Hasan'ın çizgisine resim altı yazısı

Abone Ol

25 Kasım Cuma günü bu sayfada "Düşünce ve Hareket" başlıklı yazımızın hemen üstünde, Hasan ın bir çizgisi yer almıştı. Düşünce sayfasına geldiğimde birden içim açıldı ve zihnimde o anda şöyle bir sahne canlanıverdi:

Sayfanın hazırlık yükünü omuzlamış sevgili şair İbrahim (Tenekeci) başımızda duruyor, Hasan o derviş sabır ve sükunetiyle kağıt üzerinde duyulur duyulmaz hışırtılı sesiyle kalemini dolaştırıyor. Çektiği her çizgi kağıdın boş yüzü yeni hayalinde ve zihninde yakalamaya özenle uğraştığı imgeyi yavaş yavaş belirginleştiriyor.

Adeta bulutun veya sisin bir yerinde atlaslanıveren bir avuç mavi gökyüzü göz uzamına yerleşiveriyor. Görünümün tamamlanma sürecinde ortaya çıkacak çizgi tam olarak kestirilemediği için, her bakanın hayallerini kışkırtmaktan da geri durmuyor.

Öte yandan bendeniz boş sayfaya pire boyutunda harfleri teker teker dizerek yazının bütünlüğünü kurmaya çabalıyorum.

Hasan ın kalemi durduğu, benim hangi harften başlayıp kelimeye bitiştirmem gerektiğini düşündüğüm anda, İbrahim in hafiften fısıldayan; "Haydin bakayım, eğleşmeyin!" tarzında sesini tahayyül ediyorum.

İkinci olarak Hasan ın çizgisinin hemen altına istiflenmiş yazımı görünce zihnimde kalıba dökülen kelimeler "Hasan ın Çizgisine Resim Altı yazısı" ibaresinde tamamlanı veriyorlar. Bilmiyorum, İbrahim, yazının üzerinde durduğu konuyu Hasan a naklederek böyle bir çizginin ortaya çıkmasını mı sağladı, yoksa bütünüyle bir tevafuk mu oldu. Aslında bu çok da önemli değil.

Çizgi, hareket ve ses imgeleri bağlamında düşüncenin, aynı zamanda duygunun ifade edilmesi usûlüne doğrusu fazla alışkın sayılamam. Hatta çizgi, hareket ve ses imgelerine kelimeyle duyuş ve düşünce bende ağır basar.

70 li yıllarda "Kesit" hikâyesini filme çeken Ömer Faruk, ısrarla hikâyenin senaryosunu istemişti. Gözlemim sonucunda hareket ile harf bağlamında veya imgesinde duyuş ve düşüncenin ifade edilme farkını sezmiş ve senaryo yazımını kabul etmemiştim. Kaldı ki sinema izleme zevkine oldukça aşinaydım. Özetle çizgi ve resim, hareket (sinema, tiyatro) imgelerine dayalı sanat etkinlikleri üzerine yazı yazma yetkisini veya hakkını bir türlü kendime tanımadım. Fazla ketumluk olarak görülebilir belki bu tanımama.

Bununla birlikte Hasan ın söz konusu çizgisinin esintisiyle o anda belirir gibi olan izlenimi aktarma baskısını o gün bu gündür duydum.

Hasan ın çizgileri, belki, genel olarak karikatür kapsamında görülüyor olabilir, ama bende bıraktığı izlenim böyle değildir. Resim olarak görülebilir mi, bundan da pek emin değilim. Fakat karikatürün barındırdığı "hamur"u "nükte" anlamıyla içerirken resmin "tasvir" etme niteliğine mesafeli durur bir özelliğe sahiptir. Çizgilerin yumuşak görünümü konuyu "mizah" boyutundan uzaklaştırır gibidir. Edindiğimiz bazı izlenimler mizah duygusunu çağrıştırsa bile herhangi bir tiplemeye imkân vermez.

Sözkonusu çizgisinde, ortada dik duran figür, bir bakıma düşünceyi simgeler gibi gözükmekle birlikte başın iki yana dönüşü adeta bir yandan dikkat ve tarassutu, diğer yandan yaşanılan tereddüt anında olmaklığı anlatıyor gibidir. İki tarafta yer alan düşey, yani baş aşağı üçer figür hareket parçalanmışlığını anlatmaları bakımından, düşünceyle hareket uzlaşmazlığını vurgulamaya yönelik değerlendirmeye konu edilebilir. İki tarafta yer alan üçer figürün ayak, baş ve kol hareketlerindeki farklılık ve uyumsuzluk, düşüncenin harekete iletimindeki yetersizliğe, hatta iletişimsizliğe ve kopukluğa işaret eder gibidirler.

Düşünme ve hareket, figürlerde gözlemlenmekle birlikte varlıklarıyla örtüşmüyorlar. Sonuç: Düşünce ve hareket bakımından insanın içine düştüğü karmaşayı, hatta kaosu çıkartabiliriz. En azından bende uyandırdığı izlenim böyledir.

Çizgine sağlık Hasan!