Hattâ Yugayyirû Mâ Bi Enfüsihim (âyet)

Abone Ol

Cevdet Said’in “Bireysel ve Toplumsal Değişmenin Yasaları” ismiyle Türkçeye çevrilen kitabı üzerinde çalışmaya başlamam eskidir. “Adil Düzen” üzerinde çalışmaya başladığımız yıllardı. Kitabın orijinal ismi ve ilgili âyet dikkatimi çekmişti: “HATTÂ YUGAYYİRÛ MÂ Bİ ENFÜSİHİM -Bahsün Fi Sünneti Tagyirin-Nefs Vel-Müctema-”

Kitabın bana göre değerlendirmesini değil, sadece kitap tanıtımı için yazılanlardan bir bölüm sunayım: “İnsanın ve toplumun sorunları nelerdir / Bu soruya Batı bilimleri açısından bakıldığında insana "kendi dışından" tespit edilen ve adına "gelişme" denen hedeflere varabilmek için öncelikle insanın ve toplumun tanınması gerekir. Tanıma ve bilme, kontrol etme ve denetleme için vazgeçilmez bir başlangıç aşamasıdır. Batı’da psikoloji "insan"ı, sosyoloji de "toplum"u denetlemek ve belli hedeflere yönlendirmek amacıyla geliştirilmiş ve fakat bugün insana acı vermekten başka pratik değeri kalmamış bilimler olarak faaliyetlerine devam etmektedirler. / CEVDET SAİD ise bu kitabında başka kalkış noktalarından hareket ederek ve başka amaçlar güderek insanın ve toplumun "değişme" sorunlarını araştırmaktadır. Vardığı sonuç çarpıcıdır: İnsan ve toplum, "gelişme" denen sonu belirsiz tarihsel maceranın aracı değil, aksine kendi tarihini kendisi yapabilecek gücün ve imkânın kaynağıdır...”

Cevdet Said bizden yani Doğu’dan biriydi ve bana göre aynen bizim gibi Kur’an merkezli bir “teşhis” koyuyor ve kendince “tedavi” önerileri de getiriyordu...

Alvin Toffler ise Batı’dan biridir ve “ŞOK” kitabının yazarıdır. Kitap Türkçeye tercüme edilmiştir. Aynı yıllarda onun bu kitabını okuduğumda ve üzerinde çalıştığımda, Batı’dan birinin de bizim gibi bir “teşhis” koyabilmesi dikkatimi çekmişti ama “tedavi” yok!

Bizim ilmî “Adil Kur’an Düzeni” çalışmalarımıza göre insanlığın yaşadığı ilk büyük şok Hazreti Nuh aleyhisselâm döneminde yaşanan şoktur. O dönemde “insanlığın tarım dönemine geçişi” çok zor ve ancak “NUH TUFANI” sonrasında gerçekleşebilmişti... Şimdi de “insanlığın tarım döneminden sanayi / bilgi(sayar) / uzay vs dönemine geçişi” çok zor olmakta ve ancak “SOSYAL TUFAN” ile gerçekleşebilmektedir...

Bu geçiş gerçekleşecektir ama Erbakan Hoca’mızın çok veciz şekilde ifade ettiği -ama hâlâ tam olarak anlaşılmayan- şekillerden biriyle gerçekleşecektir; “kanlı” veya “kansız”… Bu ifade şöyle açılabilir: “Adil Düzen, Adil Ekonomik Düzen, Adil Kur’an Düzeni” gelecek; ama kanlı mı kansız mı yani “tufanlı” mı “tufansız” mı gelecek, onu zaman gösterecek...

Bu yazdıklarıma, KUR’AN VE İLİM 830. hafta seminer çalışmamızın hemen başında Nuh ve Hûd, Âd ve Semud kavimlerinin başlarına gelenler üzerinde durmamız vesile oldu.

Hazreti Nuh Peygamberin kıssasında “Hattâ İzâ Câe Emruna” denmiş; Hazreti Hûd kıssasında “Ve Lemmâ Câe” denmiştir. Aralarında ne fark vardır Hazreti Nuh Peygamber, düzenin bulunmadığı toplulukta yeni düzen oluşturmaktadır, içinde yaşadığı topluluğu devlet aşaması öncesinden devlet aşamasına getirmektedir. Hazreti Hûd Peygamber ise bozulmuş düzeni düzeltmek istemektedir. Hazreti Nuh Peygamber yeni düzeni öğretmek ve onlara inandırmak durumundadır. Oysa Hazreti Hûd Peygamber bildikleri düzeni düzelttirmektedir. Hazreti Nuh Peygamber döneminde “İslâm düzeni”nin yani “Âdil Düzen”in ortaya konması ve geminin yapılması söz konusudur, Hazreti Nuh ve kavminin dışında olayların oluşması gerekmektedir. Hazreti Hûd döneminde ise sadece Hazreti Hûd ve kavmine bağlı bir sorun vardır. “Hattâ İzâ Câe”de şartların oluşması, “Lemmâ Câe”de tebliğ/tebellüğün oluşmasıdır. Bugünkü dünyada Hazreti Nuh Peygamber döneminin durumu vardır. İnsanlık “Adil Kur’an Düzeni”ni henüz bilmiyor, insanlığın onu öğrenebilmesi için zamana ihtiyaç var...

Devamı ve tamamı 830. KUR’AN VE İLİM seminer notlarımızdan okunabilir…