynasına bakıp, üstünü başını düzeltmektir.

Mevcut yönetim böyle mi yapıyor?

Üzülerek ifade etmeliyim ki, iktidar, kendi kendine konuşuyor, kapalı devre çalışıyor, dışardan seslere pek aldırış etmiyor.

Zira her bir şeyi en iyi ben bilirim diyor.

Bu bir hastalıktır. En iyi ben bilirimi, ben yaparım rayına oturduğunuzda, sizin için gelecek, umut bitmiş demektir.

Havada umutsuzluk kol gezerken, iktidarın, gerçek gündemleri terk ederek, kendi kendine kapalı devre içine sıkışması, ülkeye kötülük olur.

Derhal bu çemberden kurtulmak, hepimizin faydasınadır.

Ülkenin gelişmesini, büyümesini, huzurunu isteyenlere kulak verdikçe, havadaki bulutlar, kötümserlikler, yarına ait yeisler biter.

Ben bilirim, ben yaparım, demek, insanın kendi kendine yapacağı en büyük kötülük olur… Kaybeden sadece kişinin kendisi olmaz, yönetici ise, ülke, insanlar kaybeder.

Havadaki umutsuzluğu yenecek isek, serbest tartışma ortamını, farklı düşünceleri, yaklaşımları, şiddete, kötülüğe varmayan aykırı sözleri yaşatmamız gerekir…