Hükümetçe oluşturulan ve “Akil İnsanlar Heyeti”nde yer alan isimlerden Prof.Dr. Deniz Ülke Arıboğan, Akşam’daki yazısında “Kürt meselesinin çözümü çerçevesinde sağlamlaştırmaya çalıştırılan fay hatlarının, bir başka hatta enerji birikimine yol açmaya başladığını, görebildiğim kadarıyla tarihte ilk defa Türk kimliği kendisini kaybeden olarak konumlandırıyor ve savunma haline geçmiş durumda. Savunma haline gelen kimliklerin, üstelik de çoğunlukta iseler saldırgan hale gelmelerinin son derece kolay olduğunu biliyoruz” ifadelerini kullandı.
Sayın Arıboğan bu konuda huzursuz olmakta çok haklı. Fakat Sayın Arıboğan hangi Türklerin rahatsız olduğundan bahsetmemektedir. Gerçek anlamda bu ırkın mensupları olan insanlardan mı Yoksa Türk mefkûresine (ülkü, ideal) bağlı ve kendini bu ülkenin sahibi olduğunu düşünen ve kendini Türk olarak kabul eden Sabatay Sevi’nin tarikatına mensup vatandaşlarımızdan mı bahsediyorsunuz Sabataycılar rahatsızsa, inanın çok haklısınız! Sabataycılar (kriptolar, dönmeler) bürokratik oligarşinin temelini oluşturdular ve dayatmacı laiklik adı altında yıllarca bu ülkede Türk kimliğini dayattılar. (Ben hiç kimseye sabataycısın demiyorum! Sadece bir gerçeğe dikkat çekiyorum ve nefret söyleminde bulunmuyorum. Ülkeme zarar verenlere karşıyım, sizin gibi.) Sadece Kürtlere değil, İslam’ı yaşayanlara da zenci muamelesi yaptılar. (Bakınız, Türk filmlerinde hacı hocaları üçkâğıtçı olarak gösterdiler). Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi (KSÜ) Mehmet Akif Ersoy Kültür Merkezi’nde düzenlenen Temel Haklar ve Anayasa’ konulu konferansta konuşan Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç konuşmasında laiklik konusunda; ”Geçmişte bazı kavramların içi yanlış doldurularak laiklik adı altında olmadık maskaralıklar ortaya çıkarıldığını, ordu mensuplarının, namaz kılması disiplinsizlik sayıldı ve görevlerinden uzaklaştırıldı. İçi yanlış doldurulan kavramlarla bunlar hep izah edildi. Laiklik adı altında, olmadık maskaralıklar çıkardık ortaya. Din ya da dinsel duygular, inançlar ancak ve ancak kalplerde olabilir. Kalplerin dışına taşamaz. Kalbin içinde kilitli kalacak. Nasıl olacaksa Böyle bir anlayışla tarif edildi. Dünyada sadece 3 ülkede baskın bir laiklik uygulaması vardır. Amerika, Fransa ve Türkiye, diğer yerlerde de var, ama bu 3 ülkede farklıdır. Ne Amerika’da ne Fransa’da bile böyle bir şey yoktu. Ama biz Türkiye de bunun içini böyle doldurduk.” İfadelerini kullandı. Bir akademisyen olarak sormanız gereken “Uygulanan laiklik doğru bir laiklik mi” Yıllarca Erbakan hocam da aynı konuları kürsülerde bağırmadı mı Doğruları söyledikçe “İrticacı, gerici“ yaftası yapıştırdılar. Oysa ne diyor bir anlayalım demedi, aydınlar ve akademisyenler. Bugün çakma Türkler çıkarlarını kaybettiklerinden dolayı, panikleyebilir ve hatta çıkarlarını yeniden elde etmek için sokağa da çıkabilirler. Ama artık kaybedilenleri geri getiremezler! Olması gereken dayatmacı laiklik değil! Çoğunlukçu laiklik değil mi Devletin, bütün halklara eşit mesafede durduğu bir laiklik sistemi. Buna kim karşı olabilir ki
Aslında rahatsız olmanız gereken konu bu değil! Sayın Arıboğan, Eyüp Mevlevihane’de yapılan Akil insanlar toplantısında şahsınıza yazılı olarak şu şekilde soru sormuştum:” 1.soru: Amerikalılar bize federasyonu empoze ediyor. Barış süreci ile birlikte bizim almakta olduğumuz mesafe bizi şu noktalara götürüyor. Kuzey Irak’ta bir Kürt federe devleti kuruldu. Şimdi Suriye’de de kuruluyor. Türkiye’de reformların genel karakterine baktığımız zaman Türkiye’de orta vadede Kürt federe devletine bir gidiş görüyoruz. Bunu nereden anlıyoruz başkanlık sisteminden, bölge mahkemelerinin kurulmasından 29 il ile ilgili yapılan düzenlemelerden, yerel yönetimlerin güçlendirilmelerinden anlıyoruz. .2.soru: Devlet Bahçeli, Mesut Yılmaz ve Ecevit hükümetinin imzaladığı ve 2003 yıllında AKP hükümetinin onayladığı ikiz yasaların 1. Maddesi gereğince bu federasyon kurulabilir mi Ayrıca İsrail’in su sıkıntısının bertaraf edilmesinin, Yahudi Kürt devleti kurulmasıyla aşılabileceği görülmektedir. Ve ortada tam 30 yıldır süren bir savaş var! Bu barış süreci PKK’yı sanki kurtuluş savaşı yapmış gibi meşrulaştırmaz mı PKK’ya destek veren AB ülkeleri nasıl oluyor da bu sürece ses çıkarmıyor ”
Sorumu orada yanıtlamadığınız gibi, sosyal medya üzerinden de, “Soruma neden cevap vermediniz ”diye sordum. Onu da cevaplamadınız! Rahatsız olmanız gereken konu aslında bu olmalı. Siyasette hiçbir şeyin tesadüf olmadığını siz de benim kadar biliyorsunuz.
İslam’ı bilen ve yaşayanlar ırklara takılmazlar! Onlar bilirler ki; üstünlük ırkta değil, takvadadır. Ve yine bilirler ki, İslam bir şemsiyedir, bütün ırkları birleştirir ve kendinden olmayanı da kucaklar. “Yaratılanı severiz Yaratan’dan ötürü” sözünü bilir. Keşke bu konuda göstermiş olduğunuz hassasiyeti, üniversiteye alınmayan başörtülü kızlarımızın bozulan psikolojileri için de göstermiş olsaydınız! Belki bu konuda hassasiyet göstermişsinizdir. Biz bilmiyoruzdur. Lütfen yazın da öğrenelim!