Hani Türkiye Uçuşa Geçecekti!

Abone Ol

İKTİDAR, milletimizin kendilerine verdiği büyük desteğin hakkını veremedi. Bazı faydalı şeyler yapsa da; bu yapılanlar, Cumhuriyet döneminde bir partiye verilen en yüksek halk desteği ile mütenasip değil. AKP’den başka hiçbir parti “tek başına” 20 sene iktidarda kalamadı. Türkiye, bu kadar uzun iktidar yıllarında bu hale mi gelmeliydi? Bunun iki temel sebebi olduğunu düşünüyorum: Birincisi, AKP’nin rakipleriyle kıyasıya kavgaya girmesi. İkincisi de, ileri seviyede dışa bağlılığı!

Hükümet, 20 senedir Türkiye’nin sorunlarını, halkın seçip TBMM’de temsil yetkisi verdiği siyasi partilerle bir kere olsun müzakere etmedi. “En doğrusunu ben bilirim” havasıyla, muhalefete üst perdeden bakan iktidar, sonunda ülkeyi çok tehlikeli bir noktaya getirdi. Saadet Partisi Konya Milletvekili Abdülkadir Karaduman TBMM’deki basın toplantısında, “AK Parti iktidarlarının faiz ödemelerinin 582 milyar dolara ulaştığını, saat başı 3.3 milyon dolar faiz ödediğini” (07.12.2022) açıkladı.

Böylesine iş bilmezlik, israf, yolsuzluk ve rüşvet söylentileriyle Türkiye nereye gider? Yalnız çıkarcılıkla hükümet etme anlayışının Türkiye’ye getirdiği tehlikeli noktanın farkında mısınız? AKP, Türkiye’yi değil; algıları yönetiyor. “AKP sorun çözmek yerine, göz boyamayı tercih eden bir noktaya geldi.” (Habertürk, Fatih Altaylı, 25.10.2022)

Hükümetin yanlış yönetimi ve tedbirsizlikleri; sel felâketleri, orman yangınları, maden facialarında can kaybına sebep olan noktaya ulaştı. Bu ihmallere hep seyirci mi kalacağız?

HALK ADINA UYARI!

Aziz milletimiz adına hükümete şu tarihi uyarımı yapmak zorundayım: Depremler son senelerde arttı. Bereket ki, şimdilik 5 şiddetini aşanların sayısı az. Önde gelen deprem uzmanlarından Prof. Dr. Naci Görür, hükümet ve yerel yönetimlerin, beklenen Marmara depremi konusunda “işbirliği yapmaması”ndan yakınarak yaklaşan tehlikeye karşı şu uyarıları yaptı:

“Hükümetle belediye kol kola vermezse, İstanbul’u depreme hazırlayabilir misiniz? Çocuk musunuz ya! Böyle şey olabilir mi? Benim halkım buna nasıl müsaade eder, nasıl hoş görür bunu? Belediye ve hükümet aynı telden çalmıyor maalesef! Bir bilim adamı olarak bunu görüyorum. İSKİ yüzde 90 kapasiteyle su tedariki yapıyorsa, yarın yüzde 30’a düştüğünde ne yapacağız? Deprem bu! Yangını bir taraftan, kirliliği bir taraftan! Zaman doldu. İnanılmaz şeyler olabilir.” (06.12.2022)

Hükümet hamaseti kullanarak yaptığı inanılmaz vaatlerin muhasebesini yapmalıdır. 2004’te liradan 6 sıfıratılınca, 1 dolar=1 lira yapacağı vaadinde bulundu. Bu amaçla 1 kuruşlukları tedavüle çıkardı. 1 kuruşluklar, paranın değeri hızla düşmesi karşısında 3-5 ay bile varlığını sürdüremedi. 2002’de dolar 1.41 lira idi. Bugün 18.65 lira. Hükümet, dolar karşısında Türk Lirası’nın değerini 14 kat düşürdüğü halde “başarı”(!) iddiasında.

AKP, başkanlık sistemine geçerken Türkiye’nin uçuşa geçeceğini söylüyor; genel başkanı, “Verin bu kardeşinize yetkiyi; faiz, enflasyon nasıl çözülüyor, görün etkiyi” diyordu. Bugün faiz, enflasyon zirve yaptı.

SUNİ GÜNDEMLER

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, hükümetin her ay suni gündemler oluşturup dikkatleri başka noktalara çektiğini açıkladı. Şimdi de “3 harfliler” diyerek, kontrol ve denetimini yapamadıkları, kendi dönemlerinin ürünü marketler zincirini hedef alıyorlar. Karamollaoğlu teşhisi koydu: “Suçlu marketler değil; iktidarın yanlış yönetimi ve beceriksizliğidir. Üç harfliler AKP, MHP ve RTE’dir.” (07.12.2022)

Saadet Lideri, Türkiye’nin hiçbir dönemde bu ölçüde Millî Görüş vizyonuna ihtiyaç duymadığını hatırlatarak sorunları sıraladı: “Rüşvet, iltimas, adam kayırma, torpil ve partizanlık sıradanlaşmıştır. Eğitim yazboz tahtasına dönmüş, aile yapımız bozulmuş, suç ve şiddet artmıştır. Ahlâkî ve manevi tahribat bütün sıkıntıların başındadır.”

Şiddet ve gerilim TBMM’ye kadar yansıdı. Hükümete mensup bir milletvekili, hükümeti eleştirdi diye bir milletvekili arkadaşını öldüresiye yumruklamış, hayati tehlike yaşamasına yol açmıştır. Milletin Meclisi “kabadayılık mekânı” haline getirilebilir mi? Orası kavga yeri değil; milletin sorunlarının çözüm merkezidir.

Sayın Karamollaoğlu, ülkemizde ve bölgemizde barış ve sükûneti sağlayacaklarını söyleyerek yapacakları icraatları anlattı: “2023, Türkiye’nin ‘değişim’ ve ‘dönüşüm’; ‘onarım’ ve ‘atılım’ yılı olacak. Ekonomiden siyasete; eğitimden adalete her alanda ortaya çıkan tahribatı çok kısa sürede ortadan kaldıracağız. D-8’leri etkili hale getireceğiz. Ülkemizi kesinlikle BOP’un bir parçası olmaktan kurtaracağız. Parti devletine son verecek; mutlak adaleti sağlayacağız. Hak gelince bâtıl zâil olacak.”

Güzel günler Türkiye’m!