Hat sanatı ve Albaraka

Abone Ol

Düşünce ve sanat hayatımız güzellikler üzerine kuruludur. Sanatın bütün dalları şiir gibi, şiirin özdeşi gibidir. İnsan ruhu doğasına uygun olanında huzur bulur, haz alır.

Hat sanatı bir İslâm sanatıdır. İslâm dünyasına, düşüncesine özgüdür. Buna Arap alfabesinin uygunluğunu da eklemek gerekiyor. İslâm ın yayılmasıyla Müslüman olan toplumlar da alfabelerini değiştirdiler. Türkler, Persler, Acemler, Kürtler, Boşnaklar vs. Müslüman olan bu toplumların bir kısmı Arap alfabesine sadık kaldılar. İranlılar gibi. Kürtler Kuzey Irak ta parlamentolarını oluşturur oluşturmaz Latin alfabesine geçmek gibi bir bahtsızlığı denediler. Tepki alınca vazgeçtiler. Kürtler halk olarak köklü bir kültür sahibi midirler Zerdüştlüğe yaklaşma çabaları, pagan döneme özen neyin nesi. İslâm olmasa onlar klan kabileler gibi sıradanlaşıp yitmezler miydi Onların kültürü ve alfabesine sığınış yeni bir saptırma mı Hıristiyan Macar Türkleri ne işe yarıyor

Müslüman milletini, kavimlere bölüp kendi ruhlarından uzaklaştırış bir yol ve yöntem. Ruhuna ilişkin bütün oluşlardan da koparılıyor. Müslümanların ortak bir alfabesinin olmasından daha doğal ne olabilir. Latin alfabesinin harfleri [sesleri] köşelidir ve ruhumuza ait değildir. Sesi de öyledir. Ses ile şekiller arasında bir bağ vardır. Tumturaklıdır. Kur an ın icazına, okunuş güzelliğine bakarsak ne olduğu anlaşılır. Kur an ya da ezan okunduğunda insana sonsuz bir haz yaşatır. İnsan ruhunu derinden etkiler.

Hat sanatının insan ruhuna uygunluğunun bir nedeni olmalı. Köşeli yazılar estetik değildir. Köşeler insanı keser. Elastik ve estetik olan insana en yakın olanı. Arap alfabesinin hiçbir harfinde [sesinde] köşe yoktur, hepsi kıvrımlıdır. Dolayısıyla bu harfler üzerinde sanat yapmak kolaydır. Bu harfler üzerinde ölçülü yapılan her durumun insanda karşılık bulması da doğaldır.

İslâm düşüncesinde resim, heykel benimsenmez, hatta hoş görülmez. Bunlar insanı tapınmaya götürür. Oysa insan ruhunda sonsuzluğa götüren her sanat kabul görür. Seste olduğu gibi yazıda da kişi yoktur. İnsanın kendisi yoktur. Bir vav ın kıvrımı ve çizgileri insanı sonsuzluğa götürür. Elif görünür haliyle salt bir çizgi değildir.

İnsan genellikle sağ eliyle iş görür, yazı yazar. İnsan ruhuna ve doğasına uygun olan da sağ el ile sağdan sola yazı yazmasıdır. Biraz düşünürsek sağ el ile sağdan sola yazı yazmak, kalemin akması çok daha rahat olur. Sağ el ile sağdan başlayıp sola gitmek insanı, farkında olunmadan yorar. Epey bir zaman önce farkına vardığım, insan doğasına aykırı düşen bir durum var. Dergi koleksiyonu yapan biri dergilerini ciltletse ve rafa dizse nasıl bir terslik olduğunun farkına varacak. Bir anormallik olduğunu görecek.

Bütün bunları Albaraka Türk ün 2. sini düzenlediği Hat yarışmasında düşündüm. Albaraka Türk hat sanatına yöneldi. Önce hatlardan oluşan takvimler, ardından hat yarışmasının birincisi ve sonra da ikincisini düzenledi. Hat sanatının İslâm düşüncesindeki evrenselliğini Esma Sultan Yalısı ndaki tabloda görmek mümkün. Beş dalda, konusu "yardımseverlik" olan yarışmaya yirmi ülkeden 129 sanatçı 172 eserli bir yarışma. Dallardan biri Türkiye den ikisi de Suriye den birincilik ödülü çıktı. Bir dalda birinciye lâyık eser yoktu. Celi Sülüs, Sülüs Nesih, Celi Divani dallarında birinciler çıktı. Diğer iki dalda birinciliğe layık eser yoktu. Seçici üyeler Prof. Uğur Derman, Mehmed Özçay ve Davut Bektaş tan oluşmuş. Toplam 134.000 YTL para ödülü. 23 eser teşvike layık görüldü.

Gecede hat sanatının ruhu yücelten bu kadar güzel yazı arasında gezinmek sonsuz bir mutluluk nedeni. Gecenin önemli konuşmalarından Dr. Adnan Büyükdeniz in vurgulu bir ifadesi önemliydi. "Hat sanatı bize miras değil bir emanettir" demesi. Hat Osmanlı geleneğinin sanat zirvesidir. Bu, diğer İslâm ülkelerine doğru önemli bir yaygınlık kazanır.

Yarışmaya Suriye, Irak, Mısır Türkiye, İspanya, Almanya, İngiltere, Rusya, Kuveyt gibi ülkelerden katılım vardı. Dikkatimi çeken yarışmacıların büyük çoğunluğunun çok genç olmaları.

Latin alfabesine geçiş bile hat sanatımızı olumsuz etkileyemiyor.

Orada dostlarla buluşmak güzel. Aynı ruh toplamında olmak. Sevgili dostum Temel Hazıroğlu Bey Üstat Sezai Karakoç etkinliğinde hatırlattı ve davet etti. Yoksa kaçıracaktım bu güzelliği.

Albaraka Türk yöneticilerini özellikle kutluyorum. Yarışmacıları, katılımcıları hemen herkesi. Güzel sanatımızın ruhu yücelten ummanında bol bol ruhumuzu yıkadık.