Felak Suresi’nde “hasetçinin şerrinden Allah’a sığınmaya” vurgu yapılır. İblisin Adem’e (a.s.) düşmanlığının sebeplerinden birisinin de haset olduğu ifade edilir. İblis kibirlendi, Adem’in (a.s.) hilafetine, O’nun üstünlüğüne itiraz etti, haset etti. Lanetlendi. Ve yolumuzu keserek, bizi batıla saptırarak/yönlendirerek düşmanlığını sürdürüyor.
Hz. Musa’nın (a.s.) amcaoğlu Karun’u Firavun’un yanında konumlandıran sebeplerden birisinin de haset olduğu rivayet edilir. Hz. Musa’ya iftirası yüzünden hazineleriyle birlikte yerin dibine batırıldı.
Hak ile batıl mücadelesinde haset, insanın hak üzere bulunmasını da engelleyebilir. Haset edilen hakta ise, hasetçi sadece bu yüzden batılda konumlanabilir. Böylece safını değiştirebilir... “Neden ben değil de, o?” “Benim yoksa onun da olmasın…” “O olmasın da kim olursa olsun!” hastalıklı anlayışlarıyla konumlanır, hem yanar hem de varsa iyiliklerini yok eder... Haset her alanda olabilir. Ticaret, siyaset, ilim, sanat, spor, musiki vb. Her alanda ifsad nedeni olabilir...
Haset haram, gıpta (benim de olsun) caiz, isar ise fazilettir. “Ümmet”, yüzyıldan beri yok; başı kopartılmış. Parça parça... Bölük pörçük ve birbirleriyle çatışmada, ihtilafta... Başsız olan sadece Müslümanlar?! Nerede “bir vücudun organları gibi”, “bir duvarın tuğlaları gibi” olmak?!
Kur’an’ı, cihadı terk ettiğimiz ve “vehn” hastalığımız nedeniyle de düşmanlarımız başımıza üşüşmüşler. Bizi vuruşturuyor, kaynaklarımızı sömürüyorlar. Ülkeler, partiler, dernekler, vakıflar vb. aynı hedefte/davada semadan yere uzatılan Kur’an’a tutunarak, birbirimizle yan yana, omuz omuza dayanışarak batılla mücadele etmek, kendi içimizde çekişmeyi terkle hayırda yarışmak, dayanışmak, bunun için de “ben” değil, “sen” diyebilmek, “ben” değil “biz”, “biz” değil, “siz” diyebilmek ahlakına/şuuruna muhtacız. Yoksa “ben” de “sen” de hepimiz yok oluruz.
Rızkımızı helalinden arar ve çabalarsak kısmetimiz olan rızka kimse engel olamaz. Kısmetimizde yoksa bize kimse veremez. Haset ne bizim dünyalığımızı artırabilir, ne de karşı tarafınkini azaltabilir. Hasedin bir olumlu yönü vardır. Hasetçiyi başarılı olmaya, çalışmaya teşvik eder.
Dünyalıklar fitnemizle ilgili olarak: “Bir kişiye on pul; on kişiye bir pul. Kurt, kuzulara şah olsa bu taksimi yapmaz.” Ve yine; “Benimki benim, seninki senin, şeriattır. Seninki senin, benimki de senin, tarikattır. Ne seninki senin, ne benimki benim, hakikattir” hikmetli sözleriyle üstad merhum N. F. Kısakürek’i ve “Mal sahibi mülk sahibi, hani bunun ilk sahibi. Mal da yalan mülk de yalan; biraz da sen oyalan” hakikati ifade eden sözleriyle Yunus Emre’yi (k.s.) rahmetle anıyoruz.
Haydi “bir” olmaya, “biz” olmaya; bencillikten, tefrikadan sıyrılmaya... Rabbimizin vahdaniyetinden, kereminden bizi tevhidinde vahdetine ulaştırmasını diliyoruz.
Son bir hafta içerisinde iki değerli büyüğümüzü/dava adamlarını ahirete uğurladık. Mehmed Şevket Eygi ve Süleyman Arif Emre ağabeylerimize Allah-u Teala’nın lütfu ile muamele buyurmasını diliyoruz. İnna lillahi ve inna ileyhi raciun...