Hassasiyetlerimizi kaybettik mi?

Abone Ol

Bir zamanlar bu ülkenin insanları Filistinle ve orada yaşananlarla çok daha yakından ve yürekten ilgilenirdi. Yine Çeçenistan da yaşananlar bizi yakından ilgilendirir onlara karşı neler  yapabileceğimizi düşünür, hepimiz elimizden geldiğince kardeşlerimizin yardımına koşmaya çalışırdık. Ne olduysa oldu sanki dünyanın çeşitli köşelerindeki kardeşlerimizin dramı ile eskisi  kadar ilgilenmez olduk. İlgileniyor olsak da dışa vurmaktan çekinir bir ruh haline büründük. Halbuki Filistin de dün olduğu gibi bugün de kardeşlerimizin evleri başlarına yıkılıyor, öldürülüyor, yaralanıyorlar. Hatta İsrail, Gazze yi abluka altına alarak 2 milyon insanı açık cezaevine hapsetmiş durumda. Elektriğini kesmiş, suyunu, yiyeceğini canı istediği kadar veriyor. Kısacası insanları abluka altında yokluğa mahkum ediyor. İnsanlar gecelerini mum ışığında geçirmeye çalışıyorlar. Tüm bunlara karşı ülkemiz insanı tam bir vurdumduymazlık sergiliyor. Halbuki bu ülkede 30 yıl önce Filistin için düzenlenen bir mitinge 250 bin kişi katılıyor, kardeşleri ile birlikte olduğunu hep bir ağızdan haykırıyorlardı.

Çeçenistan ile de yakından ilgilenilirdi. Oradaki kardeşlerimizin acısını yüreğimizde hissederdik. Şimdilerde sanki artık Çeçenistan daki gelişmeler bizi eskisi kadar ilgilendirmez gibi bir tavır sergiliyoruz.

Peki Filistin de, Çeçenistan da, Moro da, Afganistan da savaş bitti müslümanlar haklarına kavuştular mı Filistin de İsrail, Çeçenistan da Rusya kan dökmekten vaz mı geçti Bu sorulara evet demek mümkün değil. Dünyanın dört bir köşesinde Müslümanların zalimlere karşı mücadelesi devam ediyor. Hergün şehitler veriliyor, kadınlar dul, evlatlar babasız  kalıyor. Milyonlarca Müslüman yersiz, yurtsuz sığındıkları başka ülkelerde hayatlarını sürdürmeye çalışıyor. Tüm bunlara karşı bizler kardeşlik görevimizi yaptığımızı söyleyebiliyor muyuz

Ne oldu bize Duygularımızı mı yitirdik Yoksa kendi rahatımız için de diğer kardeşlerimizi unuttuk mu Mümin müminin kardeşi olduğuna göre imanımızı muhafaza ettiğimiz sürece kardeşlerimizin acısı bizim de acımız olmaya devam etmeyecek mi

Kardeşlerimizi katledenlerle kol kola dolaşmak bize acı vermiyor mu Biz farkına varmadan sinir uçlarımız yakılarak iptal mi edildi Dün bir ekmeğimizi seve seve paylaştığımız kardeşlerimizi şimdi niçin unutmuş gibi görünüyoruz Oralardan gelen haberleri duymazdan gelerek vicdanımızı mı rahatlatmaya çalışıyoruz Eğer bu hale gelmiş isek yazıklar olsun bize.

Belli ki hayata bakışımızda, olayları algılayışımızda ciddi bir değişiklik meydana gelmiş. Artık tüm olayları sadece kendimiz açısından değerlendiriyoruz. Doğrudan bizi ilgilendiren konulara karşı hassassız ama dışımızdaki gelişmeleri görmemeyi ve duymamayı tercih eder hale gelmişiz. Belli ki esen değişim rüzgarı hepimizi etkilemiş, farkına varmadan toplum olarak ılımlı İslam narkozunu vücudumuza almışız Bu narkoz bizi kendimizden geçirmiş. Kısacası uyutmuş.

Bir kardeşim  bu ilgisizliği olayların uzun yıllar devam etmesi sebebiyle toplumda bir kanıksamanın meydana gelmesiyle izah etti. Peki kardeşlerimizin acısını kanıksama hakkımız var mı Zalimler zulümlerini uzun yıllara yaydıklarında  mazlumları kendi hallerine bırakabilir miyiz Bir diğer ifade ile sorumluluğumuzdan kurtulmuş olur muyuz

Sözü uzatmak istemiyorum. Filistin, Irak, Afganistan, Çeçenistan ve dünyanın pek çok köşesinde Müslümanlar öldürülürken biz yatağımızda rahat uzanabilir miyiz Uzanabiliyorsak kendi kendimizi yeniden bir gözden geçirmemiz gerekmez mi

Gelin bugün kendimizi yeniden gözden geçirelim. Bize ne oldu sorusunun cevabını yeniden bulmaya çalışalım.