Kilis’te hudut karakolumuza Suriye tarafından daha önce açılan ateş sonunda bir askerimiz şehit olmuş, olayın hemen ardından sınırın Suriye tarafındaki IŞİD hedeflerine yapılan hava operasyonları sonucunda hedeflerin vurulduğu açıklanmıştı. Bu arada, öldürülen IŞİD militanlarının sayısı konusunda da açıklamalar gelmişti. Bu gelişmelerin hemen ardından IŞİD militanlarının iş makineleri ile sınırımızın hemen ötesinde geniş hendekler kazdığının görüntüleri medyaya yansımıştı. Yani, yapılan hava operasyonları ve topçu atışları sınırımızın hemen ötesindeki IŞİD militanları etkisiz hale getirmeye yetmediği görülmüştü. Geçtiğimiz günlerde ABD ile birlikte düzenlenen ortak hava operasyonlarında çok sayıda IŞİD hedefinin vurulduğu açıklanmıştı. Tüm bu açıklamaların ardından önceki gün tekrar Suriye tarafında IŞİD’in kontrolündeki bölgeden açılan ateş sonucu bir askerimiz şehit oluyor, bir askerimizde yaralanıyor. Görünen o ki, ister tek başına TSK tarafından, ister ABD ve koalisyon güçleri ile ortaklaşa Suriye’deki IŞİD hedeflerinin bombalanması istenen sonucu vermemiş/vermiyor. O zaman her operasyonun ardından yapılan açıklamalarda anlamsız kalıyor. Çünkü, açıklamalardan çok gerek PKK, gerek IŞİD militanlarının gerçekten etkisiz hale getirilmesi, kısa aralıklarla belli noktalardan sınır karakollarımıza ve nöbet noktalarına yapılan saldırılarda şehitler vermemizin üzerinde durulması gerekiyor. Bizim düşündüklerimizi ilgilerinde düşündüğünü bilmiyor değilim. Ancak, alınması gereken fakat eksik bırakılmış tedbirler var ise bunların kısa zamanda ikmal edilmesi ortada. Çünkü alınması gereken tedbirler varda eksik bırakılıyorsa o zaman bazılarının bundan sorumlu olması gerekir. Karakollarımız ve nöbet kulelerimiz açık hedefler durumunda ise o zaman bu işte bir terslik var demektir.
Üzerinde durmak istediğim bir başka husus ise; PKK’lı teröristlerin sahte ihbarlarla pusuya düşürülen polislerimizi şehit etmeleri hususudur. Bu tür ihbarların doğruluğunun araştırılması, tuzağa düşmemenin bir takım tedbirleri yok mudur Çünkü bu tür sahte ihbarlarla polisimizin şehit edilmesi olayı sıkça yaşanmaya başlandı. Bir defa tedbirsiz yakalandık, iki defa tedbirsiz yakalandık diyelim, aynı durum tekrarlanıyorsa ortada bir eksiklik var demektir. Artık, teröristlerin her yolu denediği, hastaneleri bile hedef haline getirdiği bir ortamda polisimizin tuzağa düşmesini önleyecek bir takım tedbirlerin geliştirilmesi gerekir.
Bu noktada gerek sınır içi gerek sınır ötesi PKK hedeflerine yönelik hava operasyonlarının sonuçları hakkında yapılan açıklamalara giderek güvenin azalacağını söylemek yanlış olmaz. Aslında artık bu işlerle biraz olsun ilgilenen herkes biliyor ve iade ediyor ki terör örgütlerinin hava operasyonları ile yok edilmesi mümkün değil. Zarar vermek mümkün ama terör örgütleri tarafından ele geçirilmiş hedeflerin onlardan temizlenmesi tek başına hava operasyonları ile mümkün değil. O zaman yapılması gereken başka hamleler var demektir. Bu ise, terör örgütlerinin destekçisi yabancı istihbarat örgütlerine yönelik etkili bir mücadeledir. Çünkü artık herkes biliyor ki, terör örgütlerinin arkasında mutlaka bir ya da daha fazla yabancı istihbarat örgütü bulunuyor. Bunlara haddinin bildirilmesi, terör örgütleri ile bağlarının koparılması şart. Böyle olunca da gerek IŞİD gerek PKK ile ABD ve koalisyon güçleri ile ortaklaşa yürütülecek mücadeleden sonuç almak mümkün değildir. Çünkü, bölgemizdeki terör örgütlerinin hamiliğini bunlar yapmaktadırlar.