Çocukluğumda iki çizgi film vardı. Biri Voltran diğeri He-man. Voltranda parçalar birleşerek güç oluşturur ve savaşırdı. He-mande ise tek başına bir kişinin güç gösterisini seyrederdik. Son on yıllık siyasete baktığımda cocukluğumdaki bu çizgi filmleri yeniden hatırladım. On yıllık bir parti iktidar olmak için önce Voltran olmuş, sonunda He-mana dönüş-türül-müştü. Ve tabii ki güç onda olacaktı.
2002 şartlarıyla 2012 şartlarını gözden geçirdiğimizde, değişim için getirilen ama statükocu olan bir zihniyetle yaşadığımızın farkına varamadık. Üstelik, mantıksal bir kayma yaşadık.
2002de milletimiz ne yeni bir Menderes, ne de yeni bir Özal seçmedi. Sadece 54. Hükümetin icraatlarının devamını bekledi. Ama sonuçta ortaya ikinci Demirel çıktı. Bu gelişmenin farkına varılmasın diye, bu hükümetin tüm icraatları koalisyon dönemiyle karşılaştırılarak mantıksal hata sürekli büyütüldü.
Bu mantıksal hatayı ortaya koymak için sadece büyüme rakamları üzerinden iki tek parti dönemini karşılaştırmak yeterlidir. 1981-1990 arasında büyüme ortalaması 5,2 olurken, 2001-2010 arası büyüme ortalamasının 4,2 olması dikkatlerden kaçırılmıştır. Bütün bunlar yetmezmiş gibi 2023 gibi bir hayal satışı yapılmaktadır. Böylesi bir dönemi kapatmak ve milletimizin düşünmesini sağlamak için bir mola gerekiyordu, verildi çok şükür!
Evet bir mola verdik. Sahte bir gerçeklik algısı oluşturularak hiçbir şeyin sorgulanmamasını amaçlayanları tespit için bir mola... Sahte başarılarla insanları oyalamanın faydasız olduğunu idrak için bir mola... Reform yapması beklenen bu hükümetin verimlilik sağlamaya yönelik ucuz politikalarını anlamak için bir mola... İstikrarın on yıldır olduğu bu ülkede neden en çok sanayicilerin değil de bankaların kazandığını görmek için bir mola... Özelleştirme gelirleri yetmezmiş gibi toprak satışından gelecek mali imkanlara neden mecbur kaldığımızı düşünmek için bir mola... Şarkımızı beraber söylerken bir es verdik ve gördük ki; sadece biz ıslanmışız.
Sorunların daha derin, çözümün ise daha fazla hassasiyet istediği bir dönemde böylesine bir molaya ne kadar da ihtiyacımız varmış. Olayları millet lehine çevirecek bir bakış açısı, kuklayı değil kuklacıyı hedef alacak politikaları tespit için verilecek bir molanın hiç bu kadar faydalı olacağını düşünmemiştik. Bir mola verdik ve "tüccar siyaset"le bu milleti küçültenlerin "büyük millet"le nasıl bir güç peşinde olduklarını yeniden kavradık.
Gücü bu kadar önemsemek hayra alamet değil. Bir kadro partisi olarak kurulan ama sonunda tek adam görüntüsüne kavuşan bir siyasi hareketin büyük güç olması düşündürücüdür. "Tek başına" olsun, "anayasa" değişsin derken geldiğimiz noktayı tespit bile edemiyoruz. Çünkü, daha önümüzü göremezken 2023ü hatta 2071i hayal ediyoruz. Bu hamaset olsa gerektir ve bu hamaset, gizlenen sıkıntıların habercisidir.
Siyaset, millet lehinde olanı gerçekleştirmektir, güç lehinde olanı değil. Üstelik, sadece siyaseten doğruları değil, vicdanen ve ahlaken doğruları da ortaya koyma vaktidir. Elbette bunun bir bedeli vardır. Yapılan yanlışlara sadakat göstermesini bekleyen bir siyasi zihniyet bu bedeli ödeyemez ve bu bedel ödenmeden de yeni bir Türkiye inşa edilemez. Bunu anlamak için gereken mola verilmiştir. Bunu anlayanlara yapılacak anons da bellidir: Hareket saatiniz gelmiştir!