Hatalarımız ve Alışkanlıklarımız

Abone Ol

On beş yaşında arkadaşının bir eşyasını çalan ve uzun

süre bu davranışından vazgeçemeyen bir genç, duygularını şöyle anlatmıştı:

Arkadaşımın parasını çaldığım gün kendimle çok mücadele etmiş ve böyle bir

davranışa nasıl meylettiğimi anlayamamıştım. O parayı yerine koyabilmek için

epey uğraştım fakat anlaşılır diye düşünüp vazgeçmiştim. O gün eve geldiğimde

hiç iştahım yoktu, annem durgunsun başına bir şey mi geldi diye soruyor, bir

şey yok deyip geçiştiriyordum. Gece boyunca hiç uyumadım. Kendimi suçladım,

yatağa geçip gizli gizli ağladım. Fakat çok kısa bir süre sonra çaldığım

eşyalar bana rahatsızlık vermemeye başlamış ve hırsızlığı sıradan bir davranış

olarak kabul etmiştim. Kuzenimin vefatına kadar bu böyle devam etti.

Kuzenimin ölümünden sonra ilk defa arkadaşımın parasını

çaldığımda yaşadığım o çatışmayı yeniden yaşadım ve bir daha kimsenin bir

şeyini çalmamaya tövbe ettim

Tasvip edemeyeceğimiz bir davranışa meylettiğimizde, iç

dünyamızda bir rahatsızlık hisseder ve bu çelişkiyi gidermeye çalışırız. Bu

tepki vicdanımızın derinliklerinden gelen bir tepkidir ve bize uyarı sinyali

göndermektedir. Vicdanın sesine kulak verip geri adım atmazsak, nefis galip

gelir ve kötülüğe alışırız. Bu bir nevi duyarsızlaşmadır. Artık görmemeye ve

duymamaya başlamışızdır. İçine düştüğümüz kör çukur bizi kendine doğru çekmeye

devam eder. Yani kötünün kötülüğünü bildiğimiz halde geri adım atmayıp, tasvip

etmediğimiz davranışları alışkanlık haline getirir ve artık bundan rahatsızlık

duymamaya başlarız.

İnsan, inandıkları ile çelişen bir tavırla

karşılaştığında, ister istemez tepki verir ve vicdanen rahatsızlık duyar. Bu

kritik bir süreçtir. Zira kişi ilk sinyalin hemen ardından geri adım atıp,

hatadan geri dönmediği sürece kendini koruması mümkün olmaz. Zaman geçtikçe bu

davranışlara aşina olmaya başlar. Olumsuz bir şeyin alışkanlık haline gelmesi

en büyük tehlikedir. Zira kişi alıştığı şeyden kolay kolay vazgeçemez ve bunu

zaman içinde savunmaya başlar.

Alışkanlıklarımız davranışlarımıza, davranışlarımız

karaktere dönüşür. O yüzden dinimiz bizleri yaptığımız her işte bilinçli olmaya

çağırıyor. Yani, karşılaştığımız her olayı doğru yanlış süzgecinden geçirip

yönümüzü doğrudan yana çevirmek zorundayız.