Haram kelimesinin etkisini azaltmayalım

Abone Ol

İsmini bildiğiniz, sevdiğiniz ve saygı duyduğunuz bir

hoca efendi veya şıh efendi için ben size O var ya o, ders arasında teneffüste

bir bardak şarap içmeden derse girmezdi desem, nasıl cevap vereceğinizi tahmin

ediyorum.

Veya İslam davası için bir zamanlar gece yarılarına kadar

planlar kuran o çok değerli bildiğiniz insanların yarısı, o toplantılarda

elinde içki bardağıyla fikirler ileri sürerdi desem, cevabınız yine aynı

şiddette olacaktır.

Şıh efendilerden filan, zina ederdi ve bunu bütün

müritler bilirdi desem yine kabul etmeyeceksiniz.

Kabul etmemekte haklısınız, böyle bir şey olmamıştır.

Ama dikkat edelim, kullandığımız kelimelere, kararlara,

fetvalara çok çok dikkat edelim.

Amerika 1993 yılında bütün dünyanın da uymasını istediği,

Kapalı Alanlarda Sigara İçme yasağıyla beraber dünya devletlerinin çoğunluğu

bu yasaya uydu.

Biz de uyduk. Burada sorun yok.

Keşke Amerika bu yasağı koymadan ve dünyaya baskı

yapmadan önce, biz bu yasağı ilan etseydik.

Biz de kapalı alanlarda yasak ilanını ciddi olarak ele

aldık ve otobüslerde, trenlerde, uçaklarda, gemilerde uzun yolculuklarda

boğulma durumuna gelen sigara dumanından kurtulduk.

Kurtulduk ama bizde de yasak uygulanıncaya kadar ağzını

açmayan hocalarımız hemen ekranlardan, kürsülerden, köşe yazılarından,

konferanslarından sigaranın kesin haram olduğunu yaymaya başladılar.

Yöneticiler de şaşıp kaldı. Yöneticiler, Yahu ben vurun

dedim, siz öldürüyorsunuz. Ben kapalı alanlarda içmeyi yasakladım, siz haram

deyiverdiniz. Bir şey haramsa her yerde haramdır diye akıllarından geçirmiş

olabilirler.

Eğer haram diyorsanız, bu yasaktan önce aynı okulda, aynı

medresede, aynı camide dini bir toplantıda sigara içerek fikir veya hüküm beyan

eden insanla, elinde rakı bardağı olan adam arasında ne fark var.

Teneffüste şarap içip Tefsir dersine giren bir hoca

olsaydı ona yapmadığı bırakmazdık ama sigara dumanını karşısındaki arkadaşının

ciğerlerine üfleyerek, İslam Devleti kurma toplantıları ne olacak şimdi.

Vefat eden bir tarikat şıhının müritleri, şıha yeni

intisab eden müridin, gidip şıhını görme imkânı yoksa şıhın fotoğrafını

gösteriyorlar.

Şıh, bir dağın tepesinde kayanın başına oturmuş, elinde

kendi sardığı sigarasıyla poz vermiş ve o fotoğraftan feyiz alıyorlardı.

Şu anda da almaya devam ediyorlar.

Şıhın sigara içmesini hoş karşılamıyorum ama şıh

müritlerine ikiyüzlülük yapmıyordu.

Türkiye nin en saygın hocalarından, şıhlarından, kanaat

önderlerinden birçoğu için Zina ediyor veya içki içiyor iftirası atıldığında

ayağa kalkanlar, eğer sigara için kesin haramdır diyorlarsa söylediklerini

yeniden gözden geçirmeleri ve Haram kelimesinin tarifini yeniden okumaları

gerekir.

Rabbimizin Kur an ında veya Sevgili Peygamberimizin Sahih

Hadislerinde açık ifadelerle yasaklanan haramlar arasında ayırım yapılmaz.

Ben Faizi yerim ama zina etmem.

Ben şarabı içerim ama faiz yemem.

Ben bunların hepsini yaparım ama yalan söylemem.

İşimiz iftira, yemeğimiz haram, içeceğimiz rakı ama ben

anamı babamı incitmem gibi haramlar arasında ayırım yapılmamalıdır.

Dinimizin yasak kıldıkları arasında ayırım yapmaya

gitmeyelim.

Fetva, adama dayanarak değil, delile dayanarak verilir.