Hastalık Hastalığı

Abone Ol

Her şey yolunda giderken, acaba hasta mıyım, amansız

acılara duçar olur muyum, ya ölüm kapımı daha erken tıklarsa, yakınlarımı

kaybedersem ne yapabilirim diye başlayan yakınmalar, sırtınızda bir kamburdur,

atmak isteseniz de atamazsınız. Acaba ile yaşamak tonlarca yükü taşımak

gibidir. Hastalık, ölüm, acı ıstırap Hayat boyu hep kaçtığımız unsurlardır ama

ne kadar uzaklaşmaya çalışsak ta yakalar bizi ve çeker kendine doğru.

Tıp dilinde Hipokonriyazis olarak tanımlanan hastalık

hastalığı bir kişiye bulaştı mı huzur bırakmıyor. Kişi artık sürekli hastalık

üretiyor, internetten araştırıyor, soruyor ve kendisinin amansız bir hastalığa

yakalanmış olabileceğine inanıyor. Hastalık hastalığı sadece kişinin kendisi

için değil etrafındaki kişiler için de yorucu oluyor. Mesela her akşam bende

kötü bir şey var deyip kendini yere atan bir hanımın, eşi ve çocukları da

bundan etkileniyor ve vaktin çoğunu hastanelerde geçirmek zorunda kalıyorlar.

Hasta olduğuna gerçekten inanan kişi, acı çekmektedir.

Yaşadığı mekândan, aileden, çocuklarından sevdiklerinden ayrılacağını ve acıyla

başa çıkamayacağını düşünüp hayatı kendine zehir etmektedir. İnsanların

kendisini anlamadığından yakınmakta ve dışlanmışlık duygusuna kapılmaktadırlar.

Yaşamak hayatta kalmak insanın en büyük arzusudur. O

yüzden hastalık korkusu kişinin hayatını temelden sarsar. Doktorun tavsiyeleri,

tahliller kişiyi ikna edemez. Zaman uzadıkça uzar ve siz ne yaparsanız yapın bu

insanı hasta olmadığına inandıramazsınız. Korkuların esiri olan kişi artık

yorgundur, endişelerine nefes darlığı çarpıntı, terleme, uykusuzluk gibi

belirtiler de eşlik edince kişi hasta olduğuna kesin kanaat getirir.

Hastalık hastalarının genellikle beden sağlığı

yerindedirler fakat kişi bütün dikkatini bedenine yöneltmiş ve her daim bedeni

ile uğraşmaktadır. Dışarı çıktığında hastalıkları araştırmakta ve doktorların

yorumlarına itibar etmeyip, kendini hasta olduğuna inandırmaktadır. Bedenine

dokunur, bir kitle, ağrı ya da sıra dışı bir şeyler arar, kalbini dinler ve

doktorların hastalıklarına çare bulamadığını ifade eder.

Hayatta karşımıza hangi imtihanların çıkacağını

bilemeyiz. Nihayetinde bu hayatın içinde yoksulluk, ayrılık, acı ve hastalıklar

var. Ancak bunlardan birine odaklanıp, hayatı kendimize zehir edemeyiz.

Korkularımızın ise bir tek çaresi var; Allah a teslim olmak ve O nun

rahmetinden ümidimizi kesmemek