Haşr..

Abone Ol

Bismillahirrahmanirrahim;

Âlemlerin Rabbi, İslam’ı bir hayat nizamı olarak gönderen, hesap gününün hâkimi, Allah’a (C.C.) hamd ederim. Salât ve selâm, Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa’ya (S.A.V.), âline ve sahabelerine olsun.

HAŞR: Bir topluluğu bulunduğu yerden çıkarmak, meskenlerinden koparıp başka bir yere sevk etmek, sürgün etmek ve bir yere toplamak demektir. Haşr Suresi’nin, “Kitap ehlinden inkârcıları ilk sürgünde yurtlarından çıkaran O’dur” ayetinde geçen “HAŞR” sözü bu manada kullanılmıştır.

Terim olarak “HAŞR”; insanların öldükten sonra diriltilip dünyada işledikleri hayır ve şerden, hak-batıl mücadelesinde hakkı üstün tutup tutmadıklarından, iman, şuur ve cihattan, söyledikleri sözlerden dolayı hesaba çekilmek üzere “mahşer” denilen yere sürülmeleri, burada toplanmalarıdır.

Allah; azizdir, hâkimdir. Yani her şeye gücü yeten, her şeye hükmeden, hükmünde hikmet sahibi olan, hükmü hiçbir kimse tarafından bozulamayacak olandır.

İnsanlık tarihi boyunca hak olanın karşısına dikilen topluluklar ve önderler olmuştur. Bu topluluklar, her dönemde İslam’ın nurunu söndürmeye, insanları ondan uzaklaştırmaya çalışmışlardır. Nuh’un (A.S.) karşına kavmi, İbrahim’in (A.S.) karşısına Nemrut, Musa’nın (A.S.) karşısına Firavun, İsa’nın (A.S.) karşısına inkârcı Yahudi din adamları çıkmışlardır. Peygamberlerin sonuncusu Peygamberimiz Hz. Muhammed’in (S.A.V.) karşısına Ebu Cehiller çıkmıştır. İnsanlık tarihinin en önemli olayı olan HİCRET ile birlikte bu kervana, Medine’de yaşayan inkârcı Yahudiler de katılmıştır. Anlaşma yapmalarına rağmen buldukları her fırsatta düşmanlıklarını açığa çıkarmışlardır. Bedir Savaşı’nın akabinde anlaşmayı ilk bozan Kaynukaoğulları Yahudileri olmuştur ve bozgunculukları yüzünden Medine’den sürgün edilmişlerdir.

Uhud Savaşı’ndan sonra Nadroğulları Yahudileri kendilerini ziyarete gelen Peygamberimize bir suikast tertip etmişler, girişimleri başarısız kalmış, bunun üzerine mahkeme kararıyla onlar da bozgunculukları nedeniyle Medine’den sürgün edilmişlerdir. Bu olayı bize Allah (C.C.), Haşr Suresi’nde haber vermektedir. Bu surede inananlara, kâfir ve münafıkların sözüne güvenilmeyeceği bildiriliyor. Kıyamete kadar gelecek olan münafıkların da sözüne güven duyulmaması gerektiğine işaret ediliyor. Müminlerin silah ve hazırlık bakımından zayıf olmalarına rağmen, her türlü güç ve imkâna sahip inkârcı Yahudilerin mağlup olduklarını haber veriyor. Böylece kıyamete kadar gelecek olan müminlere, İslam düşmanı Siyonistler, haçlılar, münafıklar, çelikten kaleler içerisine sığınmış olsalar bile güçlerinden korkulmamalıdır mesajı verilmektedir. Çünkü onların gücü üzerinde Allah’ın (C.C.) gücü vardır ve Allah’ın gücünü kimse yenemez. Batıla karşı mücadele eden şuurlu Müslümanların sahip oldukları güç bu iman gücüdür. Mehmet Akif merhum bu gerçeği şöyle ifade ediyor: “Cehennem olsa gelen, göğsümüzde söndürürüz / Bu yol ki hak yoludur, dönme bilmeyiz, yürürüz.” Dünyada teknoloji ne kadar ileri giderse gitsin, devletler üzerlerine manyetik şemsiye yapmaya kalkışırlarsa kalkışsınlar, bu inkârcılar ve münafıklar yine de mağlup olurlar. Çünkü ırkçı emperyalizmin, çağdaş firavunların ve işbirlikçi münafıkların buldukları ve bulacakları bütün silahlar cehennemin bir tek kıvılcımına denk olmayacaktır. Onlar cehennem gibi bir silaha sahip olsalar bile, bu silahlar imanın serinliğinde yok olup gider. Allah’ın emriyle ateşin İbrahim’e serinlik ve esenlik olduğu gibi.

Dersler Ve Tembihler

Kur’an bize doğru yolu gösteriyor, sadece Allah’a kul olmaya çağırıyor. Kur’an’a kulak vermeyen toplumlar tarih boyunca hep helak olmuşlardır. Dersimize ve tembihlere birlikte göz atalım;

1. Göklerde ve yerde olanların hepsi Allah’ı tespih etmektedir. Allah üstündür, hikmet sahibidir.

2. Kitap ehli inkâr eden Yahudileri, ilk sürgünde yurtlarından çıkaran Allah’tır. Siz onların çıkacaklarını sanmamıştınız. Onlar da kalelerinin, kendilerini Allah’tan koruyacağını sanmışlardı. Ama Allah, onlara beklemedikleri yerden geliverdi ve yüreklerine korku düşürdü. Öyle ki evlerini hem kendi elleriyle, hem de müminlerin elleriyle yıkıverdiler. Bu, onların Allah’a ve Peygamberine karşı gelmelerinden dolayıdır. Kim Allah’a karşı gelirse bilsin ki Allah’ın cezalandırması çetindir. Ey akıl sahipleri, bundan ders alın.

3. Allah, peygamberlerini dilediği kimselere karşı üstün kılar. Allah her şeye güç yetirendir.

4. Allah’ın, fethedilen ülkeler halkından Peygamberine verdiği ganimetler, Allah, Peygamber, yakınları, yetimler, yoksullar ve yolda kalmışlar içindir. Böylece o mallar, içinizden yalnız zenginler arasında dolaşan bir devlet olmaz. Peygamber size ne verdiyse onu alın, size ne yasakladıysa ondan da sakının. Allah’tan korkun. Çünkü Allah’ın azabı çetindir.

5. İslam’da Ensar ve Muhacir olanlar birbirinin kardeşidirler. Yardımlaşırlar. Kim nefsinin cimriliğinden korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerdir. Bunların arkasından gelenler şöyle derler: “Rabbimiz, bizi ve bizden önce gelip geçmiş imanlı kardeşlerimizi bağışla, kalplerimizde, iman edenlere karşı hiçbir kin bırakma. Rabbimiz, şüphesiz ki sen çok şefkatli, çok merhametlisin.”

6. Münafıkların, kitap ehlinden inkâr eden dostlarına: Eğer siz yurdunuzdan çıkarılırsanız, mutlaka biz de sizinle beraber çıkarız; sizin aleyhinizde kimseye asla uymayız. Eğer savaşa tutuşursanız, mutlaka yardım ederiz derler. Allah, onların yalancı olduklarına şahitlik eder. 

Eğer onlar çıkarılsalar, onlarla beraber çıkmazlar, savaşa tutuşmuş olsalar, onlara yardım etmezler, yardım etseler bile arkalarını dönüp kaçarlar, kendilerine bile yardım edilmez.

7. İnkârcıların içlerinde size karşı duydukları korku, Allah’a olan korkularından daha şiddetlidir. Böyledir, çünkü onlar anlamayan bir topluluktur. Onlar müstahkem şehirlerde veya siperler arkasında bulunmaksızın sizinle toplu halde savaşamazlar. Kendi aralarındaki savaşları ise çetindir. Sen onları derli toplu sanırsın, hâlbuki kalpleri darmadağınıktır. Böyledir, çünkü onlar aklını kullanmayan bir topluluktur.

8. Münafıkların durumu, tıpkı şeytanın durumu gibidir. Çünkü şeytan insana, “İnkâr et” der. İnsan, inkâr edince de: Ben senden uzağım, çünkü ben âlemlerin Rabbi olan Allah’tan korkarım, der. İkisinin de sonu, içinde ebedi kalacakları ateş olacaktır. İşte bu, zalimlerin cezasıdır.

9. Ey iman edenler! Allah’tan korkun ve herkes, yarına ne hazırladığına baksın. Allah’tan korkun, çünkü Allah, yaptıklarınızdan haberdardır. Allah’ı unutan ve bu yüzden Allah’ın da onlara kendilerini unutturduğu kimseler gibi olmayın. Onlar yoldan çıkan kimselerdir.

10. Cehennem ehliyle cennet ehli bir olmaz. Cennet ehli, isteklerine erişenlerdir.

11. Eğer biz bu Kur’an’ı bir dağa indirseydik, muhakkak ki onu, Allah korkusundan baş eğerek, parça parça olmuş görürdün. Bu misaller insanlara düşünsünler diye verilmektedir.

12. Allah, O’ndan başka ilah yoktur. Görülmeyeni ve görüleni bilendir. O, esirgeyendir, bağışlayandır. O, mülkün sahibidir, eksiklikten münezzehtir, selamet verendir, emniyete kavuşturandır, gözetip koruyandır, üstündür, istediğini zorla yaptıran, büyüklükte eşi olmayandır. Allah, müşriklerin ortak koştukları şeylerden münezzehtir. Allah, yaratan, var eden, şekil verendir. En güzel isimler O’nundur. Göklerde ve yerde olanlar O’nun şanını yüceltmektedirler. O, galiptir, hikmet sahibidir.

Milli Görüş İlacı

Bu asrın hak-batıl mücadelesinde hakkı temsil eden taraf Milli Görüş’tür. Milli Görüş, Nemrut karşısında İbrahim, Firavun karşısında Musa ve Harun, Cehlin önderleri karşısında Muhammed olmaktır. Milli Görüş, batılın iradesine, nefsin arzularına değil, Allah ve Resulü’nün emir ve yasaklarına teslim olmaktır. Milli Görüş, şeytanın adımlarına değil, Allah’ın muhkem ipi İslam’a sarılmaktır. Bahaneler üretmek, yaptırmıyorlar, bu işler birden olmuyor, zamanı gelmedi gibi sözlerle batılın işbirlikçiliğine meşruiyet kazandırmak mahşer gününde insanı sağlama çıkarmaz. Milli Görüş, batıldan korunmanın tek ilacıdır, saadetin tek çaresidir. Adil Düzen’e geçilmeden, Saadet Partisi’ni iktidara taşımadan, Yeni Bir Saadet Dünyası kurulmadan olmaz vesselam.