Geçenlerde telefonla soru soran hanımefendi okuyucum "son sorum" diyerek şöyle bir soru sordu:
"-Yabancı erkek olmasa da hanımlar evde başörtüsüz dolaşınca melekler girmezmiş, öyle mi " dedi. Cevabım şu oldu:
-Bazı hadislerde "köpek, resim ve heykelin bulunduğu evlere meleklerin girmeyeceği" beyan edilmiştir.
Bir hadiste de, Hz. Aişe (R. Anhe) validemiz namahreme göre açık iken, Cebrail (AS) gelince Peygamberimiz (SAV)Efendimiz in ona örtünmesini söylediği zikredilir. Âlimlerimiz bu son hadisin bütün insanlara ve meleklere zikredilmesinin doğru olmayacağını bildirmişlerdir. Ayrıca, kadınların kimlere karşı nerelerini açabileceklerini ve nerelerini kapatmak zorunda olduklarını kaynaklarımız da çok net bildirmişlerdir.
Bütün bu beyanlardan çıkan sonuç şudur:
Bir hanımefendi evinin içinde veya başka bir yerde yalnızca kocasına karşı açamayacağı bir yeri yoktur. Kocası dışında bir takım namahrem olmayan yakınlarına başını, kollarını, küçük topuklarından sonra ayaklarını, boynunu açması câizdir. "Câiz"dir demek "mekruh değil"dir demektir.
Eğer genel olarak melekler avret yerlerinin açılmasından rahatsız olsalardı ve bu yüzden de açılmaması Allah (CC) ve Peygamberimiz (SAV) tarafından istenseydi (yani bunu bildiren ayet ve hadis olsaydı), âlimlerimiz (fıkıhcılar, tefsirciler, hadisleri şerhedenler) böyle bir meseleye "câiz"dir, "mekruh değil"dir hükmünü vermezlerdi.
Fıkıh kitaplarımızda beyan edilir ki, kadınlar evlerinde erkeklerine istedikleri kadar açılıp süslenebilir ve kokulanırlar. Çünkü kadınlık zinetle ikiz kardeş gibidir. Ancak kadın bir erkek için süslenebilir/süslenmelidir. O erkek de kocasıdır. Bunun dışındakiler için süslenmek, kokulanmak ve açılmak haramdır.
Aslında kadın kendisi zinettir. Yalnız bir erkeğin zineti ve medar-ı saadetidir. Öyle ise, bu hususi zinet sâir (başka) erkeklerin gözü önüne serilmemelidir. Bir kişiye ait olan bir hakkın kıyısından köşesinden niçin başkaları da istifade etsin.Günümüzde olduğu gibi başkalarını vücutlarından istifa ettirenler iffetsizliklerinden bunu yapmaktadırlar. Bu ne çirkin bir iğrençliktir.
Kadın gerçekten "bedenim benim" diyorsa ve bedenini korumayı önemsiyorsa, kendini "hırsız bakışlar"dan korumayı ve yaşantısında bu bakışları hesaba katmayı düşünmelidir.
Giyimde sınır tanımamak, cinsel gücü tahrikte de sınır tanımamak anlamına gelir. Çünkü tesettürden asıl gaye sadece teni kapamak değil, ten ile beraber fitnenin kapısını da kapamaktır. Yani önemli olanı yapmaktır.
Şu hususu dikkatlerden uzak tutmamak lazım: Kadın görülmesi gereken yere gelirken kesinlikle görülmeden kapanmalıdır. İffetli kadın budur. Meselâ pencereden bakacak, kapı çalındı kapıyı açacak. Bundan önce kadın kapatılacak yerlerini kapamalı, sonra bu işi yapmalı. Önce bakar ve açarsa, sonra kapamaya kalkışırsa fitne tohumunu eker. Felâkete sebep olur. Bunun şakası da yoktur. Kadın evde kocasının dışındaki mahremleri hususunda da "nasıl olsa bunlar benim mahremlerim" deyip açılıp dökülemez. Denebilir ki, "İnsan mahremlerine karşı fıtraten şehevani bir his taşımıyor. Çünkü mahremlerin simaları, akrabalık cihetinden meşru şefkati ve muhabbeti meydana getirdiğinden şehevani temayülü kırar."
Bu hususa itirazım yok. Ancak kadın, bacakları ve göğüsleri gibi şer an mahremlere de göstermesi caiz olmayan yerlerini açarsa süfli nefislere, çirkin bir hissin uyanmasına sebep olur.Çünkü mahremin siması/görüntüsü bozuk olursa şeytan sıkıntı verir. Açık bacak, açık göğüs veya bir başka uzuv nâmahrem ile müsavidir. Mahremiyeti yaşayacak alâmetler ortadan kalkınca şehvet hevesi uyanır. Bu da tüyler ürpertecek neticelere sebebiyet verir.
Böyle olunca Müslüman hanımefendiler nâmahremleri hususunda olduğu gibi mahremleri hususunda da Müslümanca tavır sergilemelidirler.